Çin Resimciliğinde Türklerin Etkisi

Tarih: 26 Temmuz 2012  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

türklerin çin kültürüne etkisiSui Sülâlesi Dönemi’nin sonlarında ve Tang Dönemi’nde Budizm kültürünün hakim olduğu Küsen (Kuça), Hoten, hatta bugünkü Çin’in Gansu eyaletindeki Dunhuang’da resmin çok geliştiğini görüyoruz.

Doğu Türkistan’daki “Ming Öy” (Bin Buda Mağarası) diye adlandırılan tapınakların duvarlarına çizilen resimler gerçekten herkesi hayretler içerisinde bırakmaktadır. Resmin bu denli gelişmesinin sebebi, iyilik ve güzelliğin sembolü olarak hayal edilen Buda’yı tasvir etmenin ve Buda’ya hizmet eden evliyaların portrelerini çizmenin “sevap” olduğu anlayışının toplumda temel ideoloji hâline gelmiş olmasıdır.

Budistler müzik ve resim vasıtasıyla mistik hava yaratıp Budizm’in insanların zihnine ve gönlüne işlemesini sağlamaya çalışmışlardır.

Sayrami’nin kitabına göre, Sui ve Tang Sülâleleri Dönemi’nde yetişmiş ünlü Uygur ressamları ve onların eserleri şunlardır:

Cao Zhongda (Okunuşu: Sao Zhongda): Sayrami’ye göre, Sao Zhongda Küsen berbapçılarından Sao Pomin’in torunudur. Kuzey Qi (M.S. 550-571 yıllar), Kuzey Zhu (M.S. 557-581 yıllar) ve Sui (M.S. 581-618 yıllar) Sülâleleri Dönemi’nde yaşamıştır. Çizdiği Buda resimleriyle ün yapmıştır. O aynı zamanda pek çok Budist ressamı yetiştirerek “Ressamların üstadı” unvanına erişmiştir. CIHAI’ye (Kamus) göre ise, Sao Zhongda Kuzey Qi döneminde yaşamış ressam olup, asıl ülkesi bugünkü Özbekistan’ın Semerkand bölgesidir.

Mai ve Siyah (Halit Ziya Uşaklıgil)

Tarih: 7 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

mai ve siyahA. Cemil, çok doğru, iyi kalpli bir avukatın oğludur. Annesi ise erdemli bir kadındır. Öğrenimine resmi okullarda başlar. Öğrenimi sırasında babası vefat eder. Okulu bitirir bitirmez kız kardeşine ve annesine bakmak zorunda kalır. Fakat elinden fazla bir iş gelmemektedir. Bu dönemde gecesini gündüzüne katarak Fransızca kitap tercümesi yapar fakat emeğinin karşılığını alamaz. Yabancı dil bildiği için sadece evlerde ders vermektedir. Bir de şiir yazmaktan başka bir becerisi yoktur.

Ders verdiği öğrencilerin yaptığı şımarıklıklar onu bezdirmiş ve bu işi bırakmasına sebep olmuştur. Gittikçe umutsuzluğa kapılmıştır. Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’yla evlenecek midir? Edebiyatımıza yeni bir yön verebilecek midir? En sonunda Mirat-i Suun adlı gazetede iş bulur ve gazetede tercümeler yapmaya başlar. Hayatı az çok düzene girmeye başlar.

Hatta gazete sahibinin oğlu Vehbi Efendi, A.Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. O zaman Süleymaniye’de eski bir evde oturan A.Cemil kız kardeşini bahtiyar görmek hevesiyle, güzel bir düğün yapar. Ama bu evlilik, o zamanın evlenme şartları yüzünden başarılı olmaz. Evlenenler daha önceden birbirlerini tanımadıkları için, bağdaşamazlar. Vehbi Efendi gayet kaba, boyuna içen, küstah bir kimsedir. Bir gece Vehbi Efendi hamile olan İkbal’i öyle hırpalar, öyle bir tekme atar ki, zavallı kadın çocuğunu düşürür. A.Cemil çıldırmış gibidir, onu Ali Şekip zor zapt etmektedir. Kız kardeşini ölümden kurtarması lazımdır. Aldığı bütün tedbirlere karşı İkbal’ı ölümün pençesinden kurtaramaz.

  Yukarı çık!