Cümlede Anlam

Tarih: 16 Ağustos 2012  |   Bölüm: Dil / Türkçe  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

cümlede anlamCümlede anlam, bir diğer adıyla da anlatım biçimleri on iki tanedir. Aşağıdan istediğiniz anlatım biçimine ulaşabilirsiniz.

  1. Öznel Anlatım

Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişen, doğruluğu tartışılan düşüncelerin anlatıldığı yargılara öznel yargı denir. Bu yargıların kullanıldığı anlatıma da öznel anlatım denir.

Örnek:

Ankara’nın en güzel semtinde oturuyordu.

İstanbul Türkiye’nin en güzel şehridir.

Şair söyleyiş güzelliğiyle eşsiz bir eser ortaya koyuyor.

  1. Nesnel Anlatım

Doğruluğu ya da yanlışlığı kişiden kişiye değişmeyen, deney ve gözleme dayanan, ölçülebilen kanıtlanabilen yargılara nesnel yargı denir. Bu yargıların kullanıldığı anlatıma da nesnel anlatım denir.

Örnek:

Filmde olaylar küçük bir kasabada geçiyor. (filmi izleyerek bu yargıyı ispatlarız.)

İstanbul Türkiye’nin en kalabalık şehridir.(İstanbul’un nüfusunu ölçebiliriz.)

Aruz ölçüsüyle yazılan şiirde nazım birimi dörtlüktür.

Küçük Ağa romanının yazarı Tarık Buğra’dır.

  1. Koşul (Şart) Cümlesi

Bir durumun veya olayın gerçekleşmesini bir şarta bağlayan cümlelerdir.

Örnek:

Yeterince çalışırsan başarırsın.(başarmanın şartı çalışmak)

Bu işi kabul ederim ama bana kimse karışmayacak.( bir eylemin gerçekleşmesi için başka bir eylemi şart koşuyor.)

Çabuk dönmek üzere gidebilirsin.

Sanatçı yapıtında toplumu anlatırsa ölümsüzleşir.

Büyük Ünlü Uyumu

Tarih: 16 Ağustos 2012  |   Bölüm: Dil / Türkçe  |   Yorumlar: 1 yorum  |   Yazar:

büyük ünlü uyumu( Kalınlık-İncelik Uyumu)

Türkçede bir sözcüğün ilk hecesinde kalın ünlü varsa diğer hecelerdeki ünlüler de kalın olmak zorundadır. Eğer ilk hecede ince ünlü varsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olmak zorundadır.

Örnek: salıncak, çimen, sakızlık, tencere, yolluk, koşucu, sıcacık…gibi sözcükler büyük ünlü uyumuna uyar.

Elma sözcüğü bu kurala uymaz. Çünkü ince ünlü olan “e”den sonra kalın ünlü olan”a” gelmiştir.

Anne sözcüğü de bu kurala uymaz. Yine aynı şekilde kalın ünlü olan “a”dan sonra ince ünlü olan “e” gelmiştir.

  Düz ünlüler Yuvarlak ünlüler
Geniş Dar Geniş Dar
Kalın ünlüler a ı o u
İnce ünlüler e i ö ü

Grammar of Orkhon Turkic

Tarih: 16 Ağustos 2012  |   Bölüm: Dil / Türkçe  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

1.1. The Alphabet

The script used in the inscriptions consists of runelike characters mostly formed with vertical and oblique lines. There are also curved lines in some characters, but horizontal lines are very few.

orkhon old turkic alphabet
The old Turkic script is written horizontally from right to left. In some of the Yenisei inscriptions, however, it runs from left to right. In this case the characters are inscribed in the reverse direction.

1.11. The Characters

The old Turkic script used in the Orkhon inscriptions consists of 38 characters; combined with two syllabic characters, each of which has been used only once in the inscription of Tonyukuk, the total becomes 40.

Of the 38 characters generally used, 4 are vowel signs. Each vowel sign expresses two different vowels; more precisely, there is only one letter for the vowels a and a, one for i and i, one for and u, and finally one for o and u. The double consonant-characters system of the alphabet and the vocalic harmony prevent possible mistakes in reading the vowels a, a and i, i; but there is no criterion by which one could distinguish between the vowels o and u, and o and ü.

Of the remaining characters, 20 are double ‘conson-ant-characters1 (syllabic characters) which designate syllables beginning with a or a and ending in the characteristic consonant. They can also represent the consonants alone. These characters are: ab, ab; ad, ad; ay, ag; aq, ak; al, al; an, an; ar, ar; as, as, as; at, at; ay, ay.

Türkçe’nin Tarihi Gelişimi

Tarih: 15 Ağustos 2012  |   Bölüm: Dil / Türkçe  |   Yorumlar: 2 yorum  |   Yazar:

Türkçe, dünya dilleri içinde mühim bir yere sahip olup; Ural-Altay dil ailesinin, Altay koluna mensuptur.

