Sürrealizm / Gerçeküstücülük Akımı

Tarih: 21 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

sürrealizm nedir, temsilcileriSürrealizm, arı fikri, toplumsal ve ahlakça her türlü ön düşünce etkisinden kurtularak anlatma amacını güden sanat akımıdır. 1924 yılında kurulan gerçeküstücülük, düşüncenin gerçek işlevini sözlü ya da başka bir biçimde ifade etmek üzere seçilen katıksız ruhsal otomatizm. Düşüncenin her türlü ahlaksal ya da estetik kaygıdan uzak, aklın denetimi olmaksızın ortaya konması şeklinde tarif edilir.

Gerek söz gerek yazı gerek başka biçim ile düşüncenin gerçek çalışmasını anlatan, katışıksız ruhsal bir otomatizmadır. Akıl ve mantığın bütün kontrolünden, bütün estetik ve ahlaksal kaygıdan kurtulmuş olan düşüncenin anlatımıdır. Akıl ve mantığın bütün kontrolünden, bütün estetik ve ahlaksal kaygıdan kurtulmuş olan düşüncenin anlatımıdır.

Sürrealizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Philippe Soupaut, gerçeküstücülüğün ortaya çıktığı dönemi kendi ifadesiyle ‘bir tanık’ olarak şöyle anlatırken bir başkaldırı edebiyatı olarak da bilinen sürrealizmin şairlerinde başkaldırı gerçeğinin anlatır: …Savaş, yoğun propaganda… ‘toprağın edebiyatçıları’, eski muharipler..zafer baba…Versailes Antlaşması… Milyanlarca sic(ölü)… Sakatlar… Gazla zehirlenmişler… Yaralılar… Unuttuklarımı geçiyorum… Ama her şeyi unutmadım. Ve sonra doğuda Ekim ihtilalı vardı. Özünde olup bitenleri öğrenmemiz için sürekli kafa patlatılsa da bizim için düpedüz ihtilaldi. Doğrusunu söylemek gerekirse, sisler içinde yaşıyorduk. Bununla beraber giderek başkaldırmaya başladığımı anımsıyorum.

Dadaizm / Kuralsızlık Akımı

Tarih: 20 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

dadaizm nedir, özellikleri8 Şubat 1916 sıralarında Zürih’te Cafe Terrss’ta Tristan Tzaa, Hans Arp, Georges Ribemont Dessignes ile birlikte Larousse’nin rastgele bir sayfasını çekmişler ve buldukları “dada” sözcüğü ile dada ismi altında edebiyatta ilk isyan bayrağını açmışlardır. Dadaizm, şüphe içinde kalmayı uygun bulan, hiçbir şeyin doğruluğuna ve varlığına inanmayan; aklın hiçbir değeri olmadığını savunan edebiyat sanatçılarının parıltılı çabalarını hiçe saya, kendinden önceki tüm edebiyat akımları ile mizah yolu ile alay eden, edebiyat akımıdır. Dayandığı temel görüşler dayanıksız olduğu için 1916 ile 1922 yılları arasında yaşayabilmiştir.

Gözler (1976), yirminci yüzyıl edebiyat akımlarının gibi yıkıcı ve anarşist bir bir nitelik taşıdığını kübizmin, fütürizmin ve dadaizm bu yıkıcı akımlardan oluğunu ifade eder. Dadaizmin ortaya çıkışındaki nedenler.“ Dadaizm öncelikle birinci dünya savaşı yıllarında ve sonrasında dönemin dengesini yitirmiş bir kuşağın, ümitsizliği isyanı ve hayatın saçmalığına olan inancının ifadesi olarak doğar.

Triztan Tzara tarafından 1916 da ortaya atılmış dadacı görüş, özellikle bir anlamı olmadığı için seçilmiş bu sözcükle dadaistlerin bakış açısını yansıtan ilk özellikleri olarak gösterilebilir. “Kağıt parçaları üzerine sözcükler yazın, bunları bir şapkanın içine atıp karıştırın, sonra teker teker çekip bir kağıdın üzerine sıralayın; işte dadaizm. Dadaizmin, savaşı savunan ve savaşın yanında olan fütüristlere karşı gelişen çağdaş bir akım olduğu söylenebilir. Dadaizm, “Dil ve estetik kurallarını tanımayan, anlatımda başıboş bir yol tutan, bile bile kapalılığa sapan edebiyat çığırına denir.

