Rıza Nur

Tarih: 1 Eylül 2012  |   Bölüm: Edebiyat, Türkçülük  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

rıza nurBugün Türkçülüğe öncülük etmiş kişileri sıralamaya kalkarsak şüphesiz ki Dr. Rıza Nur en üst sıralarda bulunacaktır. Bunu kabul etmeyecek Türkçü yok gibidir, hatta yoktur. Ancak bu kadar kesin bir şekilde bunu kabul ediyor olsak da, aramıza Rıza Nur’u farklı yargılayanlarda vardır. Sadece aramızda kalmayıp, tarihle özellikle de Atatürk ile ilgilenenlerinde dikkatinden kaçmaz Rıza Nur konusu. Atatürk ile aralarında bir anlaşmazlığın var olduğundan, bu anlaşmazlığın da Rıza Nur tarafından kaynaklandığından bahsedilmektedir.

Rıza Nur’un Arnavutları isyana teşvik ettiğini ilk kez Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Nutuk’u okurken gündeme taşır ve meclise yeni bir hedef göstererek Rıza Nur’a cephe oluşmasını sağlar. Bundan sonra birçok kişi Rıza Nur’u hain ilan ederek ona saldırmaya başlamıştır. Bunların üzerine de 1928 yılında yazmaya başladığı öne sürülen “Hayat ve Hatıratım” kitabında Atatürk’e türlü iftiralarda bulunduğu söyleniyor. Evet, böyle bir kitap var ama Rıza Nur’un yaşamında yayınlanmamıştır. Üzerinde haklı olarak şüphelerimiz vardır ve kitabın Rıza Nur’a ait olmadığını da biliyoruz.

Bu şüpheli kitabı kaynak alarak Rıza Nur’a pek çok çevre tarafından saldırılmaktadır. Peki, büyük Türkçü, yüksek milli şuura sahip, Milli Mücadele’nin önemli simalarından ve Lozan’ın asıl kahramanı Dr. Rıza Nur, yapılan bu saldırıları hak ediyor mu? Bu derin ancak basit sorumuza öncelikle Arnavutluk olayına açıklık getirerek başlayalım. Rıza Nur,1908 sonrasında iki partili dönemde ittihat ve Terakki’ye karşı Hürriyet ve İtilaf saflarında etkin bir şekilde çalışmıştır, iki parti arasındaki çetin mücadelede Hürriyet ve İtilafçılar, İttihatçıları devirmek için çok çalışmıştır. Rıza Nur’da bu olayda etkin bir rol üstlenmiştir. İttihatçıların kötü yönetiminden bunalan Arnavutlarda hürriyet ve itilaf saflarında oluşan ayaklanmaya katılmıştır. Olay tamamen siyasi boyuttadır. Çünkü ayaklanmanın başarıya ulaşmasından sonra Rıza Nur bizzat Arnavutluktaki hareketin reislerine başarıya ulaşıldığı için dağılmalarını telkin etmiştir. Bunun ardından da ayaklanma hareketi son bulmuştur. Eğer ki bu olay siyasi bir hareket olmasaydı, başarı kazanmış olan Arnavutlar Rıza Nur’un sözünü dinlemeyip ayaklanmayı milli bir olaya çeviremezler miydi ? Ayrıca hareket sadece Arnavutlarla değil Türklerinde katkısıyla hatta harekette sözü geçen reislerden birisi olan Türkoğlu Türk Hoca Said’in de öncülüğünde gerçekleşmiştir.

Hüseyin Nihâl Atsız

Tarih: 31 Ağustos 2012  |   Bölüm: Türkçülük  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hüseyin nihal atsızToplum içinde ender rastlanılan bir kişilikti. Davasına sadıktı ve neferdi. Çünkü Türklüğün bir gün mutlaka muzaffer olacağına inanmıştı. Fedakârdı. Ruhunda ve karakterinde en ufak bir menfaat duygusu taşımıyordu. Savaşçıydı. Belinde kılıcı olmasa da kalemi ile tüm Türk düşmanlarına kafa tutuyordu.

Hakkında birçok yazı, şiir ve kitap yazıldı. Uçmağa varışından sonra yapılan olumsuz eleştirilerin hemen hemen hepsine, kaleme aldığı yazıları bugün de cevap niteliğindedir. Çünkü düşman yine aynı yağıdır. Hakkında yazılan övgüler ise O’nu tarifte eksik kalmıştır diyebiliriz. O’nu hiçbir kalem kolay kolay anlatamayacaktır. Çünkü o “Yalnız Adamadı.

Yazıları, söylemleri bir kılıç kadar keskin olan Nihal Atsız, Türkçülük davasının tarihinde en önemli yeri altın sayfalarla kaplamıştır.

Bugün yetişmiş ya da yetişen Türk Milliyetçisi gençlikte mutlaka payı olan nadir fikir adamlarındandır. Fakat yeni nesilde yeni bir moda çıktı. Atsız’ı okuduktan(ya da okumadan) sonra güncel fikirlerin tesirinde kalarak, hallerine bakmadan Atsız’ı eleştirmeye kalkıyorlar. Bu kendini bilmezliktir. Nihal Atsız bir iddiaya göre on binin üzerine eseri ya incelemiş ya da okumuştur. Sadece bu yönden baksak bile hayatında 50 kitap okumuş veya okumamış kişilerin ortaya koydukları cılız eleştiriler devede kulak kalmaktadır. Atsız her şeyden önce bir bilim adamıydı. Ön görüde bulunduğu tezler tartışılabilir ama Türkçülük mücadelesi tartışmaya açık değildir. O’nun Türkçülük fikri yerilemez.

