Eski Türk Tarihinde “Harem” ve “Saray”

Tarih: 14 Nisan 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

türk tarihinde sarayEski Türk hakanlarının ordugâhlarındaki, “harem dairesi” de önemli bir yer tutardı. Eski Türk devletleri, savaş ve il almak ideali üzerine kurulmuş devletlerdi. Bu sebeple hakanlar, uzun süren savaşlara gider ve evlerinden uzak kalırlardı. Savaşlarda hakanların, harem dairelerinin yanında bulunması, eski bir Türk âdeti idi.

Bu savaşlar, yalnızca il almak amacı ile değil; yeni ülkeler alıp, yerleşerek, oturmak gayesi ile de yapılırdı. Bu sebeple, çoğu zaman askerlerin aileleri de, orduyu takip ederlerdi. Tarih kaynaklarında birçok bilgiler bulabiliyoruz.

Bu “göç orduları” hakkında Oğuz Kağan Destanları’nda da güzel hikâyeler okuyabiliyoruz. “Baş-hatun“, resmî törenlerde de hakanın yanında bulunurdu. Fakat bunun yanında, birçok sınıflara ayrılmış, pek çok da “câriye” vardı ki, bunlar başkalarına, pek görünmezlerdi. Bayan-Çur Kağan gibi  Uygur hakanlarının, Çin İmparatorunun öz kızı olan, “Çinli Hatunları” da vardı.  Eski Türkler bu gibi Çinli hatunlar için yine Çince‘den gelen “konçuy” deyimini kullanırlardı.

Baş Hatun’un Türk soylularından birisinin kızı olması, çok önemli bir şart idi. Bunun için de, Çinli Hatunlar, baş hatunun altında ve cariyelerin üst sınıflarında yer alırlardı. Göktürkler cariyeye “kün” derlerdi. “Kün” sözü, Uygur Türklerinde ise, “harem dairesi” karşılığı olarak, kullanılmıştı. Bu anlam biraz da, Çin deyimlerinin taklidi yolu ile meydana gelmişti.

Uygurlar, “harem dairesindeki câriye ve memurlar” için, “künteki kırkınlar“, deyimini de kullanırlardı. Harezmşahlar çağında, daha çok “hatunlar sarayı” deyimi, yayılmağa başlamıştı. Han otağlarının içinde de, birçok odalar vardı. Bu sebeple, hatunlarla cariyeler de, bu otağlar içinde barınabilirlerdi.

Sürrealizm Nedir?

Tarih: 13 Mart 2013  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

sürrealizm nedir, özellikleri, temsilcileriSürrealizm (Gerçeküstücülük), 1924 yıllarında Fransız şair Andre Breton tarafından ilkeleri ortaya konulan bir sanat akımıdır. Sürrealizmin sözlük anlamı,’gerçeküstü’ , ’gerçek dışı’dır. Gerçeküstücülük, bilinçaltımızdaki gizli psikolojik dünyayı serbest çağrışımla anlatmak gayesindedir. Sürrealizm; realizme karşıt bir edebiyat akımıdır.

Sürrealizm, Dadaizm’in akla, mantığa ve yerleşik kurallara isyan görüşünden hareket eden; bilinçaltının karmaşık dünyasını sanata aktarmayı amaçlayan bir akımdır. Sürrealist sanatçılar, bilinçaltı düşüncelerinin sanata aktarılmasında psikolojide çığırlar açan Freud’un ‘psikanaliz kuramı’ndan geniş ölçüde etkilenmiş ve yararlanmışlardır.

Psikolog Freud’a göre, insanın bilinçaltında gizlenmiş kuşkuları, eğilimleri, arzuları…rüyalarda bütün çıplaklığı ile kendini gösterir; sürrealistler bunu ‘düşüncenin gerçek faaliyeti’ olarak görürler. Onlara göre gerçek sanat eserleri bu faaliyetin yazılmasıyla ortaya çıkabilir. Bilinçaltı, sanatın gerçek kaynağıdır. Aklın ve mantığın kontrolünde yazılan eserler sahtedir.

Dadaizm’in devamı olarak kurulan sürrealizm, XX. Yüzyılın en önemli fikir hareketlerinden biri sayılır. Günümüzde müzik hariç, bütün sanat kollarında bu akımın etkileri görülür. Çeşitli kavram, değer yargılarını değiştiren, bilimsel gelişmelerin şaşırtıcı bir hızla ilerlediği yirminci yüzyıl, edebiyat akımlarında da türlü değişmelerin doğmasına yol açmıştır.

Mobil Yazı Denemesi

Tarih: 31 Ocak 2013  |   Bölüm: Bilgisaçar  |   Yorumlar: 2 yorum  |   Yazar:

Teknoloji artık öylesine güçlü bir biçimde hayatımıza girdi ki, artık en önemli işlerimizi bile internet dünyasını muazzam düzeyde kullanabilen türlü aygıtlarımız sayesinde çok rahat bir biçimde halledebiliyoruz.

İşte bu yazı da bir mobil yazı denemesidir. Ayrıca bu, kullanılan eklentinin ne kadar çalıştığını denetlemek üzere oluşturulmuştur. 🙂

20130128-043459.jpg

Esenlikle… 🙂

Türklerin Çin Kültürü Üzerindeki Etkileri

Tarih: 26 Temmuz 2012  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

türklerin çin kültürüne etkisiTürk-Çin ilişkileri binlerce yıllık geçmişe dayanmaktadır. Bu uzun tarihî süreç içerisinde, Türklerle Çinliler bazen hanedanlar arasında ilişkiler kurarak barış içinde bazen de çeşitli sebeplerle anlaşmazlığa düşerek savaşmak durumunda olmuşlardır. Dolayısıyla, bu ilişkinin her iki milletin kültürü üzerinde çok derin izler bırakmış olması gayet doğaldır. Bu izler gerek Türklerin gerekse Çinlilerin dil, edebiyat, sanat, ziraat gibi manevî ve maddî kültürünün her alanında görülebilmektedir. Bugüne kadar hep Çinlilerin Türk kültürü üzerindeki etkilerinden bahsedildi. Oysa Türklerin de Çin kültürü üzerinde çok derin izleri olmuştur.

Türklerin Çin kültürü üzerindeki etkilerini ele alırken, önce şu soruların cevabını aramak durumundayız. Çinlilerin “Hu” dedikleri kimlerdi? Yue-çiler kimlerdi? Onların Kuşan veya Küsenlilerle ne ilişkisi vardı? Hotenlilerin etnik kimliği neydi? Çünkü, bunlar eskiden Çin kültürü üzerinde önemli etkisi olan kavimlerdir.

Çinliler “Hu” kelimesini Çin’in kuzeyi ve Batı bölgesinde yaşayan Hun, Türk, Siyenpi ve diğer kavimler için kullanmışlardır. Ayrıca bu milletlerden Çin’e getirilen şeyleri de “Hu” kelimesiyle ifade etmişlerdir. Meselâ, “Hutao” (ceviz), “Huqin” (çalgı), “Hujiao” (karabiber), “Hugua” (salatalık), “Hushı” (börek, çörek), “Huma” (susam). Ancak “Hu” teriminden Türklerin mi yoksa Türk olmayan diğer kavimlerin mi anlaşılması meselesi başlı başına bir sorundur. Genellikle Uygur tarihçileri “Hu” terimini “Uygur” diye tercüme ederler. Yani bu terim araştırmacının yorumuna göre “Uygur”, “Türk” veya “Sogd” ya da başka bir kavim için kullanılabilmektedir.

  Yukarı çık!