Tarihi Süreçte Hristiyan Türkler

Tarih: 22 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

hristiyan türklerin tarihiZeki Velidi Togan, “Bizans ordusuna intisap edip, Toros, Kapadokya ve saire taraflarda yerleştikleri görülen Bulgar, Peçenek ve Uz gibi Hıristiyanlığı kabul eden Türkleri bile, dinbirliğine dayanarak”, Rumlaştırıp, Ermenileştiremediklerini söylerken,6 Mehmet Eröz aynı kanaatte değildir.

Erüz’ün ortaya koyduğu fikir, bize de daha makul gibi görünüyor. Bu fikre göre, Ermeni cemaati içinde kalan Türkler, benliklerini, kültürel kimliklerini iyiden iyiye kaybetmiş ve Ermenilik duygusuna saplanmıştır. Rum cemaati içinde kalan Hıristiyan Türkler ise, kararsızdırlar. Kendilerine “Rum” adını veriyorlarsa da, bunu yürekten benimsemedikleri anlaşılıyor. Daha doğrusu, dinî mahiyetteki eserlerden ve nasihatlerden öteye bir bilgi sahibi olamadıklarından ötürü, karanlıktadırlar. Bu husus vesikalar incelendiğinde daha iyi anlaşılabilir.

“Şer’iye Sicilleri”nden öğrenildiğine göre; Selçuklular, Anadolu’ya girdiklerinde buralarını, Hıristiyan olmuş Türklerle meskun bulmuşlardı. Bu Türklerde Bulgarların izlerini, yer adlarında, oymak ve insan adlarında görmek mümkündür. Bulgar Türklerinin Ankara ile Kayseri arasına, Bursa çevresine, Antalya ve Milâs taraflarına yerleştiği anlaşılıyorsa da, en büyük yerleşmenin Trabzon ve çevresi ile Tarsus (Karaman’a kadar) çevresine vaki olduğu görülüyor.

Türk Ortodoksların Kimliği

Tarih: 22 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

haç işareti, incilMillî Mücadele’de Ermeniler ve bilhassa Rumlar, bin yıla yakın bir süredir birlikte yaşadıkları ve kendilerine adalet, müsamaha ve şefkatten başka bir idare tarzı uygulamamış olan Türklere karşı ihanet içinde bulundular.

Ancak Anadolu’da yaşayan bütün Hıristiyanlar bu ihanetin içinde olmadılar. Birtakım Hıristiyan gruplar böyle bir ihanete teşebbüs etmedikleri gibi Milli Mücadele’ye yardım dahi etmişlerdir ki biz bunlara Türk Ortodoksları diyoruz.

Papa Eftim başta olmak üzere Anadolu’da yaşayan Türk Ortodoksları, Millî Mücadele başladığında Mustafa Kemal Paşa’nın yanında yer alarak Rumlara karşı mücadele ettiler.

Ermeni ve Rum Hıristiyanlarından farklı bir tavır sergileyen bu insanlar, kendilerinin Türk olduklarını savunarak 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan, “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukâvelename” ye göre Yunanistan’a gönderilmeye de karşı çıktılar. Yakın tarihimizde yaşanan bu ilgi çekici olaylar ister istemez Türk Ortodokslarının kimliğinin sorgulanmasını gündeme getirmiştir.

İslam’ın Şartları

Tarih: 22 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Yüce dinimiz İslâm, beş esas üzerine kurulmuştur. Bu beş esas, İslâm’ın temel şartlarıdır. Bir müslümanm gerçek bir olgunluğa erebilmesi, bu şartları yerine getirmesine bağlıdır. Bu şartlar yerine getirilmeden İslâm binası kurulamaz. Peygamberimiz Hz. Muhammed, İslâm’ın şartlarını şöyle ifade buyurmuştur:

İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekat vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak.

O halde, İslâm’ın şartları beştir.

1. Kelime-i Şehadet: “Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh” kelamını söylemektir. Türkçe anlamı şudur: “Ben şahitlik ederim ki; Allah’tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki, Hz. Muhammed, Allah’ın kulıı ve Peygamberidir.

2. Namaz kılmak: Günde beş vakit namaz kılmaktır.

3. Oruç tutmak: Her yıl ramazan ayının tamamında oruç tutmaktır.

4. Zekat vermek: Dinimizce zengin sayılan kişilerin mal ve paralarının belirli bir kısımlarını  her yıl fakirlere vermesidir.

5. Hacca gitmek: Dinimizce gücü yetenlerin hayatında en az bir kere hacca gitmesidir.

Ortodoks Türklerin Tarihine Bir Bakış

Tarih: 21 Temmuz 2012  |   Bölüm: Din  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

ortodoks türklerin tarihiNe hikmettir ki, Rum da Ermeni de Hıristiyan olduğu takdirde, Hıristiyanı yine Hıristiyan etmeye çalışırlar. Nadirattan olarak, vakti ile bir Rum hekim de merami (işi, çıkarı) için Ermeni olmuş ise de, encam, Ermeniden olduğu kızı da Rum tarzına tebdil eylemiştir (döndürmüş).

Bunu demekten meram budur ki, bunlar mucibsiz şeylerdir. Sevaptan hatası ziyadedir, hiçbir vakitte ne Ermeni Rum ne de Rum Ermeni olabilir. Kezalik, Yahudi de siyah Arabı yumakla ağartmanın ihtimali var ise, milliyetin de tebdili asandır (kolaydır).

Mezhepçe meselâ ruhaniyet birliği olabilir, ancak milliyetin karışması mümkün olur mevaddan (şeylerden) değildir”35 Misailidis, kendi dindaşları olan Karamanlı Türkleri’nin, Türk örf ve âdetlerine uygun bir hayat sürdüklerini ortaya koymaktadır. Kitabının birçok yerinde bu husus açıkca görülmektedir. “Benim hanem, asrımızın Türkleri tarzı selâmlık ve haremliğe münkasım (ayrılmış) olduğundan”36 şeklindeki ifade bunlardan sadece bir tanesidir. Türkün hoşgörüsü, mertliği ve misafirperverliği yaşanan huzurun teminatı olarak görülmektedir. Yazarın bu konuda anlattıkları da son derece samimi ifadeler olarak kabul edilebilir.

  Yukarı çık!