Mehmet Emin Erişirgil

Tarih: 21 Haziran 2014  |   Bölüm: Biyografi  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

mehmet emin erişirgilMehmed Emin, Avni Başman ile birlikte pragmatik felsefeyi bizde temsil eden, yayan ve Millî Eğitim Bakanlığı’nda yerleştirmeye çalışan kimsedir. Mehmed Emin, Felsefe tarihine Kant’tan başlamış ve sonra Renouvier’e geçmiştir. Kendisi, bir çeşit Mutlak’ı bildirecek sezginin bir bilgi kaynağı olabileceğine inandığı için William James’in pragmatik felsefesini benimsediğini söylüyor.

Mehmed Emin, vatandaş ruhlarını birbirine bağlayacak manevî birliği sağlamak için, İstiklâl Savaşı, yardımcı olabilir, inancındadır. Ona göre, Türk’ün bu savaştaki fedakarlığını duyuracak bir sanatçı, o hayatı izah edecek bir filozof, gerçek eğiticiler olacaktır. İstiklâl Savaşı, bize şu felsefî hakikatleri öğretmiştir:

1) İnsanlığın kudreti iradedir. Fikirlerimiz pratikten doğar. Bir fikir, irade gücünü ne kadar artırır, hayatı güçlendirirse, o derece doğrudur.
2) İnsanlığı yücelten pratik ve iradedir. Zira bir düşüncenin doğruluğu bizi tabiat ve toplumda etkili kıldığı zaman anlaşılır.
3) Yaşamanın gayesi, onu kuvvetlendirmektir.
4) Kişi toplumsallaştıkça şiddetli ve zengin bir hayat yaşar.
5) Mutluluk iradedir. Dolayısıyla mutluluğu kuvvetli bir pratik hayatta hareketli yaşamakta aramalıdır.

Milliyetçilik Nedir?

Tarih: 10 Haziran 2014  |   Bölüm: Türkçülük  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

milliyetçilik nedirOsmanlı idaresindeki etnik grupların, ayrılıkçı azınlık milliyetçilik hareketlerini hızlandırmaları ve Balkan Harbi’nde, Balkanlar’dan Anadolu’ya gelen göçmenlerin Osmanlı idaresinde hakim duruma geçmeleri üzerine Türkçülük hareketi de daha güçlü olarak sahneye çıktı. Ziya Gökalp ve arkadaşlarının sistemleştirdiği Türkçülük, Cumhuriyet döneminde Halk Fırkası’nın altı ilkesinden biri olan “Milliyetçilik” olarak kendini göstermiştir.

Milliyetçilik nedir? Bu soruya değişik kesimlerden çok farklı cevaplar verilmiştir. Hatta milliyetçi bilinen ve aynı grupta yer alan kimselerin verdiği cevaplar bile çok farklı olabilmiştir. Bahis konusu olan Türk milliyetçiliği olduğuna göre; Türkiye’nin ve Türklerin maddeten ve manen yükselerek dünyada eski itibarlı ve üstün mevkiine ulaşmasını gaye edinerek davranmaktı denebilir. Bu yükselme de maddî ve manevî unsurların dengeli bir terkibi ile mümkün olabilir. Milliyetçi hareket eğitim, sanayi, tarım, dil, tarih ve din kavramları etrafında halk ve aydının kaynaştığı bir akımdır. Bu akım Türk dünyasını, Türk tarihini ve kültürünü bir bütün olarak görür. Asya, Selçuklu ve Osmanlı tarihlerinin mirasçısı olarak Türk ve İslâm dünyasının manevî lideri olarak Büyük Türkiye’yi gerçekleştirmek. Buna Mehmed Kaplan “Büyük Türkiye Rüyası” diyor. Ziya Gökalp de “Türk’ün beynelmileliyeti İslâm dünyasıdır” diyordu.

Milliyetçilik, dilde sade ve nesiller arası ve kültürel kopukluğa meydan vermeyen, nesilleri çatıştırmayan güzel Türkçeyi esas alır. İktisatta özel teşebbüse ağırlık veren, devletin düzenleme ve kontrol gücünü muhafaza eden bir anlayışa itibar eder. Dinde Türk milletinin bağlandığı değerlerin, kaynağı olan İslâm tam bir bağlılığı esas alır. Bu milliyetçilik ırkçı değildir; insanları ve insanlığı sever; saldırganlığı kabul etmez, barış olup milletin menfaatlerini, değerlerini ve kültürünü korumayı ön plâna alır.

Türkçülük Mücadelesinde Atsız Olmak

Tarih: 14 Ağustos 2012  |   Bölüm: Türkçülük  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

atsızTürkçülerin yoluna ışık tutmuş olan Nihal Atsız’ı anlatmak hiç de kolay değildir. Tanrı tarafından özel bir insan olarak yaratılan Atsız, herkese nasip olmayan birçok vasıflarla donatılmış müstesna bir insandır. Onun tarihçiliği, romancılığı, şairliği tartışılamaz bir üstünlüktedir; ama Atsız’ın en değerli niteliği su katılmamış Türkçülüğüdür. Türkçülük mücadelesinde onu diğerlerinden ayıran özelliği ise bilgisinin dışında demir gibi sağlam olan kişiliğidir. Fikirleri herkes tarafından benimsenmese bile sahip olduğu kişiliğinden dolayı birçok kişi tarafından takdir kazanmıştır. Türkçülük Ülküsü’nün bütün zahmetini ve zorluğunu tek başına sırtlaafinış ve bu uğurda birçok fedakârlıkta bulunmuştur. Türklüğün bekasını sağlamak için bütün ömrünü Türkçülük ÜlkKü’ne bağışlamış o-lan Atsız, Türklüğü yüceltmek uğurunda yaptığı çalışmalardan dolayı kendi ülkesinde özgiîrlüğü elinden alınmış ve hapse atılmış, sürgün edilmiş, öğretmenlik vazifesine son verilmiş, açığa alınmış, işklnceler görmüş ve ilerleyen yaşına rağmen Türkçülük davasından vazgeçmemiş, ömrünün son yıllarını bile hapiste geçirmiştir.

Türk Gençliği’ni yetiştirmek, onların şuurlarını aydınlatmak için verdiği mücadelede kendi çotuklarıyla bile yeterince ilgilenememiştir ve en önemlisi tüm biKyaşaaıguplumsuzluklara rağmen şevki kırılmamış, umutsuzluğa kapılmamış, son nefesine kadar ülküsü uğruna’yaptığı çalışmalara devam etmiştir.

Bugünün Türkçüleri öncelikle şunu bilmelidirler: Şahsi telakkilere göre Türkçülük olmaz. Herkettn kendine göre bir Türkçülük telakkisi bulunursa iş arapsaçına döner. Bizim bugünkü dağınıklığımızın asıl seb^i budur. Her önüne gelen “Bana göre Türkçülük…” diye başlayan anlatımlarda bulunursa asla bir birlik sağlayamayız. Daha kötüsü ise bizimle aynı düşünmeyen diğer Türkçüleri “kötü kişiler” olarak algılarız. Bu tür ayrılıklar bizlerin aleyhine olan hareketlerdir. Bu yüzden Türkçülük hakkında esaslar, ancak bilgi sahibi ve yetkili kişile rafından ileri sürülürse bir değer taşır.

  Yukarı çık!