Türk Dünyasının Ortak Değeri Olarak ATSIZ’ın “Bozkurtlar” Romanı

Tarih: 1 Temmuz 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

Ben bildirimde Atsız‘ın Bozkurtlar adlı romanının Türk dünyasının ortak değeri olup olamayacağı konusu üzerinde duracağım.Bozkurtlar’ın yazarı NihaI Atsız‘dır. Daha çok Atsız olarak bilinir. 1905-1975 yılları arasında yaşamıştır. Roman dışındaki edebı türlerde de eserleri vardır. Atsız, edebiyatçılığının yanı sıra aynı zamanda bir Türkologdur. Dil, edebiyat ve bilhassa tarihalanında bilimsel çalışmaları bulunmaktadır. Atsız’ın en önemli cephesi ise Türkçülüğüdür. O, tarih vecoğrafya derinliğinde Türklüğü bir bütün olarak görür. Yaşadığı ülke, bağlı olduğu boy ve inandığı din ne olursa olsun, Türk soylu bütün toplulukları kucaklar ve onları dünya görüşünün eksenine oturtur.

Atsız, yazılarında Türklüğün bütün sorunlarıyla ilgilenmiştir. Ömrünü Türkiye’de geçirmişolduğu için, makalelerinde Türkiye Türklerinin meseleleri öne çıkmış gibi görünse bile, o, müstakil çoksayıdaki yazısında Türkiye dışındaki Türklerin sorunlarını işlemiş, onları Türkiye Türkleriningündeminde tutmuştur.Atsız’ın hayatı Türklük için mücadeleyle geçmiştir. Bu uğurda birçok defa işinden olmuş, sıkıntıçekmiş, mahkemelerde ve hapislerde çile doldurmuştur. Kendisi, fikirleriyle yaşayışı arasında çelişkiolmayan büyük bir ülkü adamıydı. Atsız’ın edebı eserleri arasında bilhassa Bozkurtlar romanı öne çıkar. Aslında bu, birbirinindevamı olan iki romandır. Birincisi Bozkurtların Ölümü, ikincisi ise Bozkurtlar Diriliyor adınıtaşımaktadır. 1940′ lı yılların ikinci yarısında, ilki 1946′ da, ikincisi ise 1949 yılında yayımlanmıştır. Buromanlar, yazarın 1975 yılında ölümünden önceki son iki baskıda tek cilt halinde Bozkurtlar adıylabasılmıştır. Bu sebepten bu iki roman Bozkurtlar adıyla da anılmaktadır.Bozkurtlar, tarihı romandır. Türkiye Türkçesiyle yazılmış bu kategorideki en önemli eserdir.Konusunu Göktürklerin tarihinden alır.Göktürkler, 552-745 yılları arasında hüküm sürmüşler ve bugünkü Moğolistan merkezli bir devletkurmuşlardı. Neredeyse iki asra yakın yaşayan (tam olarak 193 yıl) bu devletin hayatında Çin’e bağımlı50 yıllık (630-680) bir devre de bulunmaktadır.Bozkurtlar romanında olaylar, 621 yılında Göktürk devletinin çökme sinyallerini verdiği birdevrede başlar, bağımsızlığın kazanıldığı 680 yılına ve ondan sonraki birkaç yıla kadar devam eder.Romanda zaman, yaklaşık 60 yıllık bir süredir. Bu birkaç nesil demektir. Nitekim, romanın başlarında ön. planda olan kişiler daha sonra ölmekte, onların yerini romanın ilerleyen kısımlarında çocukları vetorunları almaktadır.Romanın en önemli kişisi şüphesiz Kür Şad’ dır. Kür Şad tarihı bir kişiliktir. Çin kaynaklarındaonun hakkında bilgi bulunmaktadır. ı Gerçek Türkçe ismini bilemiyoruz. Ona «Kür Şad» adını verenAtsız’dır.Kür Şad bir kahramandır. 639 yılında, yani Çin’de esaret hayatı yaşanırken, Göktürkleri Çin’ dençıkarıp başkentleri Ötüken’ e götürmek için kırk arkadaşıyla birlikte bir bağımsızlık ihtilaline girişir.Ancak, ihtilal başarıyla sonuçlanmaz. Çin sarayını basan ve sayısız Çin askeriyle mücadele eden Kür Şadve arkadaşları vuruşarak ölürler. Bu ihtilal her ne kadar Göktürkleri bağımsızlığına kavuşturamamış olsa bile, yakılan istiklal ateşi tam 41 yıl sonra meyvesini vermiş ve Göktürk ili, 680 yılında İltiriş Kağan ile yeniden diriltilmiştir.

