Neden Millet Olarak Kurallara Uymuyoruz?

Tarih: 28 Ağustos 2019  |   Bölüm: Havadan Sudan  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

neden millet olarak kurallara uymuyoruzJaponlara eskiden beri bir sempatim vardır. En basitinden suşi yaparken o kadar özenli, o kadar nizamlı çalışırlar ki bir sanat eseri ortaya çıkarıyorlar diye düşünürsünüz ki gerçekten böyle olur. Günlük hayatlarında da o kadar düzenli ve kurallara uygun yaşıyorlar ki, millet olarak “Biz neden Japonlar gibi değiliz? Neden sürekli kuralları ihlal etmeye çalışıyor ve hatta bununla gurur duyuyoruz.” diye düşünmeden edemiyorum.

Türkiye’deki trafik kazalarının çok büyük kısmı kuralları ihlal etmekten kaynaklanıyor. Bile bile kırmızı ışıkta geçiyor, yasak olduğunu bildiğimiz hâlde saçma sapan yerlere arabamızı park ediyor, yayalara geçiş önceliği vermemek için resmen savaşıyor, trafikte her an bir yarış veya nefis mücadelesi içinde olacakmış gibi gergin oluyoruz. Bir kişiye yol vermek insanların ağırına gidiyor,hız limitleri son demine kadar tüketiliyor…

Sadece trafikte mi? Aslında hayatımızın her alanını düzenleyen çok önemli yazılı ve sözlü kurallar vardır. Yazılı olanlar genellikle yasa ile belirlendiği için, insanlar kendilerini bu kurallara “mecburen” uymak zorunda hissediyorlar. Sözlü hukuk kuralları ise, genellikle toplumun ahlâk ilkelerine göre oluşturulur. Mesela yerlere tükürmemek veya çöp atmamak, gece geç saatte insanları rahatsız edecek hareketlerden kaçınmak, bankada işlem yapabilmek için sıraya girmek… bunlara örnektir.

Edebiyat Akımlarının Tarihsel Gelişimi

Tarih: 26 Ekim 2015  |   Bölüm: Edebiyat, Havadan Sudan  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

edebi akımların tarihi gelişimiEdebiyat akımlarını bütüncül olarak anlatan edebi kaynakların bir bölümünde (Karaalioğlu, 1980; Çetişli, 2010) görülen ortak özelliklerden birinin de klasisizm öncesinde yaşanılan dönemlere açıklık getirmek adına öncül süreçlerden söz etmek olduğu görülmüştür. Bu eserler, incelendiğinde hemen hemen her yazara göre önemli görülen konunun farklılaştığı gözlenmiştir. Çetişli, Rönesans, klasisizm, realizm, vb. akımlarının yeterince anlaşılabilmesi için Eflatun ve Aristo üzerinde durmak gerektiğini, Batı düşünce ve sanat tarihindeki gelişmelerin arkasında veya temelinde ilkçağ filozoflarının görüşleri olduğunu ifade eder.

Seyit Kemal Karaalioğlu (1980) ise Avrupa’da Ortaçağ’ı kapatan, Yeniçağ’ı açan Hümanizm ile Rönesans’ın bilinmedikçe edebi akımların temel yapısının anlaşılamayacağını ileri sürer. Çalışmamız bünyesinde incelediğimiz bütüncül kaynaklarda klasisisizm edebi akımından önceki süreç; genellikle farklı şekillerde incelenmiştir. Hemen hemen her yazar tarafından bu dönem (aşağıda ifade edilen şekilde) farklı başlıklar altında adlandırarak, kısmen farklı açılardan değerlendirilmiştir:

Karaalioğlu’nun “Edebiyat akımları” adlı kitabında, ‘Ön söz’ ve ‘Giriş’ bölümünde edebiyat akımlarının anlam ve öneminden söz edilmiş. Ardından ilk olarak hümanizm bir edebiyat akımı gibi anlatılarak hümanizmanın Rönesans’ın temeli olduğu belirtilmiş ardından Rönesans anlatılmıştır. ‘Hümanizm’ ve ‘Rönesans’ ayrı ayrı anlatıldıktan sonra ‘Yeniçağ edebiyat akımları’ ana başlığında ilk olarak klasisizm, bir edebiyat akımı olarak anlatılmıştır.

ADSL Modem Şifreleri

Tarih: 14 Ağustos 2014  |   Bölüm: Havadan Sudan  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Belli başlı adsl modemlerinin giriş şifreleri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Aztech, Airties, ZyXel markalı modem şifrelerini aşağıdan öğrenebilirsiniz. Modemlerin içerisine girebilmek için gerekli bir adres vardır. Bu adresler de aşağıdaki tabloda gösterilmiştir. Eğer kullandığınız modemin ip numarasını ve şifrelerini aşağıda bulamadıysanız, kullanım kılavuzuna bakın. Kullanım kılavuzunda bu bilgileri bulmanız mümkündür.

modem şifreleri

Kablosuz ağınızın şifresini nasıl değiştireceğinizi öğrenmek istiyorsanız, “Kablosuz Ağ Şifresi Değiştirme” başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Rusya’nın Türklere Göç Baskısı

Tarih: 19 Temmuz 2013  |   Bölüm: Havadan Sudan, Tarih  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

sovyetler birliği göç baskısıGöç Ruslaştırmada ve kontrol kurmada bir başka araç olmuştur. “Böl ve yönet” uygulaması, yabancıların özellikle Rusların yada Ukraynalıların yerleştirilmesiyle daha da yerine getirilmiştir. Ekonomik gelişme adı altında, Ruslar cumhuriyetlere gönderilmiş, Müslüman halklarından kimileri de anayurtlarından alınarak, SSCB’nin diğer bölgelerine gönderilmiştir.

Özbekistan’daki Birlik hareketinin bir üyesi olan Turan Mirza 1966’da Taşkent’te yer alan bir deprem örneğini vermiştir. Dış ülkelerden bazı yardımlar gelmiş ve bu paralarla yeni evlerin yapılması finanse edilmiştir. Ancak, Özbeklerin yerine bu evlere Ruslar yerleştirilmiştir. Kendisi ayrıca Taşkent nüfusunun yüzde ellisinin Ruslardan oluşmakta olduğunu belirtmektedir.

Örneğin Kazakistan’da Rus nüfusu 1980’lerin sonlarında yüzde otuz altı civarındaydı. SSCB dağıldıktan sonra göçler nedeniyle tabii olarak cumhuriyetlerdeki etnik Rus nüfusunda azalma görülmektedir. Nüfusun karıştırılarak, insanların kültürünü dejenere ederek, yeni bir Sovyet ulusu oluşturmanın daha kolay olacağı anlaşılır niteliktedir.

  Yukarı çık!