Hamburger Gençliği

Tarih: 19 Nisan 2013  |   Bölüm: Kültür  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hamburger gençliği
Dengeli beslenme çok önemlidir. Ama bu çağda ne yazık ki hiçbir insan dengeli beslenmiyor. İnsanlar daha çok abur cubur yemeyi tercih ediyorlar. Bu beslenme alışkanlığı insanların hayatlarını mahvediyor. Günümüzdeki yemekler hiç sağlıklı olmadığı için, artık zararlı yiyeceklerden insanlar daha fazla yemek istiyor.

Bazen tabelalarda gördüğüm olmuştur. Bir yerde ev yapımı yemekler var. Diğer dükkânda ise hamburger satan bir yer. Fastfood (hızlı yiyecek) tarzı yiyecekler satan yerde çok, ev yemekleri satan yerde ise çok az müşteri var. Ülkemiz bu nedenle obezitenin tehdidi altına girmeye başladı.

Artık evde yemek yapmaya bile üşenen insanlar var. Arkadaşlar telefonu ellerine alıp bir pizzacıyı arayıp, pizza ve kola yemeyi marifet sayıyorlar. Belki ev yemekleri yeseler hem daha az para verecekler hem de daha sağlıklı beslenecekler.

Tatlı Huzur

Tarih: 19 Nisan 2013  |   Bölüm: Havadan Sudan  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

tatlı huzurKış ayları bittiğinde herkesin içinde tatlı bir huzur oluşur.  Bu tatlı huzurun sebebini herkes farklı şekilde açıklar. Belki de bu tatlı huzurun sebebi kuşların cıvıl cıvıl ötüşü, temiz hava, çiçeklerin mis kokusu ve insanların kar, yağmur ile mücadelesinin bitmesidir.

Hayvanlar da en az insanlar kadar baharın gelmesine çok sevinirler. Çünkü yiyecek ve içecek bulurlar. Ormanda rahat gezebilirler. Arılar çiçeklerden daha fazla petek toplayabilirler. Karıncalar yuvalarına erzak depo edebilirler.

Bahar geldiğinde insanlar etrafta tatlı ve huzurlu bir şekilde gezer. Herkesin içine güzel bir sevgi dolar. İnsanlar birbirlerine sevgiyle bakarlar. Tabiki bu bahar da bir gün bitecektir. Fakat önemli olan insanların içindeki bu neşe ve sevginin her zaman sürmesidir.

Türk Tarih ve Kültüründe “Saraylar”

Tarih: 17 Nisan 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hakan otağı, saray567 senesinde, Bizans’tan Batı Göktürk kağanlığına, Zemarhos adlı bir elçi gelmişti. Batı Göktürk kağanı İstemi Kağan’ı, altın otağında ziyaret eden bu elçi, Türk hakanının, “altın bir taht” üzerinde oturduğunu da görmüştü. Bu taht elçiye göre, “altından yapılmış dört arslan” üzerinde duruyormuş.

İkinci Uygur hakanı, Bayan-Çur Kağan da kendi Türkçe yazıtında bir “Saray“dan söz açıyordu. Uygur Türkleri saraya “org” adını verirlerdi. Sonradan bu söz, Türkçede “örüg” şekline girmiştir.

Uygur hakanının, çoğu zaman çadırda oturmasına rağmen, ayrıca bir de sarayının bulunduğuma bize anlatan bazı kaynaklar da vardır. Bir Arap gezgini “Uygur kağanının otağının, taştan yapılmış kendi sarayı önüne kurulduğunu” görmüştü. Kara-Balgasun şehrindeki büyük harabelerden anlaşıldığına göre, Uygur kağanının orada, sarayının da bulunması gerekiyordu. Bayan-Çur Kağan’ın kendi yazıtında “örg” diye bahsettiği şey, “saray” anlamına geliyordu. Fakat bu öyle bir saray idi ki, onun içinde hakanlık tahtı da, bulunuyordu. Bu sebeple örg kelimesi, Uygur Türkçesi’nde hem saray ve hem de taht  anlamına geliyordu.

“İl evi”, “ordu sarayı” ve “devlet evi”:

Türk hakanları yeni aldıkları ülkeler ile sınırlara “hâkimiyet sembolü” olarak, kendi saraylarını da yaptırırlardı: Saray ve onun içindeki taht, devletin yüksek hâkimiyetinin bir sembolü, idi. Bu sebeple adı geçen yazıt, saraya “İl örgi“, yani devlet sarayı da diyordu. Başka bir yerde de, aynı sarayı “il ebi” yani devlet evi adı ile adlandırıyordu. Türkçe yazıtlardan anlaşıldığına göre, hakanlar, yeni zapt ettiği yerlerde böyle saraylar yaptırıyor ve bu yolla o ülke üzerindeki hâkimiyetini içinde tahtı bulunan bu sarayla da sembolleştirmiş ve canlandırmış bulunuyordu.

Türk Kültüründe Sarayların Önemi

Tarih: 16 Nisan 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

türk tarih ve kültüründe sarayTürkler sarası bir yapı olarak değil, devlet teşkilatının iç ve dış merkezleri olarak görüyorlardı. Elbette ki bir otağ veya sarayın, sembolik olarak büyük bir önemi vardı. Fakat eski Türkler daha çok, “içtimaî bütün” ile “devlet teşkilâtının tümüne” önem verirlerdi. Devlet, “içre“, yani “içe doğru” ve “taşra” “dışa doğru” olmak üzere, ikiye ayrılmıştı. Eski Türkçede “îçre” sözü hakanın sarayı ile birlikte, ordugâh ve çevresindekileri de anlatırdı.

Hakanın hemen yanında bulunan, büyük memur ve komutanlara ise, “içreki“, yani içeridekiler, adını verirlerdi. Devlet, hakanın tahtı

ndan sınırlara doğru yayılan tıpkı iki uçlu bir yelpaze gibi görülürdü. Devlet otoritesinde her şeyi, bu “” temsil ederdi. Bu sebeple Türk devletine, tâbi olanlar için, “içikdi” yani “İçe girdi, hakana tâbi oldu ve Türk sınırları içine alındı” derlerdi. Çin’de söylenen deyimlerle de, yakın bir ilgi gösteren bu devlet anlayışı, Türk içtimaî hayatının, en derin yönlerine kadar sinmişti. Çinliler de “Nei” yani “” sözünü, isim, fiil ve sıfat olarak, aynı anlamlar için kullanmışlardı.

“Bark” taş yapı ve saray:

Bark” sözü, hakan sarayı için kullanılan, en eski bir Türk deyimi olmalıydı: Öyle anlaşılıyor ki Türkler, ilk zamanlarda taştan yapılmış yapılara bark diyorlardı. Kül Tegin’in, hatırası için yapılan taş binalara, eski Türk yazıtları , özellikle bu deyimi kullanıyorlardı. Bu yapılar, yaygın olarak, taştan yapılırlar ve ölen atanın resimleri, heykelleri ile türlü hatıraları da bu yapı içinde saklanırdı. Bu yapılar bir nevi “ata tapınağı” şeklinde olmalı idiler.

  Yukarı çık!