Kübizm

Tarih: 18 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

kübizm nedir, özellikleriKübizm, somculuk da denilen bu sanat akımı, yirminci yüzyıl başlarında İspanyol ressam Picasso tarafından resimde açılmış, sonra öteki sanat kolları ile birlikte edebiyata da geçmiştir. 1980 yıllarında empresyonizme ve o güne kadarki diğer sanat anlayışlarına tepki olarak doğduğu söylenen kübizm önce bir resim akımı olarak görüldüğü1913 den sonra edebiyatın şiir türünde özellikle etkili olduğu 1930’lu yıllara kadar etkilerinin devam ettiği ifade edilir.

Dünya edebiyatında; Max Jacob (1876-1944) Guillaumme Apollinaire (1880-1918), Andre Salmon (1881-1969), Blaise Cendrars (1887-1961) Jean Cocteau (1889-1963),
şiirleriyle bu akıma örnek gösterilmiştir.

Kübizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Kübizm, var olanı olduğu gibi anlatmak yerine sanatçının görmek istediği şeyi görmek istediği gibi anlatması olarak yorumlanır. Çetişli kübizmin orataya çıkışını anlatırken öncelikle geleneksel sanat anlayışı ve mimesisten söz eder. Esas olanı taklit etme olarak açıklanan mimesis, sanat eserinde diş dünya gerçeğini yansıtmak olarak kabul edilirken kübistlerin bu kabule karşı çıktıklarını, sanat eserinde gerçeğin benzerini yansıtmak zorunda olmadığına inandıklarını ifade eder.

Ekspresyonizm / Dışavurumculuk Akımı

Tarih: 17 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

ekspresyonizm nedir, özellikleriEmpresyonistlere karşı kurulan bir tepki akımı olduğu ifade edilir. Özellikle dış görünüşlerden çok hayatın iç gerçeğini anlatmaya önem vermiş, bu nedenle de bu sanat çığırına dışaverimcilik de denmiştir. Çetişli (2006) ise bu akımın dışavurumculuk şeklindeki Türkçe karşılığını kullanmıştır. Ekspresyonistlere göre sanatın amacı:

Sanatkârın kendi iç dünyasını gözlemektir. Bu sebeple ekspresyonist, dış dünyada bulamadığı mutluluğu kendi iç dünyasında arayan ve bulduklarıyla dış dünyayı değiştirmek isteyen bir insandır. Karaalioğlu (1980), ekspresyonist şairin görevini dış âlemin anlamsızlığına, ruhsuzluğuna cüretli bir atılışla bir anlam kazandırmak olduğunu, bunun için özün derinliğine inilmesi gerekildiğini belirtir.

Ekspresyonizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Ekspresyonizmle realizm akımını karşılaştıran Karaalioğlu birbirinden çok farklı özelliklere sahip bu iki akımın bazı ortak noktalarda birleştiğini ifade eder: Her ikisi de fikir âlemlerinde dış gerçeklerin bir parçasını korumaktır. Her ikisi de şüphecilik, içten emniyetsizlik, kültürde huzursuzluk zamanının sonucudur.

Empresyonizm / İzlenimcilik Akımı

Tarih: 16 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

empresyonizm nedir, özellikleriEmpresyonizm, izlenimlerin bıraktığı etkileri olduğu gibi göstermeyi amaç edinen sanat akımıdır. Bu akımın en önemli etkileri resim sanatında olmuştur. Empresyonizm, dış dünyayı realizm, natüralizm ve parnasizimde olduğu gibi gerçek çizgileriyle ve objektif olarak sanata taşımayı değil, dış dünya tabiat ve objelerin; insan ve sanatkâr üzerinde bıraktığı intibalar çerçevesinde yansıtmayı ele alır.

Empresyonizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Empresyonizm on dokuzuncu yüzyılın sonlarında Fransa’da doğmuş, oradan Avrupa’ya ve Avrupa dışı ülkelere yayılmıştır. Bu akım on dokuzuncu yüzyılda dış âlemi bırakarak içi âlemi anlatmayı gaye edinmiştir.

Karaalioğlu (1980), empresyonizmle ekspresyonizm arasındaki farkı şöyle açıklar: Ekspresyonizm, objektiflik bahanesiyle dış âlemi tamamen ortadan kaldırmak gayesinde olduğu halde; empresyonizm, sübjektivist olarak dış âlemin bir kısmını vuzuhsuz olarak muhafaza eder. Dünya Edebiyatından empresyonist eser veren isimler arsında Paul Verlaine (1844-1896), Arthur Rimbaut (1854-1891), Rainer Maria Rilke (1875-1926) gösterilmiştir.

Ünanimizm

Tarih: 15 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

ünanimizm nedir, özellikleriÜnanimizm yirminci yüzyılın başında Jules Romains tarafından kurulan, bireylere değer vermeyerek topluluğu meydana getiren tek ruhu konu alan edebiyat akımıdır. Bazı yazarlar tarafından hümanizm yerine de kullanılmıştır. Ünanimizmin ortaya çıkışındaki nedenler. sembolizmin aşırı bireyciliği yerine toplumsal değerlerin önemsenmesi gerektiğinden yola çıkan ünanimistler bu görüşleriyle hayalcı sembolistlere karşı bir görüş olarak ortaya çıkarlar.

Karaalioğlu (1980), ünanimist şairin görevinin; ruhlardaki sırları güneş ışığına çıkarmak, verimsiz hülyaları, bencilliği yıkmak, olduğunu ifade eder. Romantiklerin savundukları yalnızlığın ünanimistler aslında kuruntu olduğunu ve insanın isterse iç ve dış zenginlikleriyle topluma katılabileceğini, kuvvetli heyecanların etkisiyle toplulukların ruhunun birden canlanabileceğini ifade eder. Ünanimizmin savunucusu Jules Romains’in 1908’de yayınladığı şiir kitabında ünanimizm için şunlar söylenmektedir:

Şimdiye kadar bireysel ruhu, hayatın şaheseri ve yeryüzünün zirvesi olarak düşünüyorduk. Hâlbuki yüzyıllardan beri, derinden derine, sessiz bir hayat süren topluluklar, insanların meydana getirdiği en küçük ve en büyük topluluklar, gruplar kalabalıklar, köyler en sonunda insanüstü varlıklarını ispat etmiş durumdadırlar… Bazı kimseler (Zola, Verhaeren.) bunu sezmiş ve anlamışlardır.

  Yukarı çık!