Kimdir Atsız?

Tarih: 14 Ağustos 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

kimdir atsızRuh Adam‘dır Atsız, bir ırkın ülküsünde yaşayan, adı, şanı bir yere bırakan…

Parlak bir alevdir Atsız, Türk’ün damarlarında parlayan, yüreğini Türklük’le dağlayan…

Coşkun bir ırmaktır Atsız, Türklük ağacını yeşillendiren, onu köklerinden besleyen,

Dürüstlüktür Atsız, ne düşünüyorsa söyleyen, “doğrudur” dediğine sadık kalan,

Cesarettir Atsız, mesleğinden olsa bile inandığına ters düşmeyen, bir noktasında bile istisna yapmayan…

Türkçe‘dir Atsız taa Altaylar’dan unutulanı hatırlatan, Türk’ün dilinde söz olan…

Türe’dir Atsız, Türk’ün yaşantısını öğreten, bakışını bilen, Türk’ü Türk eden…

Özdür Atsız, Türklüğün Tanrı’dan gelen en saf hali, kişioğlunun bozamadığı en baştan olan.

Irkçıdır Atsız, Türk Irkı’ndan başkasına inanmayan, ondan başkasını sevmeyen…

Hüseyin Nihâl Atsız’ı Özlerken

Tarih: 14 Ağustos 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hüseyin nihal atsızHüseyin Nihal Atsız‘ı kaybetmemizin üzerinden geçen yıllar çoğaldıkça, Türkçülüğün yerine ikame edilen fikirlerin de hızla artışı göze çarpıyor. Büyük imha savaşlarında görülmüştür ki; bazen bir subayın kaybı büyük bir bölüğün şuursuzlaşmasına sebep olmuş, neticesinde mağlubiyeti hazırlayan etkenler içerisinde mutlak yer kazanmıştır.

Atsız’ın kaybı da yakın tarihimizdeki Türkçülük mücadelesine en olumsuz nispette tesir etmiş ,millet anlayışını ümmet siyasetiyle örtmekte başarı sağlanmıştır. Bunu söylerken tek bir örnekle durumun ciddiyetini anlamanız mümkündür: Türk olmayan yöneticilerinden icazet alarak, Büyük Türkçü Atsız için fikir yürütebilirle hakkına sahip olanlar, yetkili ağız gibi tanıtılıyorsa ve bu densizliğe fikri anlamda karşı koyulamıyorsa daha fazla açıklamaya lüzum olduğunu sanmıyorum.

Türkçülüğün yalın bir fikir değil, sorgulanamayacak bir inanç olduğunu anlatmaya çalışmıştı Atsız. Bu yaklaşımı sert bulanlar ve günübirlik Kültür Milliyetçiliği’nden yana olanlar şahsi yükselişlerine hızla devam ettiler; çünkü her siyasi hareket gibi onlar da, bu kutlu inancı bir getirim mevzisi olarak görmek garabetine fazlasıyla sahiptiler. Kendilerini Türkçü diye adlandıran komik kılıklı, dar fikirli siyaset uşakları, milletin dikkatini çekebilmek ve politik kazançlar sağlayabilmek duygusuna kapılarak Türkçülüğü bir tanıtım unsuru olarak görmekte ısrar edince, bu günkü gelinen nokta hiçbirimiz için sürpriz olmamıştır.

Eline geçen her fırsatta Türkçüler’e samimi olmalarını öğütleyen Atsız; Meçhul Askeri, tahttan feragat edebilen Kür Şad’ı bizlere örnek göstermiştir. Bu bir zayıflık olarak algılanmamalı, aksine ülkü için saf tutmanın zaten yeteri kadar büyük bir vasıf olduğunu, bu saflar içerisinde sıralananların bir gün mutlaka görevlendirileceğini idrak edebilmek gereklidir. Bahsedilen görev bugün için fikri yükselmeyi ve Türkçülük Ülküsü’nü yüceltmek için gerekli donanıma sahip olmamızı işaret ediyor.

Sırtlarını dayadıkları fikirsiz yığınlar sayesinde, hiçbir ilmi değeri olmayan yayınlarını yüksek fiyatlar karşılığında satanlar, Atsız’ın mirası olan Orkun Dergisi’nin maddi imkânsızlıktan dolayı kapalı kalmasını “iyi oldu, bizim önümüz açıldı” diye yorumlayıp hala utanmadan Türkçülük taslayabiliyorlarsa, fikir düzeyindeki konumumuz ve hasımlarımızın ne kadar şuur yoksunu olduğu apaçık ortadadır.

Türk Dünyasının Ortak Değeri Olarak ATSIZ’ın “Bozkurtlar” Romanı

Tarih: 1 Temmuz 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

Ben bildirimde Atsız‘ın Bozkurtlar adlı romanının Türk dünyasının ortak değeri olup olamayacağı konusu üzerinde duracağım.Bozkurtlar’ın yazarı NihaI Atsız‘dır. Daha çok Atsız olarak bilinir. 1905-1975 yılları arasında yaşamıştır. Roman dışındaki edebı türlerde de eserleri vardır. Atsız, edebiyatçılığının yanı sıra aynı zamanda bir Türkologdur. Dil, edebiyat ve bilhassa tarihalanında bilimsel çalışmaları bulunmaktadır. Atsız’ın en önemli cephesi ise Türkçülüğüdür. O, tarih vecoğrafya derinliğinde Türklüğü bir bütün olarak görür. Yaşadığı ülke, bağlı olduğu boy ve inandığı din ne olursa olsun, Türk soylu bütün toplulukları kucaklar ve onları dünya görüşünün eksenine oturtur.