Dilimiz bilinen tarihi gelişimi içerisinde eski Türkçe ve yeni Türkçe olmak üzere iki alanda incelenmiştir. Buna tekabülen eski ve yeni olmak üzere iki gramer yapısına sahiptir. Eski Türkçe devrinden evvel ise Türkçenin bilinmeyen karanlık devirleri gelir. O devirler artık Eski Türkçenin Çuvaşça, Yakutça ve Moğolca ile birleştikleri devirlerdir.

Eski Türkçe dönemi milletimize ait olan ilk yazılı vesikalarla başlar. Buna binaen; ıgyo senesinde, Alma Ata’nın 50 km yakınındaki küçük bir kasaba olan Esik’te bulunan altın elbiseli adam mezarının yanındaki gümüş bir tasın üzerindeki yazıları anmak yerinde olur. M.Ö. 5. yüzyıla ait olan ve Orhun Yazıtlarındaki alfabeyle yazılan bu taş üzerindeki yazılar tarihimizin ilk yazılı vesikasını oluşturmaktadır. Taş üzerinde yazanlar:

“Han’ın oğlu 23’ünde öldü, Esik halkının başı sağ olsun.”ı

Bunun yanında Nihat Sami Banarlı, Tanrı Dağlarında muhtemelen M.Ö. 5 asra ait ve kayalara yazılmış Türkçe kitabelerin bulunduğundan bahsetmektedir. Ancak bu kitabeler hakkında pek bilgimiz bulunmamaktadır.

M.Ö. 2. asra geldiğimizde elimizde yazılı vesika olarak Tanrıkut Mete’nin Çin imparatoruna ve dolaylı olarak Çin imparato-riçesine yazdığı mektuplar mevcuttur.

Çince mi Türkçe mi yazıldığı belli olmayan bu mektupların ilki yazıldığında; Çin imparatoru Kao-ti ölmüş, yerine oğlu Yyao-Hoeyi-Tİ geçmişti, fakat bu yeni imparator henüz çocuk yaşta olduğundan devleti, Tanrıkut Mete’nin nefret ettiği kraliçe yönetmekteydi. Imparatoriçeyi karısı olarak almak istediğini sert bir üslupla dile getiren ve M.Ö. 192 senesinde yazılan mektup şöyledir:

“Bataklıkta doğmuş, atlar ve öküzler arasında kırda büyümüş kimsesiz ve yıpranmış padişah! Çin’de gezmek için birkaç defa sınırınıza gelmiştim. Kimsesiz ve yıpranmış imparatoriçe taht üzerinde yalnızdır. Yalnız olarak yaşıyor. Her iki padişah can sıkıntısı içinde. Bende olmayanı bende olanla değiştirmek istiyoruz. “2

Mete Yabgu’nun yazdığı ikinci mektup M.Ö. ıy6 senesine aittir. Çin imparatorunun, Kunların Çin sınırına yaptığı akınlardan ve yapılan savaşlardan yılmasının neticesi olarak Mete Yabgu’ya barış yapılması dileğinde bir mektup yazması sonucu Mete Yabgu da bu mektubu yazmıştır:

“Gök tarafından tayin edilen Kunların büyük yabgusu saygı ile Hiao-ven-ti’nin sağlığını diler. Geçenlerde Ven-ti barış ve kardeşlik hakkında mektup yazmıştı. Bu, her iki tarafın da menfaatine uygundur. Çinin sınır memurları batı beğini tahkir etmişler. O da bana arzetmeden Ilu-heu-nan-çi ve birkaç kişinin kışkırtmasıyla Çin memurları ile kavgaya girişmiştir. Şu suretle iki devlet arasında yapılan antlaşmayı bozmuş ve kardeşlik yakınlığımızı parçalamıştır. Bu suretle Çin devletini güç mevkie düşürmüştür. Ven-ti’den teessüf beyan eden iki mektup alınmıştır. Lâkin cevabını götüren elçi dönmemiş. Çin elçisi de geri dönmemiştir. İşte bu, iki komşu devlet arasında hoşnutsuzluğa sebep olmuştur. Antlaşma aşağı memurlar tarafından bozulduğu için batı beyi buna ceza olarak batıda Yüeçiler üzerine gönderildi. Göğün inayetiyle askerlerimiz sağlam, atlar güçlü oldular. Yüeçileri yendiler. Kılıçtan geçirip veya itaate alıp Leu-lan, Usun, Huse ve diğer 26 ülkede karar kıldılar. Bu ülkelerin ahalisi Kun ordusu arasına geçip bir aile oldular. Şimal taraflarında sükûnet ve asayişi yerleştirdikten sonra savaşa nihayet verip askerleri dinlendirmek ve atları semirtmek gerektir. Sınırdaki ahalinin eskisi gibi rahat etmesi için gelip geçenleri unutmak ve eski antlaşmayı yenilemek lazımdır. Küçükler büyüsün, ihtiyarlar ömürlerini rahat rahat geçirsinler. Gelecek nesiller barışın tadını alsınlar. Ven-ti’nin fikirlerini almadığımız için ona elçi olarak Sidutseni gönderdik.

  Yukarı çık!