Cumhuriyet Döneminde Müzik

Tarih: 1 Haziran 2013  |   Bölüm: Müzik  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

cumhuriyet devri müzikCumhuriyet devrinde Hüseyin Sadettin Bey, Viyana Konservatuarı’ndan mezun olan Hasan Ferit Bey, Prag’dan Halil Bedi, o tarihlerde daha öğreniminde olan Necip Kâzım Bey, eserler vermeye başlamışlardır. Musa Süreyya’nın yönetimi altında iki kısımlı bir musiki okulu olan Darülelhan’ın ismi daha sonra İstanbul Konservatuarı olacaktır. Darülelhan Heyeti Union Francaise’de sekiz, Elhamra’da altı konser vermiştir.

Ankara’da Riyaset-i Cumhur Orkestrası ve Musiki Muâllim Mektebi mevcuttur. Cemal Reşit’in (Rey), on iki halk türküsü, halk dansları ve orkestrası eşliğinde uygulanmasını solist olarak yaptığı piyano konçertosu Paris’te başarı ile çalındı. Hasan Ferit (Alnar), Viyana’da konserler verdi. Batı ülkelerinde Ekrem Zeki, Ulvi, Refik, Necdet, Ferhunde eğitim görmektedir. 1923-1933 arasında pek çok yabancı İstanbul’da konser verdi. Münir Nurettin Selçuk Türk müziğini en iyi temsil edenler arasında bulunuyordu.

Yayın olarak Darülelhan Mecmuası Cumhuriyetin en iyi yayınıdır. Kitap olarak on yıl içinde Ahmet Muhtar’ın Musiki Tarihi, Rauf Yekta’nın biyografik eserleri, Türk Musikisi Nazariyetı ve Tarihi, makaleleri, Mahmut Ragıp’ın (Gazimihal) Halk Musikisi Tetkikleri, Suphi Bey’in eğitici eserleri görülmektedir. Türkiye’de üzerinde en çok tartışılan sanat dallarından biri de müziktir. Bu durum Cumhuriyet’in ilk yıllarında da böyleydi. Osmanlı toplumunda merkezi bir anlayışla yönlendirilen müzik, Cumhuriyet’in ilanından sonra oldukça çalkantılı bir dönem geçirdi.

Yaklaşık 100 yıllık bir geçmişi olan saray orkestra ve bandosu Mızıka-i Hümayun, 1924’te Ankara’ya aktarılıp, Riyaseti Reisicumhur Musiki Heyeti’ne (Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası) dönüştürüldü. Bu orkestranın üyelerinden bir bölümüne öğretmenlik görevi verildi ve Eylül 1924’de Musiki Muallim Mektebi (Müzik Öğretmen Okulu) açıldı. Musiki Muallim Mekteplerinin amacı sanatçıdan çok, orta öğretim için öğretmen yetiştirmekti. İkinci adım, bir ‘milli musiki ve temsil akademisi‘ nin kurulmasıydı. ATATÜRK, müziğin sadece teorik bir uğraşı olarak değil, pratik ve uygulayıcı bir sistemle geliştirilmesini vurgulamış oluyordu. Devlet, ilkini 1925’te açtığı yarışmalar sonucunda başarılı olanları Paris, Berlin, Budapeşte ve Prag gibi kentlere öğrenim için gönderdi.

Türk Müziğinin Çin Müziğine Etkisi

Tarih: 26 Temmuz 2012  |   Bölüm: Müzik, Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

rebab, türk müziğinin çin müziğine etkisiDoğu Türkistan’ın Küsen (Kuça), Hoten, İdikut gibi bölgelerinde M.S. 6. yüzyıldan 10. yüzyıla kadar olan zaman sürecinde dans ve müziğin gelişerek zirveye ulaştığını görüyoruz. Budizm kültürünün hakim olduğu bu bölgelerde müzik, dans ve resmin bu denli gelişebilmesi, Budistlerin Buda dinini daha geniş kitle ve bölgelere yayabilmek için bir nevi mistik hava yaratma çabasından ileri gelmektedir.

Uygur bilim adamı Abliz Muhemmet Sayrami’nin “Eski Tangname”, “Yeni Tangname”, “Müzik Kayıtları”, “Güney Hatıraları”, “Song Sülâlesi Rahiplerinin Biyografisi”, “Geçmiş Sülalelerdeki Ünlü Ressamlarla İlgili Kayıtlar”, “Tang Sülâlesi Dönemindeki Ünlü Resimlerle İlgili Kayıtları”, “Sonraki Resim Eserleri”, “Sui, Tang Sülâlelerdeki Ressamların Resmî Tarihe Kaydedilmemiş Faaliyetleri”, “Rahipler Biyografisi”, “Jinguan Yıllarındaki Genel Resimler ile Özel Resimlerin Tarihi” gibi Çince kaynaklara dayanarak yazdığı “Sui, Tang Sülaliliride Ötken Meşhur Uygur Tarihiy Şehisler” (Sui, Tang Sülâleleri Döneminde Yaşamış Meşhur Uygur Tarihî Şahıslar) adlı kitabına göre, Tang Sülâlesi sarayının meşhur sanatçısı ve müzik üstadı Vaycra Kilti, bir Uygur’dur. (Türk). O, M.S. 618 yılında Hoten’de doğmuştur. Hoten’in geleneksel çalgı aleti olan balman, berbap, kopuz gibi çalgıları çalmada ustadır.

Burada hemen şunu belirtmekte yarar vardır: Abliz Muhemmet Sayrami söz konusu kitabında bir araya topladığı meşhur şahısların etnik kimliğini “Uygur” diye almıştır. Aslında “Uygur” adının yerine daha geniş yelpazeli “Türk” adının kullanılması gerekirdi. Ancak yazarın politik nedenlerle “Türk” adını kullanamadığı anlaşılıyor.

Sayrami’nin kitabına göre, Tang Sülâlesi Dönemi’nde yaşamış bir başka müzik ustası da Vaycraçin’dir. O, 746-750 yıllarında Hoten’de doğmuştur. Balman, ney, tef ve davul gibi çalgıları çalmayı öğrenmiştir. Çin’in başkenti Changan’de balman öğretmenliği yapmıştır. O dönemde Changan’de balman dersi verebilen sadece Buharalı Uygur Envenşen ve Hotenli Vaycraçin olmuştur.

  Yukarı çık!