Sovyet Rusyası’nda Basmacı Ayaklanması

Tarih: 18 Temmuz 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

basmacı ayaklanması

Türkistan muhtariyetinin Kızılordu birlikleri tarafından dağıtılması ve Kokand şehir halkına karşı Ermeni Taşnak silahlı grupları aracılığıyla kanlı soykırım girişimi, Türkistan içinde Bolşeviklere karşı duyulan güvensizliği ve direnişi kamçıladı. Türkistan Muhtariyet hükümetinin hayatta kalan savunmacıları Ergeş Korbaşı’nın önderliğinde şehir dışına kaçtılar. Kokand polis gücü başkanı da olan Ergeş Korbaşı 1916 yılından beri silahlı çetelerden en güçlüsüne sahipti.

Ruslar da kendilerine direnen çetecileri Türkistan Türkçesinde “haydut” anlamına gelen “Basmacı” (basmak fiilinden) terimiyle adlandırdılar. Ergeş Korbaşı kısa bir süre içinde birbirinden bağımsız silahlı çetelerden bir bölümünün yönetimini eline geçirdi. Basmacıların direniş hareketi 1918’e kadar Fergane vâdisinin her yanını sardı.

Basmacı hareketinin Türkistan’ı bağımsızlığa kavuşturma amacıyla yapılmış bir istiklâl savaşı olduğunu Stalin şöyle açıklamıştır: “Basmacı hareketi 1918-1924 yıllarında Orta Asya’da bir karşı ihtilâl ve milliyetçi hareket olarak Orta Asya cumhuriyetlerini Sovyet Rusya’dan ayırmak ve sömürücü sınıfın hakimiyetini yeniden kurmak gayesi ile mollalar tarafından yürütülen, alenî-siyasî bir haydutluk olarak ortaya çıkmıştır”. Basmacı Hareketi’nin parolaları da yine Sovyet kaynaklarına göre şöyleydi: “Türkistan Türkistanlılarındır. Türkistan’ı Rusya’dan kurtarmak gerekir. Müstebitlerden arınmış bir Türkistan”.

Basmacıların silahlı mücadelesinin Türkistan’ın çeşitli bölgelerine yayılması üzerine Sovyet hakimiyeti 1919’da “Türkistan Cephesi” açarak, bölgeye ek kuvvetler gönderdi. Bu cephenin kumandanlığını Rus Generali Frunze üstlendi. Ergeş Korbaşı, Şir Muhammed Bek (Körşermet), Nur Muhammed Bek, Küçük Ergeş, Muhammed Emin Bek, Hal Hoca, Parpi Bek, Muhittin Bek, Aman Pehlivan, Cüneyid Han gibi çok sayıda önder altında Basmacı hareketi 1924 yılı sonuna kadar çok etkili olarak sürdü.

Kırım’ın Bağımsızlığını Kazanması

Tarih: 17 Temmuz 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

kırım özerk cumhuriyetiKırım’ın 1783’te Çarlık Rusyası’na katılmasından sonra, 18. yüzyıl sonu ve 19. yüzyıl boyunca buradan Türkiye’ye olan büyük göç dalgaları yüzünden, eski Kırım Hanlığı topraklarından nüfus 3,5 milyondan 1897 yılında 564,592’e kadar düşmüştü.

Kırımlı aydınlar arasından çıkan Gaspıralı İsmail Bey (1851-1914) yarım kalmış birçok gazete çıkarma girişiminden sonra başlattığı Tercüman gazetesini ömrünün sonuna kadar sürdürmeyi başardı ve onun yetiştirdiği gazeteciler bu gazeteyi Gaspıralı’nın ölümünden sonra da 1918 yılı ortalarına kadar çıkardılar.

Gapıralı İsmail Bey hem bu gazetesi hem de çeşitli kitap ve risale yayınlarıyla yanlız Rusya’daki Türkler arasında değil, başka ülkelerdeki Türkler arasında da bir yandan uyanış ve yenileşme hareketlerinin artmasında, başka yandan ise Türkçülük akımın güçlenmesinde etkili oldu. Onun Tercüman gazetesinde bir süre sonra kullanmaya başladığı “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı sonraki yıllarda Türkçülerin ortak şiarlarından biri oldu.

Gaspıralı İsmail Bey modern eğitimi uygulayan ilk cedit okulunu Kırım’ın Bahçesaray şehrinde açmasından sonra, cedit okulları Çarlık Rusyası’nın çeşitli yörelerine, özellikle İdil-Ural, Azerbaycan ve Türkistan’a yayılmaya başladı.

