İlk Anayasalar (Türk Tarihindeki Anayasalar)

Tarih: 17 Ağustos 2012  |   Bölüm: Bilgisaçar  |   Yorumlar: 13 yorum  |   Yazar:

ilk anayasalarTürk siyasi tarihinde şu ana kadar 4 tane anayasa var olmuştur. Bu anayasalar, dönemin koşullarına göre biçimlenmiş, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanan yasalar olmuşlardır. Bu anayasaları kısaca şöyle söyleyebiliriz: Kanun-i Esasi, 1921 Anayasası, 1924 Anayasası, 1961 Anayasası, 1982 Anayasası.

1. Kanun-i Esasi

 

– Kanun-i Esasi, ilk Osmanlı (yani Türk) anayasasıdır. 1876 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

– Genç Osmanlıların etkisiyle yapılmıştır.

– Meclis-i Umumi adında parlamento kurdurmuş ve iki meclisten oluşmuştur.

a) Meclis-i Ayan: Padişah tarafından atanan üyelerden oluşuyordu.

b) Meclis-i Mebusan: Halk tarafından seçimle geliyordu. Padişaha halk tarafından seçilen bu mec isi istediği zaman feshedebilme yetkisi verilmiştir.

– Kanun-i Esasi meşruti monarşi sistemidir.

I. Meşrutiyet, II. Abdülhamit tarafından kaldırıldıktan sonra, bu sefer Genç Türkler’in etkisiyle II. Meşrutiyet ilan edilmiş, sonrasında 31 Mart Olayı meydana gelmiştir. Padişahın yetkileri daraltılmış, meclisin yetkileri artmıştır. Sistem tam olarak meşru monarşi haline gelmiştir.

 

2. 1921 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye)

 

Son Osmanlı Mebusan Meclisi Müdafaa-i Hukukçuların etkisiyle Misak-ı Milli’yi kabul etti. Mebusan Meclisi, İngilizlerin İstanbul’u işgaliyle kapandıktan sonra yeni bir devletin habercisi olan TBMM 23 Nisan 1920’de açıldı. Kurucu bir meclistir.

I. TBMM 20 Ocak 1921’de Teşkilat-ı Esasiye’yİ (1921 Anayasası) kabul etti.

1921 Anayasası’ndaki sistem meclis hükümeti sistemidir.

Temel ilke ise, milli egemenliktir.

– Yasama ve yürütme güçleri meclis hükümeti sistemi olması nedeniyle yasama organı olarak TBMM’nin elindedir.

– Bakanlar meclis tarafından seçilir ve meclis bakanları her zaman değiştirebilir.

– İt ve nahiyelerde yerinden yönetim ilkesi (mahalli idareler) ¡ilk kez bu anayasa ile kabul edilmiştir.

– Devlet başkanlığı makamı ise henüz yoktur.

Güçler Birliği / Güçler Ayrılığı (Kuvvetler Birliği ve Ayrılığı)

Tarih: 17 Ağustos 2012  |   Bölüm: Bilgisaçar  |   Yorumlar: 2 yorum  |   Yazar:

güçler kuvvetler birliği ve ayrılığıGüçler Birliği (Kuvvetler Birliği)

Yasama ve yürütme gücü, yürütmede toplanmışsa,

Mutlak monarşi, diktatörlük

Yasama ve yürütme gücü, yasamada toplanmışsa,

Meclis hükümeti sistemi, olur.

Yukarıdaki şematik açıklamadan da anlaşılacağı üzere, yasama ve yürütme erkleri yürütmede toplanmışsa mutlak monarşi, diktatörlük;

Yasama ve yürütme güçleri, yasamada toplanmışsa meclis hükûmeti sistemi’nden bahsedilir

Güçler Ayrılığı (Kuvvetler Ayrılığı)

Yasama ve yürütme gücü, tamamen birbirinden ayrılmışsa,

Başkanlık sistemi

Yasama ve yürütme gücü, yumuşak ve dengeli olarak ayrılmışsa,

Parlamenter sistem (1961 ve 1982 Anayasaları), denir.

Komünizm Nedir? (İlkel, Anarşist, Stalinizm, Maoculuk)

Tarih: 14 Ağustos 2012  |   Bölüm: Bilgisaçar, Kültür  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

komünizm ve şirinler

Bütün malların ortak kullanılmasını amaçlayan ve özel mülkiyete karşı olan bir fikir akımıdır Komünizm ve bu fikir akımı her zaman sınıfsız toplumu amaçlar. Komünizm fikrine mensup olanlara ise Komünist denir. Peki, dünyayı Şirinler adlı çizgi seyirlikle bir gören bu komünistler, ortaya çıkardıkları bu fikirle ve sağladıkları rejimle dünyada neler yaptı? Buyurun bakalım:

İlkel Komünizm (Komünizmin ilk çıktığı yerler)

Komünizm, Rusya’da çıkmadan önce ı6.yüzyıllarda batıda da vardı. İlk komünal devlet yönetiminin Paris Komün olduğu da iddia edilir. Platon’un yazdığı Devlet adlı ütopya incelemesinin de Komünizm fikrine yakın olduğunu bazı Moskof yanlısı köşe yazılarında ve kitaplarda bulabilirsiniz. Hatta Kolomb’dan önce Amerika kıtasında gelişmemişi!) Kızılderili kabilelerin de Komünizm’le yönetildiği söylenmektedir. Peki, asıl doğduğu yer batı olan bu fikir, neden savunucuları tarafından batıya karşı bir silah olarak kullanılır? Tabanında açıkça hümanizm görülen bu siyasi devlet rejimi, batının neden lanetleyicisidir? Bunlar ilk çelişkiler. Gelelim diğer dönemlerdeki komünizm hâkimiyetine.

