Eleştiri Örnekleri / Mehmet Kaplan – Ses

Tarih: 25 Mayıs 2013  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: 5 yorum  |   Yazar:

eleştiri örnekleriEleştiri örneklerinden biri Mehmet Kaplan tarafından kaleme alınan “Ses” adlı eserdir. Bu yazıda Yahya Kemal’in şiirleri hakkında eleştiriler yapılmaktadır. Yazı Mehmet Kaplan’ın yaşadığı dönemin diline uygun olarak oluşturulduğu için, bugünkü dile göre yabancı sözcükler içermektedir. Fakat eleştiri türüne çok uygun ve nitelikli bir çalışma olduğu için örnek olarak gösterilmektedir. Yazı şöyle başlamaktadır:

Yahya Kemal’in şiirlerinde tabiatın ana kuvvetleri dile gelir. Deniz, gök, gece, hayat, aşk, ölüm, kitle ruhu… Bu büyük temler kendilerine uygun, sade fakat muhteşem bir inşa içinde yükseldikleri za­man, bizde büyük mimarî eserlerinin intibalarıni uyandırırlar. Bu intibaa, ekseriya, güzelliğin üstünde bir ulviyet hissi refakat eder.

Fakat, tabiatın ana kuvvetlerini, mahiyet ve ebadını bozmadan, ifade ve idare edebilmek ne ka­dar güç bir iştir; bu büyük bir gürültüyü, en nefis bir musiiki hâline getirebilmek demektir. Orkestra­ya verilen nizam, bir parça bozuldu mu dünyanın en çirkin bir hercümerci içinde kalınır. Büyük şiir, güneş sistemi gibi bir sisteme ihtiyaç gösterir.

Yahya Kemal’de, hayrete şayan olan şey “unsurların sentezi”dir. İçinde, bir tek unsurun kıymet kazandığı sanat eseri, ancak ileriki bir tekâmülü hazırlayan bir merhale olabilir. Türk edebiyatı, şim­diye kadar, hep münferit unsurları inkişaf ettirmiş gibidir. Divan şairinde, “haricî ahenk var ama, derunî Âlem ve hür muhayyile yok” diyoruz. Tanzimat sonrası şairlerinin kiminde fikir, kiminde his, ki­minde imaj, kiminde Türkçe var ama, mükemmel bir şiirden beklenilen “bütün” yok diyoruz.

Yahya Kemal, Türk edebiyatında ilk defa, muhteva, imaj, musiki ve şirin gizli – aşikâr bütün unsurlarını tam bir sentez halinde ihtiva eden şiiri yaratıyor. Ancak, onun eseri karşısında, susu iyi ama, susu kötü; bu var ama, şu yok, şikayetlerini bırakıyoruz. İşte Yahya Kemal, bunun için “ölçü” dür. Herhangi bir kimse, bu “ölçü” ile, herhangi bir türk şairinin kıymeti hakkında, aşağı yukarı doğru bir hüküm vere­bilir. Yine bunun için, Yahya Kemal’in şiirinde- temler, bütün vasıtalarını kullanan bir orkestrada ça­lınan bir senfoni gibi, zengin ve geniş bir şehrayin hâline geliyor.

Eleştiri Nedir?

Tarih: 24 Mayıs 2013  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

eleştiri nedirBir edebiyat veya daha geniş anlamda bir sanat eserini her yönü ile incele­yip açıklamak, anlaşılmasını sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türüne eleştiri denir.

Türkçede eleştiri karşılığı olarak “tenkit“, “muhakeme“, “muaheze“, “intikad” gibi kelimeler kullanılmıştır. Bugün tenkit yanında “eleştiri” ve “eleştirme” sözle­ri de kullanılmaktadır.

Eleştiri, her şeyden önce bir zihin faaliyetidir ve fikir hayatı içinde önemli ye­ri vardır. Bu yazı içerisinde “eleştiri” sözcüğü yerine bazen “tenkit“; “eleştirmen” sözcüğü yerine ise birkaç yerde “tenkitçi” sözcükleri kullanılmıştır.

Eleştiri, edebiyat söz konusu olduğunda, edebî eserin ne olduğunu bildirme ve değerini biçme çalışmasıdır. İlkin bir eserin şekle ve muhtevaya ait özellikleri­nin neler olduğunu ortaya koyar, sonra bu özellikler üzerinde durur. Bu iki işin bir arada yapıldığı da olur. Ancak ilki yapılmadan ikincisini gerçekleştirmeye kalkmak tenkitçiyi yanıltabilir.

Eleştirmenin bir görevi de edebî eserdeki zenginlikleri göz önüne sermek, ta­dına varmamızı sağlamaktır. Ebebî eserle okuyucuyu kaynaştırma, tenkidin en önemli görevidir. Eleştirmen bu görevi yerine getirirken hem esere, hem de okuyu­cuya karşı sorumlu durumdadır. Goethe tenkidin yerini gösterirken, onun “göz­lerine yeni bir dünya açtığı“nı söyler.

  Yukarı çık!