Bozkurtların Ölümü (Hüseyin Nihâl Atsız)

Tarih: 5 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Yorumlar: 10 yorum  |   Yazar:

bozkurtların ölümü627 yılında Göktürk Kağanlığı, Doğu ve Batı Kağanlıkları olarak ikiye ayrılmıştır. Doğu Kağanı Çuluk Kağan, Çin akını öncesinde, Çinli eşi İ-çing Katun tarafından zehirlenerek öldürülür. Kardeşi Bağatur Şad, Kara Kağan ünvanıyla tahta çıkar ve ilk iş olarak Göktürk geleneğine uygun olarak İ-çing Katunla evlenir. Çuluk Kağan’ın iki oğlu Tulu Han ve Kür Şad, bu duruma bir anlam veremezler.

Korkunç kıtlıklar ve Çinlilerin iç karışıklıklar yaratmaları neticesinde Göktürkler iyice zayıflar. Bunun üstüne Kara Kağan’ın iradesiz politikaları da eklenince Göktürkler için felaket gelir. Kara Kağan, son akınından sonra, yanındaki 100 bin Göktürkle birlikte Çin’e esir düşer. Çinliler, Göktürkleri asimile ederek ortadan kaldırmak istemektedir. Göktürk kadınlarını cariye olarak almakta, Göktürk erkeklerine Çinçe isimler takmaktadır. 9 yıl sonra Çuluk Kağan’ın küçük oğlu Kür Şad, yanındaki kırk Göktürk’le birlikte bir ihtilal komitesi düzenler. Planı; Çin imparatorunu bir sokak baskınıyla kaçırarak Çin’deki Göktürklerle değiş-tokuş etmek, bu mümkün olmazsa öldürmektir.

İhtilalcilerin aldığı habere göre Çin imparatoru her gece tedbili kıyafet gezmektedir. Fakat ihtilal gecesi büyük bir fırtına çıkar. İhtilalin haber alınıp, Çin’deki Göktürklerin kılıçtan geçirileceğinden endişelenen Kür Şad, Çin imparatorunu ele geçirmek için Çin sarayını basar. Adamlarının, Çinlilerle kıyas kabul etmez silahşörlüklerine güvenmektedir. İhtilalciler sarayı basarak yüzlerce Çinli muhafızı öldürürler. Ancak imparatoru ele geçirmeleri mümkün olmaz. Kür Şad, geri çekilme emri verir. Saray ahırından en iyi atları alarak şehirden uzaklaşmaya çalışırlar. Ancak fırtına nedeniyle Vey Irmağı’nın kıyılarında çakılıp kalırlar. Bu arada ihtilalcileri takip eden Çin müfrezesi arkalarından yetişir.

Hüseyin Nihâl Atsız (Kimdir, Hayatı, Eserleri…)

Tarih: 5 Mart 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: 5 yorum  |   Yazar:

nihal atsızYakın geçmişimizin önemli düşünürlerinden biri olan Hüseyin Nihal ATSIZ, hem çalışmalarıyla tarihimizin en eski dönemlerine kadar ışık tutabilen büyük bir tarihçi; hem atlıyı atından indirebilecek kadar güçlü bir yazar – şair; hem de Türklük Bilimi’nin ilgilendiği konularda kaynak sayılabilecek derecede önemli eserler veren bir Türkologdur.

12 Ocak 1905’te İstanbul Kadıköy’de doğan Atsız, baba tarafından Gümüşhane’ye bağlı Torul kazasının Midi köyündeki Çiftçioğulları ailesine, anne tarafından ise Trabzon’un Kadıoğulları ailesine mensuptur. Hüseyin Nihal Atsız, Deniz Kuvvetleri’nde Deniz Güverte Binbaşılığı’ndan emekli olan Mehmet Nail Bey’in, bir Deniz Yarbayı’nın kızı olan Fatma Zehra Hanım ile evliliğinden olan üç çocuklarından biridir. Atsız’ın bir kardeşi yine bir eğitimci ve yazar olan Ahmet Nejdet Sançar, diğer kardeşi ise Fatma Nezihe Çiftçioğlu’dur.

Atsız, ilk ve orta öğrenimini Kadıköy’deki Fransız ve Alman Mektebi’nde, Kadıköy ve İstanbul Sultanisi’nde yapmıştır. Lisenin onuncu sınıfındayken sınavı kazanarak Askeri Tıbbiye’ye girmiştir. (1922) Buradan çıkarılınca Kabataş Lisesi’nde üç ay yardımcı öğretmenlik, sonrasında ise Deniz Yolları’na bağlı bir Vapur’da katip yardımcısı olarak çalışmıştır. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin “Yüksek Muallim Mektebi”ne girdikten bir hafta sonra askere alınmıştır. İstanbul’da askerliğini yaptıktan sonra yeniden okuluna dönmüş ve mezun olup aynı bölümde asistan olarak kalmıştır.

  Yukarı çık!