Cumhuriyet Tarihinin İlk Sahte Paraları

Tarih: 19 Temmuz 2012  |   Bölüm: Kültür  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

Yalnızca bu çağda sahte para üretildiğini düşünüyordunuz, değil mi? Halbuki sahte para olayının Türkiye tarihinde çok farklı bir yeri var.

Tabii o zamanlar, şimdiki gibi özel teknoloji ürünü aletler yok. Bir bastım mı şu paradan şu kadar basayım da yok. Her şey tek tek. Peki nasıl? Cevap oldukça basit: Elle çizerek! Cumhuriyet tarihinin ilk sahte paraları, Merkez Bankası müzesinde meraklılarını bekliyor.

Aslına bakarsanız, işin en ilginç tarafı bu sahte paraları çizenlerin azminden çok, bu sahte paraları nasıl gerçek sandılar?

Türk Halıcılık Tarihi – 3

Tarih: 5 Temmuz 2012  |   Bölüm: Kültür  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

Ankara eserlerinde belli bir ekol, geleneksel şekilde tekrarlandığında, konu ilk bakışta oldukça yeknesak ve renksiz görünebilir. Ancak, Natürel halıcılığın XI. yüzyıl halıcılığı içinde önemli yer tuttuğunu unutmamak gerekir.

Prof. Dr. K. Otto-Dorn, Ankara Türk devri eserinin gerek Anadolu Türk mimarisinde, gerekse yaygı ve örtülerinde ve halıcılığında içiçe girmiş belli bir yeri olduğunu vurgulamaktadır. Ankara geleneksel el sanatlarında belli bir ekol, geleneksel şekilde tekrarlanmaktadır. Motiflerin kendine özgü şekilleri asırlar itibariyle hafif değişikliklere uğramış olup, XI., XII., XIII. ve XIV.’üncü yüzyıla doğru ilerlerken, kökende motife sadık kalındığı, ancak renklerin natürellikten kurtularak canlı parlak renklere kavuştuğu görülmektedir.

Ankara’nın Bizanslılardan Selçuklular tarafından alınışı 1073 yılına rastlar (5). Türklerin Ankara’ya gelişiyle Ankara’nın kaderi de değişmiştir. Beraberinde sanatlarını da taşıyan Türk toplumu, Koyun yetiştirmeye başlar. Esasen, Ankara steplerinde yetişen ve Silenos adını taşıyan yabani keçinin tüylerini de halı ve kilim dokumacılığında kullanmıştır.

Türklerde Halıcılık – 2

Tarih: 5 Temmuz 2012  |   Bölüm: Kültür  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Çatal Höyük kazıları, Türk halıcılığının pek eski geçmişini ortaya çıkarmakla kalmamış, Türk halı dokumacılığının başlangıcını da düşünülenden çok daha geriye götürmüştür. Çünkü Çatal Höyük kazılarında elde edilen halı dokumaların bu seviyeye gelebilmesi için halı dokumacılığının birçok aşamalar geçirmesi gerekmektedir. Bu ise ilkel topluluklarda binlerce yıl demektir. Prof. Garstang tarafından Mersin yöresinde Yümüktepe ve Soğuksutepe kazılarında Kalkolitik devir katında yaklaşık olarak M.Ö. 2800 yıllarına ait taştan tezgah ve tezgah dokuma yeri bulunmuştur. Tokat’ın Erbaa ilçesi yakınındaki Horoztepe’de bulunan Tunç Devrine ait kirman ile Alacahöyük’ten çıkarılan Bakır Çağı yapısı altın başlı gümüş kirman, Orta Asya Türk mezarlarından çıkan kirmanların aynılarıdır.

Görülüyor ki, Türkler dünyanın neresine giderlerse gitsinler, kültür unsurları olan halı dokuma tekniğini akan bir ırmak gibi anadan kıza devrederek devam ettirmişlerdir.

