Milliyetçi Devletin Milliyetsiz Adı

Tarih: 4 Temmuz 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Her vatan ve devletin kendi dilince bir ismi vardır: Meselâ (France) Fransızca, (İtalia) İtalyanca, (Deutschland) Almanca, (England) İngilizce, (Espana) İspanyolca, (Ellas) Yunanca ve (İran) Acemcedir; yalnız (Türkiye) Türkçe değildir! Necedir, ne biçim bilmecedir, orası da pek belli değildir: Yegâne muhakkak tarafı, yapılış itibariyle Türkçe olmayışından ibarettir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun bugün “Osmanlıca” denilen lehçesinde doğru dürüst bir ismi vardı: (Devlet-i Osmanniye) yahut (Osmanlı Devleti) derlerdir; fakat onun yerine geçen ve Anayasa’sına milliyetçilik prensipini kanuni bir umde şeklinde geçiren Türkiye Cumhuriyetinin ismi işte o prensipe mugayir ve gayr-i milli bir ecnebi taklidinden başka bir şey değildir! Bu tuhaf taklit (Türk) ismine ya İtalyanca veyahut Arapça bir lâhika – eklenti takılmak suretiyle yapılmıştır: Çünkü İtalyancanın (Russia) ve (İtalia) gibi memleket isimlerine ilhak edilen (-ia) edatı Türkçedeki yabancı devlet isimlerine de geçmiştir; meselâ (Almanya), (İspanya), (Rusya) gibi isimler hep öyle şeylerdir; hattâ bazen Acemcenin (-itâ) edatiyle İtalyancanın (-ia) eklentisi gelişi güzel bile kullanılır: (Bulgaristan) ve (Bulgarya) işte öyledir; bâzan da Arapçanın müennes sıfat teşkilinde kullanılan (-iyye) lâhikasına tesadüf edilir: Eskiden (Sırbistan) yerine (Sırbiyye) denilmesi işte bundandır.

Türk Dünyasının Ortak Değeri Olarak ATSIZ’ın “Bozkurtlar” Romanı

Tarih: 1 Temmuz 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

Ben bildirimde Atsız‘ın Bozkurtlar adlı romanının Türk dünyasının ortak değeri olup olamayacağı konusu üzerinde duracağım.Bozkurtlar’ın yazarı NihaI Atsız‘dır. Daha çok Atsız olarak bilinir. 1905-1975 yılları arasında yaşamıştır. Roman dışındaki edebı türlerde de eserleri vardır. Atsız, edebiyatçılığının yanı sıra aynı zamanda bir Türkologdur. Dil, edebiyat ve bilhassa tarihalanında bilimsel çalışmaları bulunmaktadır. Atsız’ın en önemli cephesi ise Türkçülüğüdür. O, tarih vecoğrafya derinliğinde Türklüğü bir bütün olarak görür. Yaşadığı ülke, bağlı olduğu boy ve inandığı din ne olursa olsun, Türk soylu bütün toplulukları kucaklar ve onları dünya görüşünün eksenine oturtur.

