Türk Edebiyatının Çin Edebiyatına Etkisi

Tarih: 26 Temmuz 2012  |   Bölüm: Edebiyat, Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

türk edebiyatının çin edebiyatına etkisiTürkler zengin sözlü edebiyat geleneğine sahiptiler. Bunların bazıları Çince kaynaklara geçerek günümüze kadar ulaşmıştır. Bunlardan biri “Tura Şarkısı”dır. “Tura Şarkısı”, Çincede “Chi Le Ge” (Türk Şarkısı) ismiyle bilinir.

Çin edebiyatında çok meşhur olan bu şiir, Japon Türkolog Masao Mori’ye göre, Bei Qi (Kuzey Qi) Devleti’nde bir general olan Hu Lücin (Altun) tarafından M.S. 546 yılında söylenmiştir. Turgun Almas, Hu Lücin (Altun) ismini Hogursur Altun olarak almıştır.

Hogursur Altun’un portresi ise Kuzey Qi döneminde yaşamış ünlü Uygur (Türk) ressamı Sao Zhongda tarafından tasvir edilmiştir.22 Tura şiiri aslen Türkçe olup, sonradan Çinceye çevrilmiştir.23 Bugün bile Çin’de herkesin ezbere bildiği bu şiirin Çince şekli şöyledir:

Chı le chuan, yin shan xia
Tian sı qiong lu, long gai si ye
Tian cang cang, ye mang mang
Feng chui cao di jian niu yang

Türkçe tercümesi ise şöyledir:

Tura vadisi, Çoğay eteği
Çadıra benziyor gök yüzü sanki
Kaplamış dört bucağı koynu
Gökyüzü masmavi, sınırsız bozkır
Rüzgâr esip otlar eğse baş
Gözükür arada koyun ve sığır.

Bu güzel pastoral şiirin Çin edebiyatında çok derin etki bıraktığı tartışılmazdır. Çin edebiyatı üzerinde Türk yazılı edebiyatının da etkisi söz konusudur. Örneğin Kumar, 8. yüzyılın sonu ve 9. yüzyılın başlarında yaşamış Budizm eğitimcisi ve şair olup Uygur (Türk) asıllıdır.

O, Miran’da, yani bugünkü Çarkalık’ta doğmuştur. Ana dili Uygurcanın yanı sıra, Çinceyi de çok iyi öğrenmiş, Çince olarak yazdığı şiirler son dönemlere kadar Çin okullarında okutulmuştur. Onun “Yazı Öğrenme”, “Çocuğuma Ders”, “Yırtıcı Kurtlar Üzerine Şikâyet”, “Kömürcü Dede” adlı şiirleri bulunmaktadır. “Çocuğuma Ders” adlı şiiri şöyledir:

Türkçenin Çinceye Etkisi

Tarih: 26 Temmuz 2012  |   Bölüm: Dil / Türkçe, Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

türkçenin çinceye etkisiDil sadece iletişim vasıtası değil, aynı zamanda kültür alışverişinin aracıdır. Milletler birbirlerinden kelime alırken aynı zamanda kelimeyle ilgili kültürü de almış olurlar. Türklerin Çinlilere verdikleri kelimeler bu bakımdan önem taşımaktadır.

Türkler, tarihin çeşitli dönemlerinde Çinceye pek çok kelime vermiştir. Liu Zhengyan, Gao Mingkai, Mai Yongqian, Shi Youwei gibi Çinli dilciler çeşitli dillerden Çinceye geçen 10.000 kelime (aynı kelimenin değişik şekilleriyle birlikte) tespit etmişlerdir.

Bunları bir sözlük hâlinde 1984’te Shanghai Sözlük Neşriyatı tarafından yayımlanan Hanyu Wailaici Cidian “Çincedeki Alıntılar Sözlüğü” (A Dictionary of Loan Words and Hybrid Words in Chinese) adlı kitapta vermişlerdir.

Bu sözlüğe göre, Huncadan Çinceye 28 kelime geçmiştir. Bunlardan chanyu “Hun Hükümdarı”, luotuo “deve”, xianbei “Siyenpi”, xingxing “şempanze” gibi 4 kelime bugünkü Çincede de kullanılmaktadır.

Hristiyanlık ve Türkler

Tarih: 22 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hristiyan türklerTürk Ortodokslarına ne zamandan beri “Karamanlılar” dendiği hakkında kesin bilgilere sahip değiliz. “Karamanlıca” adı verilen ve “Grek harfli Türkçe” yazının kullanılmaya başlamasını, şayet Türk Ortodokslarına, “Karamanlılar” adının verildiği tarihi kabul edersek, o zaman Fatih Sultan Mehmet dönemini esas almamız gerekecektir.

Gerçi Selçuklular dönemine ait, yazarı bilinmeyen, fakat XIII. yüzyılın ikinci yarısında yazılan bir kaynakta; “Yaranşahrda iki kilisenin inşa edildiği, bunlardan birinin Romalıların kilisesi, diğerinin de Karamanlıların kilisesi olduğu”21 belirtiliyorsa da, başka kaynaklarla desteklenmediği için şimdilik bu kaydın ihtiyatla karşılanması daha uygundur.

Daha önceleri Grek harfleri ile yazılmış birkaç Türkçe kelime bir yana bırakılırsa; Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethini takiben, Rum Ortodoks Patriği II. Gennadios Skolarius’un kaleme alarak Fatih’e sunduğu “İtikadnâme”nin tercümesi ile, “Karamanlıca” kullanılmaya başlamıştır.22 O zaman Karamanlılar adının da, bu İtikadnâme’nin Sultan Fatih’e takdiminden itibaren kullanılmaya başlandığı söylenebilir.

Osmanlı’da Hristiyan Türkler

Tarih: 22 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hz isa ve hristiyanlıkGagauzlar, Hıristiyan olmalarına rağmen, Hıristiyanlığın temel espirisine aykırı olarak kurban kesmekte, hatta Divanü Lugati’t-Türk’te izah edilen “ıduk” kurbanını “Allahlık” adı altında yaşatmakta; Türk destanlarında önemli bir yer tutan ve Türk kavimlerince kutsal kabul edilen kurt için “Kurt Bayramı” (Canavar Yortusu) kutlamaktadırlar.

Gagauzlar, Osmanlı idaresinde yaşadıkları süre içerisinde, Türk olmalarına rağmen Hıristiyanlıkları sebebiyle ihmal edilmiş; Rum ve Bulgar papazların dinî ve kültürel baskısı altında bırakılmışlardır. Bununla birlikte onlar bu dönemde Anadolu kültürü ile ilişkilerini “Karamanlıca” adı verilen Grek harfleriyle Türkçe yazılmış kitapları okuyarak sürdürmüş, bu kitaplardan birçok hikâye, masal ve türkü öğrenmişlerdir.

Romanya’dan gelerek Türkiye’ye yerleşmiş olan Gagauzlar, nüfus hüviyet cüzdanlarında din ve milliyetlerini belirten bir sütun olmadığından din ve mezhepleri yerine “Hıristiyan Ortodoks” olarak kaydedilmiş ise de 16.09.1943 tarihinde icra vekilleri Heyeti aldığı bir kararla bunları diğer Hıristiyanlardan ayırmak amacıyla mezhep sütununa “Türk Ortodoks” kaydının konulmasını uygun görmüştür.

  Yukarı çık!