Dolaylı Tümleç (Yer Tamlayıcısı) / Cümlenin Öğeleri

Tarih: 5 Haziran 2013  |   Bölüm: Dil / Türkçe  |   Yorumlar: 2 yorum  |   Yazar:

cümlenin öğeleriYüklem ve özne dışında kalan öğeler tümleç genel başlığı altında toplanır. Bunlardan nesne, durum eklerinden -i ekini, dolaylı tümleçler ise, -e, -de -den durum eklerini alır. Yüklemle doğrudan ilgili olan nesnedir, -e, -de, -den durum eklerini alan tümleçler yüklemle dolaylı olarak ilgili olduklarından bunlara dolay­lı tümleçler veya yer tamlayıcıları denir.

Dolaylı tümleçler yalnızca yüklem durumundaki fiilin değil, cümledeki çe­kimli fiillerin, fiilimsilerin (mastarlar, zarf – fiiller ve sıfat – fiiller) anlamlarını yer, açısından tamamlayan kelimeler veya kelime gruplarıdır.

Bazı gramerciler, dolaylı tümleçlere, ağır basan yer bildirme özelliklerinden dolayı yer tamlayıcısı adını verirler, -de bulunma durumu eki almış tümleçlere bu terim daha uygun düşer. Biz okul kitaplarında da kullanıldığını göz önüne alarak dolaylı tümleç terimine de yer verdik.

Cümlede ister zamir, ister isim, ister sıfat olsun genellikle dolaylı tümleç olabi­lir. Fiillerin isimleştirilmiş şekilleri de cümlede dolaylı tümleç durumunda bulunur. Doktor bize geldi. Şu yaşlıdan sor. iş olacağına vanr örneklerinde görüldüğü gibi -e yönelme durumu eki biz zamirine, -a yönelme durumu eki – acak ekiyle isimleş­tirilmiş olmak fiiline ve yaşlı sıfatına gelerek birer dolaylı tümleç yapmıştır.

Dolaylı tümleç yapan eklerden birini alan sıfat, artık isimleşmiş olur. Gemi açıkta seyrediyor.

Zarf Tümleci / Cümlenin Öğeleri

Tarih: 4 Haziran 2013  |   Bölüm: Dil / Türkçe  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

cümlenin öğeleriCümlede yüklemin anlamını zaman, durum, tarz, nicelik (azlık, çokluk), se­bep, ölçü ve soru anlamları katarak tamamlayan tümleçlere zarf tümleci deriz. Son yıllarda cümle bilgisi ile ilgilenenler, bunları birer tümleç değil de doğrudan “zarf” diye adlandırıyorlar.

Vazonun çatlak olduğunu ancak eve geldiğinde anlamıştı. Bu cümlede gel­diğinde her ne kadar bulunma durumu ekiyle kurulmuş bir fiilimsi olarak görülü­yorsa da, anlamıştı yüklemini zaman bakımından sınırlayan, anlamını değiştiren bir zarf tümlecidir, geldiğinde yerine geldiği zaman zari tümlecini koyduğumuzda anlamda bir değişiklik olmaz.

Tren geldikçe rahatsız edilmiş bin suratla ortaya çı­kan istasyon memuru, işi biter bitmez, derhal odasına çekilirdi örneğinde biter bitmez ve derhal zarfları çekilirdi yüklemini tarz açısından sınırlamaktadır. Bu cümlede geldikçe kelimesi de zarftır. Ancak sınırlandırdığı rahatsız edilmiş fiili bu cümlede surat kelimesinin sıfatı olmuştur. Dilimizde, bu şekilde zarf fiil ekleriyle (-dıkça I -dikçe, -ınca / -ince, -arak / -erek) kurulmuş tümleçler çok yaygındır.

Oldukça zengin. Hiç evlenmemiş. Çok iyi yüzüyor, iyice pişir. Dostça davranalım örneklerinde görülen, sıfatın ve fiilin anlamını değiştiren oldukça, hiç, çok iyi, iyice, dostça kelimelerinden tutun da aşağıda örneklerini verdiğimiz zarf grup­larına kadar çeşitli yapıdaki şekiller, eğer yüklemin veya cümledeki bir fiilimsinin anlamını tarz, zaman, sebep, nicelik (azlık, çokluk), ölçü bakımlarından sınırlıyor­larsa, zarf tümleçleri sayılırlar.

