Eleştiri Nedir?

Tarih: 24 Mayıs 2013  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

eleştiri nedirBir edebiyat veya daha geniş anlamda bir sanat eserini her yönü ile incele­yip açıklamak, anlaşılmasını sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türüne eleştiri denir.

Türkçede eleştiri karşılığı olarak “tenkit“, “muhakeme“, “muaheze“, “intikad” gibi kelimeler kullanılmıştır. Bugün tenkit yanında “eleştiri” ve “eleştirme” sözle­ri de kullanılmaktadır.

Eleştiri, her şeyden önce bir zihin faaliyetidir ve fikir hayatı içinde önemli ye­ri vardır. Bu yazı içerisinde “eleştiri” sözcüğü yerine bazen “tenkit“; “eleştirmen” sözcüğü yerine ise birkaç yerde “tenkitçi” sözcükleri kullanılmıştır.

Eleştiri, edebiyat söz konusu olduğunda, edebî eserin ne olduğunu bildirme ve değerini biçme çalışmasıdır. İlkin bir eserin şekle ve muhtevaya ait özellikleri­nin neler olduğunu ortaya koyar, sonra bu özellikler üzerinde durur. Bu iki işin bir arada yapıldığı da olur. Ancak ilki yapılmadan ikincisini gerçekleştirmeye kalkmak tenkitçiyi yanıltabilir.

Eleştirmenin bir görevi de edebî eserdeki zenginlikleri göz önüne sermek, ta­dına varmamızı sağlamaktır. Ebebî eserle okuyucuyu kaynaştırma, tenkidin en önemli görevidir. Eleştirmen bu görevi yerine getirirken hem esere, hem de okuyu­cuya karşı sorumlu durumdadır. Goethe tenkidin yerini gösterirken, onun “göz­lerine yeni bir dünya açtığı“nı söyler.

Şiir Nedir ve Özellikleri Nelerdir?

Tarih: 7 Mayıs 2013  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

şiir nedir, özellikleriŞiir bir edebiyat türüdür: En yaygın şekli ile “vezinli ve kafiyeli söz” veya “nesrin zıddı olan mısra sanatı” diye tanımlanır. Ancak bunlar kesin tanımlamalar değildir. Bugüne kadar şiirin pek çok tanımı yapılmış, fakat bu konuda değişmez bir sonuca varılamamıştır. Bu durum bize şiir kavramının tek bir tanımın sınırları içine sığmayacağını gösterir.

Yahya Kemal, “Şiir kalpden gelen bir hadisenin lisan hâlinde tecellî edişidir” der. Burada iki kelime bizi şiire yaklaştırır: duygu ve dil. Bu güne kadar yapılan şiir tanımlarının çoğunda “his” önemli yer tutar. Recaizâde Mahmud Ekrem şiiri “fikir, his ve hayal“den ibaret kabul eder.

Dil ise şiirin hem ham maddesi, hem de kaynağıdır. Ancak dil, diğer güzel sanatların ham maddeleri gibi, sanatkârın eline şekilsiz ve anlamsız bir yığın olarak gelmez. Taşa ilk olarak heykeltıraş şekil verir; dağınık renkleri ilk defa ressam düzenler, karışık sesleri musikişinas belli bir sıraya koyar. Ancak dil, şairin eline işlenmiş olarak gelir. Şairin malzemesi taş, renk ve ses gibi sadece sanatkârın kullandığı malzeme değildir, bütün bir milletin kullandığı, malzemedir. Millet bu malzemeyi yüzyıllar boyu kullanmış, işlemiş ve geliştirmiştir. Şiirin malzemesi yaşayan, canlı ve şekil almış bir varlıktır.

Ancak şair dili halkın, kullandığı şekli ile şiirine almaz. Şiir dili alelade konuşma dilinden farklıdır. Bu farklılık kullanılan kelimelerden değil; kelimelerin, anlamından ayn olarak ahengine, telkin kudretine, ses varlığına, çağnşım gücüne göre seçilmelerinden gelir. Şair, kelimelerin seslerini belli bir maksat için “Orkestrasyon” denilen bir grup lengüistik olay içinde ele alır. Orkestrasyon dildeki ses kalıplarının, eş veya birbirleriyle ilgili ses değerlerinin tekrarlanışının ve manalı seslerin kullanılışının, ses taklitlerinin bir sistem içinde yeniden ele alınması ve sıralanmasıdır. Bu yolla günlük hayatta kullanılan kelimeler bir sanat malzemesi hâline gelir.