Atsız, yazılarında Türklüğün bütün sorunlarıyla ilgilenmiştir. Ömrünü Türkiye’de geçirmişolduğu için, makalelerinde Türkiye Türklerinin meseleleri öne çıkmış gibi görünse bile, o, müstakil çoksayıdaki yazısında Türkiye dışındaki Türklerin sorunlarını işlemiş, onları Türkiye Türkleriningündeminde tutmuştur.Atsız’ın hayatı Türklük için mücadeleyle geçmiştir. Bu uğurda birçok defa işinden olmuş, sıkıntıçekmiş, mahkemelerde ve hapislerde çile doldurmuştur. Kendisi, fikirleriyle yaşayışı arasında çelişkiolmayan büyük bir ülkü adamıydı. Atsız’ın edebı eserleri arasında bilhassa Bozkurtlar romanı öne çıkar. Aslında bu, birbirinindevamı olan iki romandır. Birincisi Bozkurtların Ölümü, ikincisi ise Bozkurtlar Diriliyor adınıtaşımaktadır. 1940′ lı yılların ikinci yarısında, ilki 1946′ da, ikincisi ise 1949 yılında yayımlanmıştır. Buromanlar, yazarın 1975 yılında ölümünden önceki son iki baskıda tek cilt halinde Bozkurtlar adıylabasılmıştır. Bu sebepten bu iki roman Bozkurtlar adıyla da anılmaktadır.Bozkurtlar, tarihı romandır. Türkiye Türkçesiyle yazılmış bu kategorideki en önemli eserdir.Konusunu Göktürklerin tarihinden alır.Göktürkler, 552-745 yılları arasında hüküm sürmüşler ve bugünkü Moğolistan merkezli bir devletkurmuşlardı. Neredeyse iki asra yakın yaşayan (tam olarak 193 yıl) bu devletin hayatında Çin’e bağımlı50 yıllık (630-680) bir devre de bulunmaktadır.Bozkurtlar romanında olaylar, 621 yılında Göktürk devletinin çökme sinyallerini verdiği birdevrede başlar, bağımsızlığın kazanıldığı 680 yılına ve ondan sonraki birkaç yıla kadar devam eder.Romanda zaman, yaklaşık 60 yıllık bir süredir. Bu birkaç nesil demektir. Nitekim, romanın başlarında ön. planda olan kişiler daha sonra ölmekte, onların yerini romanın ilerleyen kısımlarında çocukları vetorunları almaktadır.Romanın en önemli kişisi şüphesiz Kür Şad’ dır. Kür Şad tarihı bir kişiliktir. Çin kaynaklarındaonun hakkında bilgi bulunmaktadır. ı Gerçek Türkçe ismini bilemiyoruz. Ona «Kür Şad» adını verenAtsız’dır.Kür Şad bir kahramandır. 639 yılında, yani Çin’de esaret hayatı yaşanırken, Göktürkleri Çin’ dençıkarıp başkentleri Ötüken’ e götürmek için kırk arkadaşıyla birlikte bir bağımsızlık ihtilaline girişir.Ancak, ihtilal başarıyla sonuçlanmaz. Çin sarayını basan ve sayısız Çin askeriyle mücadele eden Kür Şadve arkadaşları vuruşarak ölürler. Bu ihtilal her ne kadar Göktürkleri bağımsızlığına kavuşturamamış olsa bile, yakılan istiklal ateşi tam 41 yıl sonra meyvesini vermiş ve Göktürk ili, 680 yılında İltiriş Kağan ile yeniden diriltilmiştir.

Attila İlhan ve Edebiyat Hocası Hüseyin Nihal Atsız

Tarih: 23 Nisan 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: 2 yorum  |   Yazar:

Attila İlhan, uzunca bir zaman edebiyat hocası olan ATSIZ‘ı, neler yaşadığını kabataslak ifade ediyor.

Attila İlhan

1941’di galiba, İzmir’deki bir liseden komünistlikten dolayı kovuldum. Belge aldığım için hiçbir yerde okuyamıyordum. Özel bir lisede okuyabilir mi diye, beni İstanbul’a yolladılar. Boğaziçi Lisesi’ne geldim. Boğaziçi Lisesi’nde edebiyat hocam kimdi, biliyor musunuz? Nihâl Atsız idi. Ben, “eyvah” dedim, “bu adam beni hemen mimleyecek ve perişan edecek.”

Ne bekliyorum biliyor musunuz, bir Hitler bekliyordum ben. Geldi, hiç de öyle bir adam görmedim ben. Derli toplu, aklı başında, işini ciddiye alan bir adamdı. Her çocuğun İstiklâl Marşı‘nı baştan aşağı ezbere bilmesini isterdi. Onu yapamadın mı, sıfırı alıp oturuyordun.

Ve sınıfta bu işi yapan tek adam

  Yukarı çık!