Sembolizm / Simgecilik Akımı

Tarih: 14 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

sembolizm nedir, özellikleriSembolizm ya da yazın akımları özel sayısındaki kullanımıyla simgecilik açıklıktan kaçınıp sembollü anlatımlara yer veren, müziğin belirsizliğine özenen edebiyat akımıdır. Sembolizmin bildirisi 1886 yılında, Jean Moreas tarafından hazırlanır. Moreas makalesinde sembolizmden önce edebiyat dünyasında yer etmiş, belli bir temayülden sonra gözden düşmüş edebi akımlara değinerek; yeni edebi akımlarının edebiyatın gelişmesiyle ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu belirtir.

Moreas, makalesinde adını ‘Simgecilik’ olarak önerdikleri bu yeni edebi akımın uzun bir kuluçka döneminden sonra kabuğunu çatlatacağını ifade eder. Biz daha önce, yaratıcı aklın sanattaki bu yeni eğilimini, usa en uygun biçimde belirleyebilecek yetkin bir terim olarak simgecilik’i önerdik. Tutulmalıdır bize kalırsa bu adlandırma. Sembolizmin bildirisi sembolizmin ilkeleriyle tanıtıldığı bir bildiri olmaktan uzaktır. Daha çok, Fransa’da doğan bu yeni edebi akımın oluşum sürecine ve nedenlerine, akımın geliştirilmesi için neye ihtiyaç duyulduğuna yer verilmiştir. Özellikle şiir alanında gelişen sembolist edebi akımın; şiir türünün ilkelerini, açıklayan ve sembolist şiiri tanıtan “ArtPoetigue” (Şiir Sanatı) ile Paul Verlaine’dir.

Bruntirere, her türlü sembol bir açıklamadır, der. Litre’ye göre ise bir sembol bir başka şeyin yerine kullanılan bir mecaz veya hayaldir. Albert Camus ise sembolist bir eseri anlamak kadar güç bir şey yoktur, bir sembol kullananı her zaman aşar ve ona gerçekte belirttiğine inandığından daha fazlasını söylettirir. Karaalioğlu, sembolizmi andıran, edebiyat akımlarından birinin de obskürizm(kapalılık) olduğunu bu akımın yirminci yüzyılın başlarında ortaya çıkan bir sanat akımı olduğunu belirtir. Gölgecilik de denen bu sanat akımı, gayesine varmak için karşısındakinin hayalini işletecek tarzda kapalı anlatış araçları kullanarak kelimelerin sadece müziği ile bunların uyandırdığı duyguları önemsemiştir. Doğa, canlı sütunları bazen karışık sesler çıkardığı b.ir mabettir. İnsan burada kendisini, gizli bakışlarla gözleyen sembol ormanları arasından geçer.

Parnasizm / Şiirde Gerçekçilik Akımı

Tarih: 13 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

parnasizm nedir, özellikleriFransızca ‘parnasse’ (şiir) kelimesi, Yunanistan’daki bir dağın (parnassos) adından gelmektedir. İnanışa göre, Apollon’un başkanlık ettiği şiir ve müziğin ilham perileri bu dağda bulunmaktır.

Realizmin ve natüralizmin roman ve tiyatroya getirdiği esaslarla romantik görüşe cephe aldığı bir dönemde; şiirin normal şeklinde devam etmekte olduğu ifade edilir. Parnasizm öyle bir ortamda realist ve natüralist esasları şiire aktarmak amacıyla romantizme karşı bir tepki olarak doğmuştur.

Parnasizmin ilke ve özelliklerinin realizme ve natüralizme benzer olmasının nedeninin de bu olduğu ifade edilir. On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında romantik şiir anlayışına tepki olarak doğan parnasizmin; 1900’lerde sona erdiği, adını 1866’da yayımlanan ‘Le Parnasse Contemporain (Çağdaş Parnaslar)’ isimli şiir dergisinden aldığı, realizm ve natüralizmin de şiirdeki adı olduğu ifade edilir.

Parnasizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Çetişli (2010), realizm ve natüralizmin şiirdeki adı olan parnasizmin, realizm ve natüralizmle aynı sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel şartlarda aynı düşünce zemininde doğup geliştiğini belirtir. Dünya edebiyatında parnasizmin temsilcileri olarak; Th.Gauthier (181-1872), Theeodore de Banville (1823-1891), Leconte de Lisle (1818-1905), François Coppee (1842-1972), Jose Maria de Heredia (1842-1905) gösterilmiştir.

Natüralizm / Doğalcılık Akımı

Tarih: 12 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

natüralizm nedir, özellikleriNatüralizm realizme tepki olarak ortaya çıkmamıştır, bu nedenle bir tepki akımı değil devam akımı olarak görülür. Fransa’da Natüralizm, daha evvel Balzac, Flaubert ve Goncourt Kardeşler’de beliren realizmin (gerçekçiliğin) daha metotlu bir şekilde devamıdır. Karaalioğlu, realizm ile natüralizm arasındaki farkı şöyle açıklar: Realizm çağdaş hayatın arasına bazen geniş zamanları uzak ülkelerin tasvirini de karıştırır. Natüralizm ise, sadece kendi zamanındaki gerçekleri göstermek gayesine bağlıdır.

Çetişli, natüralizm konusunun başlığında realizmle natüralizmin ayrı ayrı bölümleler halinde değerlendirilmesinin bu iki akımın birbirine tamamen zıt ya da birbirinden ayrı akımlar olduğu anlamına gelmemesi gerektiğini, özellikle belirtir. Aksine realizmin ve natüralizmin çok büyük ölçüde aynı dünya görüşü, aynı felsefi düşünce aynı sosyoekonomik ve kültürel şartların sanat ve edebiyata yansımaları olduğunu belirtir.

Natüralizmin deneyselcilik mantığı şu şekilde açıklanır: Natüralist yazarlar, kişinin ruhsal durumunu uzun boylu anlatmak yerine bu ruhsal durumun o kişiye nasıl bir hareket yaptırdığını, nasıl bir tavır takındırdığını araştırırlar. Zola’nın gözlem ile deney arasındaki farkı anlatırken natüralist yazarın görevine de açıklık getirdiği söylenebilir. Deneyin bir gözlem olduğu fakat deneyin şartlarının bu deneyi hazırlayan kişi tarafından değiştirilebileceği belirtilir. Roman yazarının da bir bilim adamı gibi hem gözlemci, hem deneyci olduğu aktarılmıştır.

Realizm / Gerçekçilik Akımı

Tarih: 11 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

realizm nedir, özellikleriRealizm, tabiatı olduğu gibi, görünüşte sanıldığı gibi çirkinlikleri ve bayağılıklarıyla birlikte anlatmaya çalışan bir sanat çığırıdır. Gerçekçilik bir sanat akımı değil bir sanat görüşüdür. Aslında ‘gerçek’, dolayısıyla gerçeklik bütün sanat akımlarının ana problemidir. Akımların bu problemde birbirlerinden ayrıldıkları husus, öncelikle gerçeğin ne olup olmadığı hususudur.

Realizm akımı içinde açıklık getirilmesi gereken kavramlardan biri de toplumcu gerçekçiliktir. Sosyalist sanatın temel yöntemidir. Bu gerçekçilik değişen bir dünyayı aydınlatır. Sosyalist gerçekçilikte yer alan devrimci romantiklik insanı uyandırır, coşturur, büyütür. Bu tavırda gerçek ve gerçeğin eleştirilmesi ile sınırlı kalınmaz; eleştirilen durumdan çıkış için bir yol da gösterilir. Üstelik gerçek ve gerçeğin eleştirisi, teklif edilen yola göre şekillenir.

Eleştirel gerçekçilik’e karşı ‘toplumcu gerçekçilik’ deyimini Gorki bulmuştur. Bu karşılığı bugün Marxçı bilginler ve eleştirmenler benimsenmiş buluyorlar. Kendi başına tutarlı bir kavram olan ‘toplumcu’ gerçekçilik sık sık yanlış anlaşılmış ve günlük hayattan, tarihten esinlenilmiş basmakalıp resimlerle propagandacı bir ülküleştirmeye dayanan romanlar ve oyunlar için kullanılmıştır.

  Yukarı çık!