Duvar Yazıları (3)

Tarih: 9 Mayıs 2012  |   Bölüm: Gülünç  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Duvar Yazıları (3)

 

– Kim demiş kırmızı ışıkta geçilmez diye? Rahmetli geçerdi.

 

– Tecrübe hayatta yenilen kazıkların bileşkesidir.

 

– Aşkım, aşkımıza “nokta” koyma, sana istedigim kadar “virgül” vereyim.

 

– Aşk salakların yüzdügü bir havuzdur ama beni ittiler. 😀

 

– Sınava kopyasız girmek, savaşa silahsız girmek gibidir.

 

– Allah yürü ya kulum dedi. Bende arabamı sattım.

 

– Aşk, elmayı yemekle başlar, ayvayı yemekle biter.🙂

 

– Koş Ali koş. Baban karneni gördü.

 

Duvar Yazıları (2)

Tarih: 8 Mayıs 2012  |   Bölüm: Gülünç  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Duvar Yazıları (2)

 

– Malın ucuzunu seç tamir ederken canın sıkılmasın!

 

– Sen bana baktın ben sana şimdi beraber beş çocuğa bakıyoruz!

 

– Zayıfsız karne; duvaksız geline benzer…

 

– Öğrenciyi kral dairesine koymuşlar illa da tenefüs demiş. 😀

 

– Artık yalan söyleyeni dokuz köye muhtar yapıyorlar.

 

– Sigara sağlığa zararlıdır. Puro

 

– Eskiden kibirliydim ama şimdi kusursuzum!🙂

 

– Kumarı bırakıcağıma bahse girerim.

 

Duvar Yazıları (1)

Tarih: 8 Mayıs 2012  |   Bölüm: Gülünç  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Duvar Yazıları (1)

 

– Sen ne tatlısın senin baban tatlıcı mı?
+ Hayır, mafya babası…
– Bacımsın abla…

 

+ Seni seviyorum.
– Ne kadar?
+ Yarım kilo. 🙂

 

– Oğlum okul yanıyor!
+ Odun at ulan, ne duruyorsun! 🙂

 

– Direksiyonda eşek varsa kaputun altında kaç beygir olduğu önemsizdir.

 

– Bir adam yalana yer yok demiş. Yalan da ayakta kalmış.

 

– Bozuk düzen! 25 kuruşa su içip 1 liraya işiyoruz !

 

– Terli terli su içmeyin, ayran için süt için. Bakkal 🙂

 

– Şu hayatta insanı iki şey ayakta tutar.
+ Neymiş onlar?
– Sağ ayak ve sol ayak.

 

Tavşanın Suyunun Suyu (Nasrettin Hoca Fıkraları)

Tarih: 26 Mart 2012  |   Bölüm: Gülünç  |   Yorumlar: 12 yorum  |   Yazar:

Avcının biri Hocaya bir tavşan getirir. Hoca da onu misafir eder, ikramda bulunur.
Aradan zaman geçer, adam Hocaya yine misafir olur. Hoca da yine ikramda kusur etmez.

Bir gün Hocanın evine hiç tanımadığı biri gelir. Hoca, adamın kim olduğunu sorar, o da:

– Sana tavşan getiren adamın komşusuyum, der.

Hoca, adamı gerektiği gibi ağırlar. Misafir gittikten sonra bir de baksın başkası damlar. Hoca bunun kim olduğunu öğrenmek ister.

Adam: vasi…

Hani avcının biri sana bir tavşan getirmişti.

İşte ben onun komşusunun komşusuyum, der.

Hoca dışarıya çıkar, biraz sonra bir tas su ile odaya girer.

Hoca bu ne? diye sorar adam. Hoca da: Bana hediye edilen tavşanın suyunun suyu, der.

  Yukarı çık!