Uygurlarda Madencilik

Tarih: 7 Mart 2012  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

uygurlarda madencilikBu arada, Türk dünyasında madencilik alanında bir başka topluluğun daha söz sahibi olduğunu biliyoruz. Bu topluluk da, madencilik ile sadece üretim boyutu ile değil, ürettiğini dış ülkelere satma ve bu işin ticaretini de yapma boyutu ile uğraşmış olduğunu bildiğimiz Uygur Türkleridir. Nitekim onlar zamanında Moğollar, çelik işlemesini bilmedikleri için demir silahlarını ve kılıçlarını Uygur Türklerinden karşılamakta idiler. Çünkü, Uygur Türkleri, genel olarak madencilik alanında, ama, özellikle demir çelik alanında oldukça ileri düzeyde idiler ve “..en iyi demir ve çelik işçi..”si durumundaydılar. Zira, o dönemde Orta Asya’nın en iyi çelik cevherleri Kırgız Türklerinin yaşadıkları bölgelerden çıkartılmakta idi. Böyle olunca da, onlar, Çin’in batısında yer alan demir madenleri ile birlikte buralardan çıkarttıkları demir ocaklarını işletmekte idiler.

Uygur Türkleri de, madencilikte sadece demircilik boyutunda söz sahibi değillerdi. Onlar daha başka madenlerle de gerek üretim ve gerekse ticaret boyutunda olmak üzere ilgilenmişlerdir. Mesela onların zamanında altın, gümüş ve bakır eşya işçiliğinin de gelişmiş olduğunu biliyoruz.

Bundan başka yine onların, Orta Asya’daki nişadır yataklarını işlettikleri ve bu madenin ticaretini de ellerinde tuttukları bilinmektedir. Çünkü Uygurlar, Çinlilerin Uygur tuzu diye bildikleri nişadır madeni yatakları açısından, Asya kıtasının en önemli yataklarına sahiptiler. Diğer yandan, Uygur Türklerinin boraks madeni açısından da oldukça zengin yataklara sahip oldukları ve özellikle Doğu Türkistan’da Hotan şehri yakınlarında bol miktarda bulunan bu madeni işleme alanında da ileri düzeyde olduklarını biliyoruz. Çinlilerin “yeşil tuz” diye bildikleri bakır oksiti de Uygurlar, Doğu Türkistan’daki Kuça ile Karaşar şehirlerinde ürettikleri gibi, maden kömürünü de yakmasını bilmekteydiler.

Göktürklerde Madencilik / Demir İşlemeciliği

Tarih: 7 Mart 2012  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

göktürklerde madencilikGöktürkler zamanında bu mesleğin Türkün günlük hayatının içine girmiş olduğunu biliyoruz. Bununla ilgili olarak, ilk önce Göktürk Devleti’ni kurmuş olan Bumin ve İstemi Kağanların kabilelerinin sanatlarının demircilik olduğunu23 belirtebiliriz. Hatta, Bumin Kağan’ın, birgün, başlangıçta federatifbir yapıyla bağlı olduğu Juan-juan’ların reisinin kızını isteme cesaretini gösterdiğinde, Juan-juan reisinin ona, “sen benim demir işlerimde çalışan bir kölemsin nasıl bana söz söylemeye cesaret edersin” diye vermiş olduğu cevabı24 da bu cümleden olarak belirtebiliriz ki, burada Bumin Kağan’ın demircilik sanatı ile ilgisi açıkça görülebilmektedir.

Öte yandan, Göktürklerin, Kırgız ülkelerinin güney batı bölümünde yaşayan boylarının, yörede yer alan ve aynı zamanda, Orta Asya’nın en iyi çelik cevherlerinin çıkartıldığı ocaklardan elde ettikleri ürünü işleyerek, silah imal edip bunları dış ülkelere satmalarını da, onların madencilikle ne kadar ilgili olduklarını göstermek anlamında zikredebiliriz. Bunun tabiî bir sonucu olarak da, Göktürkler, kendi dönemlerinde Orta Asya’nın silah endüstrisini ellerinde tutmakta idiler.25 Bu hususta ayrıca, Göktürkler’e ait kurttan türeyiş efsanesi

nde de, onların Altay dağlarının güney eteklerinde demir işleri ile uğraştıklarına dair bilgiler bulunduğunu belirtebiliriz.

Hocalı Katliamı ve Düşündürdükleri

Tarih: 29 Şubat 2012  |   Bölüm: Tarih, Türkçülük  |   Yorumlar: 3 yorum  |   Yazar:

hocalı soykırımıBundan tam 20 yıl önceydi. 26 Şubat 1992 yılı… 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’den fazla yaşlı toplam 613 Azerbaycan Türkü, Ermenilerce, tüm dünyanın gözü önünde vahşice katledildi. Katledilmelerinin tek sebebi Türk olmalarıydı.

O zamanlar Karabağ, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin toprağıydı. Ta ki, Ermeni işgalciler, Karabağ’ı yerle bir talan edesiye kadar. Çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden önlerine gelen yüzlerce Azerbaycan Türkünü hunharca öldürdüler.

Ama ne yazık ki, dünya basını, söz konusu Türkler olunca birden üç maymunu oynamaya başladı. Bu olayın üstü örtülmeye, sanki hiç yaşanmamış gibi davranılmaya çalışıldı. Ama en iyi hakim olan zaman hükmünü veriyor.

Soydaşlarımızın uğramış olduğu bu soykırım, çeşitli ülkelerde binlerce, onbinlerce kişi tarafından meydanlarda anılıyor. Bir Ermeni öldüğü zaman meydanlara akın eden kuru kalabalıktan, nedendir bilinmez, pek ses-soluk çıkmıyor. İkiyüzlülüğün en somut örneği bu olsa gerek!

  Yukarı çık!