Altaylarda, Beşinci Pazırık Kurganında gün ışığına kavuşturulan dünyanın en eski düğümlü halısı ise, Türk halı karakterini Orta Asya halı sanatının Üslup ve Tekniğini en iyi şekilde aksettiren çok değerli bir örnektir. Pazırık halısının zemininde süvariler, geyik ve hayvan figürleri, canlı bir şekilde dokunmuştur. 1 santimetrekaresi incelendiğinde 36 düğümden oluştuğu görülür. 60×60 karakterinde ince bir halıdır. Bu şekilde bir desen anlayışının seyrek düğüm sistemiyle meydana getirilmesi zaten söz konusu olamaz. Pazırık halısının kalınlığı, yani hav yüksekliği 2 mm kadardır. Koyun yapağısının bükülmesiyle elde edilen iplikten dokunmuştur. Burada aklınıza bir soru gelebilir. Yapağı ve yün aynı şey değil midir?

Evet, yapağı ilk kırkımdır. Lifler daha uzun ve parlaktır. Kalite halı yapağıdan hazırlanan iplikten yapılır. Yün ise ikinci kırkımdır. Parlaklık ve uzunluk derecesi daha düşüktür. Pazırık halısının çözgü iplerini de incelediğimiz zaman, çok ince ve iki defa bükülmüş olduğunu ve yine 10 mm genişliğe ortalama 12 çözgü isabet ederken bir santim yüksekliğe yaklaşık 18 kadar atkı rastladığını görüyoruz. Düğüm stili ise, dolama çift düğümdür ki biz bugün bu düğüm şekline Türk düğümü diyoruz. Pazırık halısında dikkatimizi çeken diğer bir unsur da sıra başına üç atkı kullanılmış oluşudur. At ve geyik figürleri, kenar su’lara nazaran belirli bir şekilde genişlemiştir. Halı, 189×200 cm ebadındadır. Figür ve nakış yönünden son derece hareketli, teknik ve sanat anlayışı yönünden ise kusursuzdur. Gerek dokuma tekniği, gerekse de üslup ve form anlayışı, bütün eski Orta Asya Türk halılarında aynı olduğu giibi Teke-Türkmen ve Buhara halılarında da, Doğu Türkistan’da da döneminde aynıdır. Motif dizayenleri arasından geniş Pazırık halısında görüldüğü gibi su’lar mevcuttur. Nitekim, Pazırık halısının ikisi geniş üçü dar olmak üzere beş suyu vardır. Bugün Leningrad Hermitaj müzesinde sergilenen dünyanın en eski Türk halısı adını alan halısında zemin bakır kırmızısı olup orta zemindeki kayın yaprakları sarıdır. Türk halılarında olan sarı ve kahverengi armoniyi Pazırık halısında da görüyoruz. Çiçeklerde koyu kahverengi lekeler ve ince lacivert damarlar görüyoruz.

Türklerde Halı Sanatı

Tarih: 5 Temmuz 2012  |   Bölüm: Kültür  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Neolitik devrin sonlarına doğru bir kısım hayvanların ehlileştirilmesi yünlü dokumaların başlangıcı olduğu sonucunu doğurmuştur. İlk eğirmenin, liflerin iki el arasında oğuşturularak yapıldığı tahmin edilmektedir. Daha sonraları bu işin yarı yuvarlak bir taş ile diz üzerine oğuşturularak yapıldığı anlaşılmaktadır.

Eğirmeden önceleri, iki el arasında bir miktar yün oğuşturularak uzatılıyor, bunun ucuna bağlanan bir taşın döndürülmesi ile de büküm veriliyordu. Daha sonraları taş yerine ağaç kullanıldı. Böylece ilk iğler meydana gelmiş oldu. Daha sonraki iğlerin kilden (Ağırşak) yapıldığı biliniyor.

Orta Asya’da Türkistan’da yapılan kazılarda Neolitik devir katlarında, kil, taş ve kemikten yapılmış değişik büyüklük ve ağırlıkta pek çok Ağırşak bulunmuştur.

Raphael Pumpelly başkanlığındaki bilim heyeti tarafından Türkistan’da Anav bölgesinde kuzey ve güney istikametlerinde iki Kurgan’da yapılan kazılar sonucunda elde edilen bulgular medeniyetin merkezini Orta Asya’ya kaydırmıştır.

İlk Türk vatanı olan Orta Asya (özellikle verimli sahaların bulunduğu Doğu ve Batı Türkistan), dünya medeniyet tarihinin en önemli merkezlerinden biridir.

  Yukarı çık!