Fütürizm / Gelecekçilik Akımı

Tarih: 19 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

fütürizm nedir, özellikleriYazın Akımları Özel Sayısı (1981)’nda fütürizm yerine “gelecekçilik” ifadesi kullanılmıştır. “Fütüristler, geleneksel şema ve şekilleri bir yana bırakarak, modern çağın, tekniğin, makine gücünün halde sağladığı ve gelecekte sağlayacağı bolluğu, refahı, huzuru savunurlar. Yıkıcı bir akım olarak nitelendirilen fütürizm, savaşı savunan bir başkaldırı akımıdır. Bu gelişen durum birinci dünya savaşının etkilerine bağlanabilir. Fütüristler; Sanatın baştan ayağa değişmesi, isteklerinin başında geliyordu. Ahlaka karşı idiler, geleneklere hücum ediyorlar, kitaplara saldırılıyordu.

O güne kadar yerleşmiş ve milletin değeri olan ne varsa ortadan kaldırmak istiyorlardı. Arkeoloji ve müzelere musallatılar. Bütün bunların yerine kuvvetin hızın sefahat ve makinelerle, makineli tüfeklerle yeryüzünün sağlığı demek olan savaşın türküsünü söyleyecek bir edebiyat ve sanat gerçekleştirmek istiyorlardı.

Fütüristlerin, geleneklere hücum edip makineye ve makineleşmeye hayran oluşları onların modern yaşantının verdiği yeni heyecanlardan doğan bir edebiyat akımı olarak da
anılmasına neden olur. Fütüristlerin “yenileşmenin tüm olanaklarına açılan bir yönelme” oldukları da ifade dilmiştir. Fütürizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Fütürizmin sanayi ve medeniyetin şekillendirdiği modern hayat ortamında doğduğunu ifade eden Çetişli, fütürizmin sanat ve hayat arasındaki kopukluğu koparmak için endüstrileşmenin sanata ve bütün insan hayatına aktarılma çabası ve girişimi olduğunu, fütüristlerin sanatın her türüne makineyi hızı ve dinamizmi sokmak istediklerini ifade eder. Ayrıca yirminci yüzyıl akımı olan fütürizmin bu bakış açısıyla dadaizme ve sürrealizme zemin hazırladıklarını da belirtir.

Kübizm

Tarih: 18 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

kübizm nedir, özellikleriKübizm, somculuk da denilen bu sanat akımı, yirminci yüzyıl başlarında İspanyol ressam Picasso tarafından resimde açılmış, sonra öteki sanat kolları ile birlikte edebiyata da geçmiştir. 1980 yıllarında empresyonizme ve o güne kadarki diğer sanat anlayışlarına tepki olarak doğduğu söylenen kübizm önce bir resim akımı olarak görüldüğü1913 den sonra edebiyatın şiir türünde özellikle etkili olduğu 1930’lu yıllara kadar etkilerinin devam ettiği ifade edilir.

Dünya edebiyatında; Max Jacob (1876-1944) Guillaumme Apollinaire (1880-1918), Andre Salmon (1881-1969), Blaise Cendrars (1887-1961) Jean Cocteau (1889-1963),
şiirleriyle bu akıma örnek gösterilmiştir.

Kübizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Kübizm, var olanı olduğu gibi anlatmak yerine sanatçının görmek istediği şeyi görmek istediği gibi anlatması olarak yorumlanır. Çetişli kübizmin orataya çıkışını anlatırken öncelikle geleneksel sanat anlayışı ve mimesisten söz eder. Esas olanı taklit etme olarak açıklanan mimesis, sanat eserinde diş dünya gerçeğini yansıtmak olarak kabul edilirken kübistlerin bu kabule karşı çıktıklarını, sanat eserinde gerçeğin benzerini yansıtmak zorunda olmadığına inandıklarını ifade eder.

  Yukarı çık!