Atatürk’ün Ölümü

Tarih: 3 Haziran 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: 8 yorum  |   Yazar:

atatürkün ölümüAtatürk yapmış olduğu büyük çalışmalardan dolayı son zamanlarda rahatsızdı. Hastalığı nedeni ile ilk defa 17 Ekim 1938’de komaya girmiş ve bu koma 18 Ekim günü de devam etmiş, 19 Ekim 1938’de yavaş yavaş komadan çıkmıştır. Bu günlerde Fransa’da bulunan Prof. Fissenger ile telefonda irtibat kurulmuş ve tavsiyeleri alınmıştır.

Atatürk’ün geçirmekte olduğu rahatsızlığa ait Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tebliğlerinde, hastalığı karaciğer hastalığı olarak belirtmiş ve 22 Ekim 1928’e kadar sabah ve akşam olmak üzere iki defa tebliğ yayımlamıştır.

Atatürk 29 Ekim 1938’de, Cumhuriyetin 15. yıldönümü dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti Ordusu’na yayımladığı mesajda “Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dahilî ve haricî her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an yapmaya hazır ve âmâde olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır” demekteydi.

8 Kasım 1938’de ikinci defa ağır komaya giren Atatürk’ün ağır durumu 9 Kasım’da da devam etmiş, 9 Kasım günü Cumhurreisi Genel Sekreterliği saat 10.00, saat 20.00 ve 24.00’te yayımladığı tebliğlerde durumun kötüye gittiğini beyan etmiştir. Gösterilen bütün ihtimama rağmen Atatürk Dolmabahçe Sarayı’nda 10 Kasım günü saat dokuzu beş geçe ölmüştür.

Hatay Sorunu ve Çözümü

Tarih: 2 Haziran 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hatay sorunuTürk Hükûmeti’nin 9 Ekim 1936’da Fransız Hükûmetine, Antakya-İskenderun Sancağı’na bağımsızlık tanınmasını isteyen notasına, 10 Kasım 1936’da Fransızlar bir nota göndermek suretiyle karşılık verince, bu notaya 17 Kasım 1936’da Türk Hükûmeti cevap vermek zorunda kalmıştı. Fransızlar, buna karşılık olarak 1 Aralık 1936’da Türk Hariciyesi’ne bir diğer nota yollamışlardır.

Mustafa Kemal, Hatay sorunu üzerinde dikkatle durmaktaydı. Atatürk Hatay sorunu ile ilgili olarak, 22-26 Ocak 1937 tarihlerinde Kurun Vakit gazetesinde Asım Us’a kendi tarafından dikte ettirilen, fakat, Asım Us’un imzasını taşıyan beş makale yayınlatmıştır. Nihayet, yapılan teşebbüsler başarıya ulaşmış ve 27 Ocak 1937’de Cenevre’de Milletler Cemiyeti’nin toplantısında Hatay’ın bağımsızlığı kabul edilmiştir. Cemiyet 25 Şubat’ta Anayasa Komisyonu kurmuştu.

Hatay’ın bağımsızlığa kavuşması nedeniyle Başvekil İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapmış olduğu konuşmada şöyle demiştir. “Büyük Şefin, insanlık yolunda millî bir davayı neticeye yaklaştırmaya matuf gayretlerini takdir borcumdur”. Gerçekten de Atatürk’ün şahsi teşebbüsleri ile elde edilen bu sonuç, ilerde ister istemez Hatay’ın Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlanmasını temin edecektir. Türkiye Büyük Millet Meclisi “Hatay Davasının başarılması sebebiyle Atatürk’e, İsmet İnönü Hükûmetine ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’a teşekkür edilmesi” ve “Kahraman Ordu’ya selâm gönderilmesi” yolunda 29 Ocak 1937’de bir karar almıştır. Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne 1 Şubat 1937’de teşekkür etmiştir.

Hatay’ın bağımsızlığa kavuşması nedeniyle yurdun her köşesinde coşkun gösteriler ve mitingler düzenlenmiştir. Bunlardan 31 Ocak 1937’de İstanbul Beyazıt Meydanı’nda büyük bir miting yapılmış ve mitingden sonra halk vapurlarla Dolmabahçe Sarayı önünde Atatürk’e büyük tezahürat yapmış ve Atatürk balkona çıkarak halkı selâmlamıştır. Aynı gün, Ankara’nın Ulus Meydanı’nda da bir miting yapılmıştır.

  Yukarı çık!