Unutturulan Atatürk

Tarih: 15 Ağustos 2012  |   Bölüm: Türkçülük  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Atatürk’ün ölümünden sonra ona ait ne varsa bilinçli ve kademeli bir şekilde yok edilmektedir. Atatürk’ün çevresini sarmış olan dalkavuklar ve bu dalkavukların komuta merkezlerinin verdiği talimatlar neticesinde Atatürk, Türk Milleti’ne yanlış anlatılmış ve bu yanlışlık ölümünden bugüne kadar sürmüştür.

bozkurt para pul arma sigara

Atatürk’ün Türk Tarihi’ne olan ilgisi ve sevgisi herkesçe bilinmektedir. Ama Atamızın unutturulan ve yok edilmek istenen biryanı daha vardır: Ata’nın Bozkurt sevgisi…

Atatürk’ün Bozkurt’a olan sevgisi, Bozkurt’un ne olduğu ve Türkler için ne mana taşıdığı bilinmeden anlatılamaz.

Dünya üzerinde yaşayan tüm milletlerin kendilerini ifade eden bir sembolleri vardır. Ayı Rusların, horoz Fransızların, kanguru AvustralyalIların simgesi olmuştur. Türklüğün simgesi de tarih öncesi dönemlerden beri hep Bozkurt olmuştur. Bozkurt, milliyetçi duyguların gelişmesini engellemek için unutturulmak istenen bir semboldür. Bozkurt Türklerin totemidir.

Bozkurt; tarih öncesi dönemlerden beri Türkler için hep kutsal sayılmıştır. Türk’ün milli simgesi olmasının ve kutsal sayılmasının en büyük sebebi, Türklerin bir Bozkurt’un soyundan geldiklerine inanmış olmalarıdır. Türkler özgürlüklerine çok düşkün oldukları için kendilerini Bozkurt ile özdeşleştirmişlerdir.

Peki, Türkler neden Bozkurt’u kendilerine sembol olarak seçmişlerdir? Neden kutsal saymışlardır? işte bu sebeplerden bazıları:

ı- Bozkurtların Özellikleri

—Bozkurtlar, Türkler gibi ataerkil yapıdadır.

—Bozkurtlar, Türkler gibi teşkilat halinde yaşamlarını sürdürürler.

—Bozkurt sürüsünün, bir lideri vardır ve sürü liderin emrinden çıkmaz. (Türk ordusundaki gibi)

—Saldırı şekilleri benzerlik gösterir.( Bozkurt sürüsü sağdan ve soldan giden öncüler, akabinde de göbekten gelen ana kuvvetle saldırır, Türklerdeki TURAN taktiği buradan gelir)

—Bozkurtlar, Türkler gibi hürriyetlerine düşkünlerdir. Bozkurt yakalandığında gırtlak kısmındaki öd denen keseyi parçalar ve intihar eder.

Türkçülük ve Turancılık

Tarih: 15 Ağustos 2012  |   Bölüm: Türkçülük  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

türkçülük turancılık

Türkçülük bir takım çevreler tarafından hep yanlış anlaşılmış, altında büyük bir öfke aranmış ve Türkçülüğe kin dolu kıyafetler giydirilip insanlara ruhsal bir rahatsızlık gibi sunulmuştur. Türk düşmanları veya aklı karışıkları bir kenara bırakıp işin özüne gelirsek söylenenler bir lekelemeden öte değildir.

Türkçülüğü düşünmeden yargılayan o kişiler, ömürleri boyunca bir şeyi sevecek yüreğe sahip olmayanlardır. Hâlbuki Türkçülük; kin ve nefret değil, sevme işidir. Şimdi size sesleniyorum; bizTürkçülere vahşi sıfatı yapıştıran aydınlar! Siz hayatınız boyunca tanımadığınız insanlar için canınızı hiçe saydınız mı? Hiç çıkarınız olmayan birileri için kendinizi ortaya attınız mı? Hayır… Ama biz Türkçüler, hiç görmediğimiz Doğu Türkistan’daki yetim için ağladık, Karabağ’daki anayla beraber ağıt yaktık. Siz Hümanizm diyerek, eşitlik diyerek insanları trenlerde öldüren Moskof’a alkış tutarken biz Türkçü olduğumuz için o trenlerde her birTürk’le beraber bin kere öldük.

Siz, Atatürk’ten miras bu ülkeyi ona buna bölüştürürken, yapmadığımız soykırım için özür dilerken, bizler ileriye gitmek istedik, suçlu olduk. Avrupa, İsrail ve bütün sömürgeci ülkeler hak etmediği toprakları işgal ederken biz hakkımız olanı, Turan’ı istedik Faşist olduk. Biz bunları sizin gibi cüzdanımız dolsun diye değil, bu yolda öleceğimizi düşünerek, sadece ve sadece hiç görmediğimiz insanların mutluluğu için, gelecek nesillerin boyunduruk altında değil özgürce yaşayabilmesi için istedik.

  Yukarı çık!