Sanat malzemesi hâline gelen kelimelerin musikisi şiir için önemlidir. Şiirde musikinin tuttuğu yerin önemini belirtmek için bazı tenkitçiler “musikide nota ne ise edebiyatta şiir odur” derler. Bu noktaya dikkat eden Yahya Kemal “şiir, ritim yani nazım sanatı olduğu için güfteden önce bir bestedir. Mısralarında nağme hissedilmeyen bir manzume sadece bir güftedir ki, onu nesir sahasına atarız. Mısra mısra bir beste olan manzume ise asıl şiirdir” diyor.

Sürrealizm Nedir?

Tarih: 13 Mart 2013  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

sürrealizm nedir, özellikleri, temsilcileriSürrealizm (Gerçeküstücülük), 1924 yıllarında Fransız şair Andre Breton tarafından ilkeleri ortaya konulan bir sanat akımıdır. Sürrealizmin sözlük anlamı,’gerçeküstü’ , ’gerçek dışı’dır. Gerçeküstücülük, bilinçaltımızdaki gizli psikolojik dünyayı serbest çağrışımla anlatmak gayesindedir. Sürrealizm; realizme karşıt bir edebiyat akımıdır.

Sürrealizm, Dadaizm’in akla, mantığa ve yerleşik kurallara isyan görüşünden hareket eden; bilinçaltının karmaşık dünyasını sanata aktarmayı amaçlayan bir akımdır. Sürrealist sanatçılar, bilinçaltı düşüncelerinin sanata aktarılmasında psikolojide çığırlar açan Freud’un ‘psikanaliz kuramı’ndan geniş ölçüde etkilenmiş ve yararlanmışlardır.

Psikolog Freud’a göre, insanın bilinçaltında gizlenmiş kuşkuları, eğilimleri, arzuları…rüyalarda bütün çıplaklığı ile kendini gösterir; sürrealistler bunu ‘düşüncenin gerçek faaliyeti’ olarak görürler. Onlara göre gerçek sanat eserleri bu faaliyetin yazılmasıyla ortaya çıkabilir. Bilinçaltı, sanatın gerçek kaynağıdır. Aklın ve mantığın kontrolünde yazılan eserler sahtedir.

Dadaizm’in devamı olarak kurulan sürrealizm, XX. Yüzyılın en önemli fikir hareketlerinden biri sayılır. Günümüzde müzik hariç, bütün sanat kollarında bu akımın etkileri görülür. Çeşitli kavram, değer yargılarını değiştiren, bilimsel gelişmelerin şaşırtıcı bir hızla ilerlediği yirminci yüzyıl, edebiyat akımlarında da türlü değişmelerin doğmasına yol açmıştır.

Manas Destanında Unsurlar

Tarih: 21 Aralık 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

manas destanında unsurlar konular“Manas Destanı”, 553 bin mısra ile dünyanın en uzun destanları arasında yer almasının yanında, büyük bir “bozkır kültürü”nün izlerini de içinde yaşatmaktadır. Bin yıllık bir tarihî süreç içerisinde, destanın katmanları arasında görülen medeniyet unsurları gözleri kamaştıracak niteliktedir. Bu destanda görülen medeniyet unsurları ile Türkolojiyi çok yakından ilgilendiren “adbilim”, “etnografya”, “folklor” ve “halk edebiyatı” konularının basit bir tasnifini şöyle yapabiliriz: .

I. KİŞİ ADLARI

II. COĞRAFÎ ADLAR:

1. Yer adları (dağ, tepe, ova adlan)

2. Su adlan (deniz, göl, akarsu adlan)

III. ETNOGRAFİK UNSURLAR:

1. Toplum hayatının izleri – Töre – Gelenek ve Görenekler,

2. Kadın ve erkek giyim kuşamları,

3. At koşumlan,

4. Yiyecek ve içecekler,

5. Çeşitli ev âlet ve edavatları,

6. Savaş âletleri,

7. vb.

  Yukarı çık!