Atsız, yazılarında Türklüğün bütün sorunlarıyla ilgilenmiştir. Ömrünü Türkiye’de geçirmişolduğu için, makalelerinde Türkiye Türklerinin meseleleri öne çıkmış gibi görünse bile, o, müstakil çoksayıdaki yazısında Türkiye dışındaki Türklerin sorunlarını işlemiş, onları Türkiye Türkleriningündeminde tutmuştur.Atsız’ın hayatı Türklük için mücadeleyle geçmiştir. Bu uğurda birçok defa işinden olmuş, sıkıntıçekmiş, mahkemelerde ve hapislerde çile doldurmuştur. Kendisi, fikirleriyle yaşayışı arasında çelişkiolmayan büyük bir ülkü adamıydı. Atsız’ın edebı eserleri arasında bilhassa Bozkurtlar romanı öne çıkar. Aslında bu, birbirinindevamı olan iki romandır. Birincisi Bozkurtların Ölümü, ikincisi ise Bozkurtlar Diriliyor adınıtaşımaktadır. 1940′ lı yılların ikinci yarısında, ilki 1946′ da, ikincisi ise 1949 yılında yayımlanmıştır. Buromanlar, yazarın 1975 yılında ölümünden önceki son iki baskıda tek cilt halinde Bozkurtlar adıylabasılmıştır. Bu sebepten bu iki roman Bozkurtlar adıyla da anılmaktadır.Bozkurtlar, tarihı romandır. Türkiye Türkçesiyle yazılmış bu kategorideki en önemli eserdir.Konusunu Göktürklerin tarihinden alır.Göktürkler, 552-745 yılları arasında hüküm sürmüşler ve bugünkü Moğolistan merkezli bir devletkurmuşlardı. Neredeyse iki asra yakın yaşayan (tam olarak 193 yıl) bu devletin hayatında Çin’e bağımlı50 yıllık (630-680) bir devre de bulunmaktadır.Bozkurtlar romanında olaylar, 621 yılında Göktürk devletinin çökme sinyallerini verdiği birdevrede başlar, bağımsızlığın kazanıldığı 680 yılına ve ondan sonraki birkaç yıla kadar devam eder.Romanda zaman, yaklaşık 60 yıllık bir süredir. Bu birkaç nesil demektir. Nitekim, romanın başlarında ön. planda olan kişiler daha sonra ölmekte, onların yerini romanın ilerleyen kısımlarında çocukları vetorunları almaktadır.Romanın en önemli kişisi şüphesiz Kür Şad’ dır. Kür Şad tarihı bir kişiliktir. Çin kaynaklarındaonun hakkında bilgi bulunmaktadır. ı Gerçek Türkçe ismini bilemiyoruz. Ona «Kür Şad» adını verenAtsız’dır.Kür Şad bir kahramandır. 639 yılında, yani Çin’de esaret hayatı yaşanırken, Göktürkleri Çin’ dençıkarıp başkentleri Ötüken’ e götürmek için kırk arkadaşıyla birlikte bir bağımsızlık ihtilaline girişir.Ancak, ihtilal başarıyla sonuçlanmaz. Çin sarayını basan ve sayısız Çin askeriyle mücadele eden Kür Şadve arkadaşları vuruşarak ölürler. Bu ihtilal her ne kadar Göktürkleri bağımsızlığına kavuşturamamış olsa bile, yakılan istiklal ateşi tam 41 yıl sonra meyvesini vermiş ve Göktürk ili, 680 yılında İltiriş Kağan ile yeniden diriltilmiştir.

Mevlana Resimleri

Tarih: 28 Nisan 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Mevlana Resimleri

 

(Mevlana’nın Hayatı için tıklayın.)(Mevlana’nın Özlü Sözleri için tıklayın.)


 

 

Mevlana Celaleddin Rumi (Kimdir, Hayatı, Eserleri)

Tarih: 28 Nisan 2012  |   Bölüm: Edebiyat  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Mevlana Celaleddin Rumi’nin Hayatı

 

İslam mutasavvıfı Mevlanâ’nın hayatını bölümler hâlinde işleyeceğiz.

(Mevlana’dan Özlü Sözler için tıklayın.) (Mevlana Resimleri için tıklayın.)

 

Mevlana’nın Adı

 

Mevlânâ‘nın asıl adı Muhammed Celâleddin‘dir.

Mevlânâ ve Rûmî de, kendisine sonradan verilen isimlerdendir.

Efendimiz mânâsına gelen Mevlânâ ismi O’na daha pek genç iken Konya’da ders okutmaya başladığı tarihlerde verilir. Bu ismi, Şemseddin-i Tebrizî ve Sultan Veled’den itibaren Mevlânâ’yı sevenler kullanmış, âdeta adı yerine sembol olmuştur.

Rûmî, Anadolulu demektir.

Mevlânâ’nın, Rûmî diye tanınması, geçmiş yüzyıllarda Diyâr-ı Rûm denilen Anadolu ülkesinin vilâyeti olan Konya’da uzun müddet oturması, ömrünün büyük bir kısmının orada geçmesi ve nihayet Türbesinin orada olmasındandır.

 

Mevlana’nın Doğum Yeri ve Yılı

 

Mevlânâ’nın doğum yeri, bugünkü Afganistan’da bulunan, eski büyük Türk kültür merkezi : Belh‘tir.

Mevlânâ’nın doğum tarihi ise (6 Rebîu’l-evvel, 604) 30 Eylül 1207‘dir.

 

Mevlana’nın Soyu (Mevlana’nın Nesebi)

 

  Yukarı çık!