Azerbaycan’ın Sovyetler Birliği’nden Ayrılması

Tarih: 16 Temmuz 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

azerbaycanın sovyetlerden ayrılışıBakü’nün Hazar denizi kıyısındaki zengin petrol yatakları dolayısiyle Çarlık döneminde Azerbaycan’da sanayi gelişmiş ve Rusların yanında zengin Türk işadamları çoğalmıştı. Azerbaycanlı aydınlar arasından yetişmiş Abbas-kuli Ağa Bakihanlı (1794-1848), Mirza Fethali Ahundzâde (1812-1878), Hacı Seyid Azim Şirvânî (1835-1888), Hasan Melikzâde Zerdâbî (1837-1907) gibi kimseler okul, basın, tiyatro konusunda öncülük yaptılar.

Azerbaycân’da ilk Türkçe gazete olan Ekinci’yi Hasan Melikzâde Zerdâbî 1875’te Bakü’de yayınlamaya başladı, ilk cedit okullarını da Sıtkı Seferoğlu 1890’da Ordubâd’da, 1894’te Nahçivan’da, Hacı Seyid Azim Şirvânî 1896’da Şemahı kasabasında açtı.

Yeni üsuldeki okulların sayısı daha sonraki yıllarda hızla artmaya başladı. Ekinci iki yıllık ömrüne rağmen gerici Şiî din adamlarına karşı sert eleştirilerde bulundu. Gaspıralı İsmail Bey’in Tercüman gazetesi de Azerbaycanlı aydınlar arasında okunuyor ve Türkçülük bilincinin yayılmasını sağlıyordu. Liberal düşünce ile birlikte Türk milliyetçiliğini Azerbaycan’da yayanlar arasında Hüseyinzâde Ali Bey, Ahmed Ağaoğlu (Ağayef), Ali Merdan Topçubaşı (Topçubaşef), Hâşim Vezirî Bey, Mehmet Emin Resülzâde, Mehmet Şahtahvil Ağa (Şahtinskiy) gibi kişileri anmak gerekir.

Hüseyinzâde 1905’te Füyuzât dergisini çıkarmaya başladı. Bu dönemde Azerbaycan basını çok gelişti. Ziya, Keşkül, Ziya-i Kafkaz, Sedâ, Sedâ-yı Vatan, Sedâ-yı Hakk, Sedâ-yı Kafkaz, Hakikat, Yeni Hakikat, İkbâl, Malûmat, Güneş, Mizân, Necât gibi çok sayıda gazete ve dergi yayınlandı. Azerbaycan’daki sanayileşme sonucu oluşan kozmopolitik ortamda Rusya’daki çeşitli siyasi gruplar Bakü’deki Rus ve başka milletten ağırlıklı işçiler arasında propaganda yapıyorlardı. Bunlar arasında Sosyal Demokratlar öndeydi.

Sovyetler Birliği’ndeki Türk Halkları

Tarih: 16 Temmuz 2013  |   Bölüm: Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

sovyetler birliği917 yılındaki Şubat ve Ekim İhtilâlleri görünüşte Çarlık idaresine son vermiş olsalar da, gerçekte dağılma sürecine girmiş olan Rus İmparatorluğu’nun yeniden toparlanmasını sağladılar. Bu bakımdan, 16. yüzyıl ortalarından başlayan Rusya yayılmacılığı ve bunun bir sonucu olarak gelişen Rus sömürge imparatorluğunun sınırları Sovyetler Birliği (1917-1991) döneminde daha da büyüdü.

Çarlık Rusyası “insanlar hapishanesi” diye adlandırılmıştı, ancak SSCB daha sonra “milletler hapishanesi”ne dönüştü. Çarlık Rusyası gibi Sovyetler Birliği de çeşitli milletlerin devletlerini ortadan kaldırarak ve topraklarına el koyarak genişledi.

Gerek Çarlık Rusyası, gerekse Sovyetler Birliği içerisine katılan çeşitli devletlerin sayıca en fazla olanını ise, Türk yurtları teşkil ediyordu. Bu yüzden, Osmanlı Devleti, Türkiye, İran ve Çin dışındaki Türklerin ezici bir çoğunluğunun siyasî kaderi önceleri Çarlık Rusyası ile 250-350 yıl (1552-1917), sonraları ise Sovyetler Birliği ile 68-74 yıl (1917-1991) bağlı kaldı.

1905 ile 1920 yılları arasındaki Çarlık idaresinden Sovyet idaresine geçiş dönemi, çeşitli Türk halkları arasında yenileşme hareketleri (Ceditçilik), demokratik uyanış, siyasî teşkilatlanmalar (kongreler, siyasî partiler) ve muhtar (özerk) hükümetler ile bağımsız cumhuriyetler kurma girişimlerine tanık oldu. Kısmî demokratik özgürlüğün var olduğu bu geçiş döneminden sonra Sovyet egemenliğinin 1920’lerden başlayarak bütünüyle yerleşmesi sonucunda ise, başka milletlerle birlikte Türkler de temel özgürlüklerini yitirdikleri gibi, dış dünyadan da soyutlandırıldılar.

  Yukarı çık!