Korku (Nasrettin Hoca Fıkraları)

Tarih: 26 Mart 2012  |   Bölüm: Gülünç  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Nasrettin Hoca gece yansı kapısı önünde bir patırtı duymuş, susup dinlemeye başlamış. İki hırsız baş başa vermiş, konuşuyorlarmış: “İçeriye girip Hoca’yı boğazlayalım. Oğlağını kesip karnımızı doyuralım. Karısını dağa kaldıralım, evini de soyalım.”

Nasrattin Hoca: “Amanın!” diye feryadı ba-sınca, hırsızlar korkup kaçmışlar. Karısı:

Aman ne de ödlekmişsin, demiş. Ne kadar da korktun.

Nasrettin Hoca:

Tabiî, sana göre hava hoş. Ne olursa oğ-lakla bana olacaktı.

Hatırını Sorayım (Nasrettin Hoca Fıkraları)

Tarih: 26 Mart 2012  |   Bölüm: Gülünç  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Bir ramazan gününde Nasrettin Hoca da iftara davetliymiş. Son derece acıkmış olan Hoca, yemek odasına girip de hindi dolmalarını, baklavaları, börekleri yan yana sıralanmış görünce, ağzının suyu akmış. Derken efendim top patlamış, Hoca hemen sofraya kurulmuş. Sofraya nefis bir işkembe çorbası konulmuş. Ev sahibi kaşığı daldırıp tadına baktıktan sonra:

_ Hay Allah müstahakınızı versin, buna sarımsak koymuşsunuz. Çabuk kaldırın! diye bağırmış.

Nasrattin Hoca, önünden tüteye tüteye giden çorbaya bakarak bir yutkunmuş. Fakat yerine gelen hindi dolmasının iştah açıcı dış görünüşüyle teselli bulmuş.

Ev sahibi dolmadan bir lokma alınca, kaşlarını çatmış:

Orta Hallisi Yok Mu (Nasrettin Hoca Fıkraları)

Tarih: 26 Mart 2012  |   Bölüm: Gülünç  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Nasrettin Hocaya sormuşlar:

– Hocam, Arapça bilir misin?

Elbet, bu lisanda oldukça bilgiliyim.

– Çok güzel, efendim, Arapçada file ne derler?

Nasrettin Hoca, bir an düşündükten sonra:

– Aman efendim, demiş, pek yüksekten sormaya başladınız. Şunu biraz alçaltınız, ufağını sorunuz.

Peki, pireye ne derler?

Uzgele, Nasrettin Hoca bu sözün Arapçasını biliyormuş:

Ganem, demiş.

Kuzuya ne diyorlar?

Ona Arabistan’da bir sene bir şey demiyorlar; bir sene sonra yine ganem diyorlar, cevabını vermiş.

Yanlış Anlaşılan Meram (Nasrettin Hoca Fıkraları)

Tarih: 26 Mart 2012  |   Bölüm: Gülünç  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Nasrettin Hoca bir gün yolda çok yorulmuş. “Ah Yarabbim, ne olur bana bir eşek göndersen de, sırtına binip rahat rahat gitsem!” diye dua etmiş; dinlenmek için yol kenarında bir ağacın gölgesine uzanmış. Derken züppelerden biri öteden beri gelirmiş. Hocayı görünce sırf şirretlik olsun diye:

– Kalk be Hoca, demiş. Ne yatmışın oraya domuz leşi gibi? Tembellik zamanı değil. Al bakalım şu sıpayı sırtına da çıkar şu yokuşu.

Nasrettin Hoca, korkusundan titreyerek hemen fırlamış, koca sıpayı sırtladığı gibi yokuş yukarı tırmanmaya başlamış. Kan ter içinde kalmış. Gözlerini göğe doğru kaldırarak:

Hey Allahım, demiş, ben senden eşek istedim, ama binmek için, sırtıma bindirmek için değil. Yoksa, meramımı yanlış mı anladın?

  Yukarı çık!