Neden Millet Olarak Kurallara Uymuyoruz?

neden millet olarak kurallara uymuyoruzJaponlara eskiden beri bir sempatim vardır. En basitinden suşi yaparken o kadar özenli, o kadar nizamlı çalışırlar ki bir sanat eseri ortaya çıkarıyorlar diye düşünürsünüz ki gerçekten böyle olur. Günlük hayatlarında da o kadar düzenli ve kurallara uygun yaşıyorlar ki, millet olarak “Biz neden Japonlar gibi değiliz? Neden sürekli kuralları ihlal etmeye çalışıyor ve hatta bununla gurur duyuyoruz.” diye düşünmeden edemiyorum.

Türkiye’deki trafik kazalarının çok büyük kısmı kuralları ihlal etmekten kaynaklanıyor. Bile bile kırmızı ışıkta geçiyor, yasak olduğunu bildiğimiz hâlde saçma sapan yerlere arabamızı park ediyor, yayalara geçiş önceliği vermemek için resmen savaşıyor, trafikte her an bir yarış veya nefis mücadelesi içinde olacakmış gibi gergin oluyoruz. Bir kişiye yol vermek insanların ağırına gidiyor,hız limitleri son demine kadar tüketiliyor…

Sadece trafikte mi? Aslında hayatımızın her alanını düzenleyen çok önemli yazılı ve sözlü kurallar vardır. Yazılı olanlar genellikle yasa ile belirlendiği için, insanlar kendilerini bu kurallara “mecburen” uymak zorunda hissediyorlar. Sözlü hukuk kuralları ise, genellikle toplumun ahlâk ilkelerine göre oluşturulur. Mesela yerlere tükürmemek veya çöp atmamak, gece geç saatte insanları rahatsız edecek hareketlerden kaçınmak, bankada işlem yapabilmek için sıraya girmek… bunlara örnektir.

Peki biz ne yapıyoruz? Uçağımız havaalanına başarılı bir iniş yapıyor ve insanlar el bagajlarını alarak uçaktan inmeye hazırlanıyorlar. Uçaktan daha erken inebilmek için insanlar resmen birbirleriyle itişerek ilerliyorlar ve bu taşkınlık herkeste bir gerginlik yaratıyor. Peki bunun yerine uçağın en ön kısmındaki yolculardan başlayarak, sırayla arkada doğru uzayacak şekilde çıkmayı denesek? Böyle uygar bir ortamda, böyle bir davranış göstermek güzel olmaz mı?

Sinema gibi sosyo-kültürel bir ortama gidiyoruz. İçerideki film bitiyor, bir görevli salonu temizliyor ve yeni filme ayarlıyor. Derken salona izleyici almaya başlayınca herkeste bir telaş, bir acele… Yahu herkesin oturacağı yer belli değil mi? Veya herkes oturmadan film başlar mı? Zaten Türkiye’de parasını vererek izlediğimiz filmlerde bile yarım saat reklam izlemek zorunda kalıyoruz, bu acele neden?

Metro istasyonlarında inecek kişileri beklemeden, bir yandan binmeye çalışan kişiler sizin de sinirinize dokunmuyor mu? Apartman dairesinde sigara içen, yüzme havuzuna duş almadan giren, yüz metre fazla gitmemek için kavşağa ters yönden giren, banka sırasında kaynak yaparak önünüze geçen… insanlar sizi de çileden çıkartmıyor mu? Dahası bu insanlar yaptıklarını bir marifet olarak düşünüp, yaptıklarının yanlış olduğunu söylediğinizde pişkin pişkin gülüyorlar.

Umarım tez zamanda kurallara uymanın ayıp değil, gerekli bir şey olduğu bilincine varan çağdaş bir toplum olmaya başlarız.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.

Bu soruyu cevaplayın: Türkiye'nin başkenti neresidir?  


  Yukarı çık!