Anarşist Diye Sıfatlandırılan Komünizm

Anarşizm, 14.yüzyılda ret isteğinden doğan, her türlü otoriteye karşı bir öğretidir. Anarşist Komünizm ise bu öğretinin Komünist koludur. Ayrıca bu Anarşist Komünizm, Komünizm’in ikinci aşaması olan ve Marx’ın fikir babası Bilimsel Sosyalizmle de çelişmektedir. Anarşist Komünizm öğretisinin önde gelenlerinden Pruodhon ı85i’deki yazı ve konuşmalarında, kilise, devlet, toprak ve parada kısacası her şeyde otoriteyi reddediyordu. İstediği ise sadece özgürlüktü. İnsanların kimseye hesap vermediği, yaşamını sağlayan devlete bağımlı değil de kendi hür iradesine bağlı olarak yaşamasını istiyordu. Kısacası aklıyla diğer canlılardan ayrılan insanın hayvandan farkı kalmayacaktı bu öğretiyle. Aşırı özgürlük gibi saçma bir isteği olan bu öğreti, ortaya çıktığı her yerde ise iç savaşlara neden olmuştur. İspanya ve Ukrayna iç savaşları buna örnektir. Kısacası bu köhne öğreti, insanları devlete, düzene ve otoriteye karşı kışkırtmaktan ileri gidemedi.

Bu öğretiye Türkiye’de de karşılaşılmaktadır. Türk soyunun genlerine hiç uymayan bu hastalıklı öğreti, Türkiye’de genelde azınlık psikolojisindeki topluluklarda görülmektedir. Kürt halkının bağımsızlığı düşüncesi buna örnek verilebilir.

Peki, Türkiye’de ne gibi sonuçlar doğurdu bu öğreti?

— 300 Milyar dolar maddi para, -Güneydoğu’yu geliştiren GAP’ın maliyeti bile 32 Milyar dolardır. –

— Binlerce güvenlik personelinin şehit olması ve bir o kadar da babasız kalan çocuk,

— 4 milyon civarı istihdam geriliği,

— Binlerce sivil insanın hayatını kaybetmesi,(kadın ve çocuk)

— Görev başında şehit edilen yüzlerce kamu personeli,(öğretmen, doktor vb.)

— Suriye ve Irak sınırlarından kaçak getirilen muhtelif ihtiyaç malzemeleri ve uyuşturucu kaçakçılığı.

— Marksizm-Leninizm Komünizmi

Komünizmi savunan akımlar arasında en yaygınıdır. Marksizm-Leninizm öğretisine göre ilk önce proletarya rejimi başlatılarak burjuvazi yıkılacak ve Komünizm’in hazırlayıcısı olan Sosyalizm aşamasına geçilecek. Sosyalizm’de bir süre sınıf ayrılıkları devam edecektir. Bu süre zarfında Komünizm tabanları iyice oluşturulacak ve devlet denen olgu kaldırılacaktır. Leninizm ve Marksizm’in düşünceleri bu yöndedir.

Vladimir Lenin, bu düşünceleri uygulayabilmek için 1.Dünya Savaşı sırasında İsviçre’den Rusya’ya döner ve Çar yönetimini istifa etmeleri için tehdit eder. İstifa etmeyen Çar yönetimine karşı ayaklanmayı başlatır ve 1917 Şubat’ında Bolşevik Devrimi gerçekleştirilir. Şubat devriminin ardından Rusya’da geçici bir hükümet kurulur. Bu hükümeti de yıkmak için önce Rusya Komünist Partisini(RKP) ardından da Sovyetler Birliği Komünist Partisi(SBKP) kurar ve geçici hükümeti yıkarak Rusya devlet yönetimine kendi adamlarını yerleştirir. Komünist hükümetin kurulması ise Rusya’da iç savaşlara neden olmuştur. Komünist rejime karşı olan gelenekçiler, Troçki yönetimindeki Kızıl Ordu tarafından acımasızca katledilmiş, Rusya Komünist Hükümeti sırf karşıt görüşlü olduğu için kendi ülkesinin insanını anti-hümanist duygularla yok etmiştir. Gelenekçiler tarafından kurulan Beyaz Ordu ise çok az bir kitle tarafından destek gördüğü için ve lojistik destek sağlanamaması sebebiyle Rus komünist hükümetinin Kızıl Ordusu karşısında pek fazla direnememiştir. Ayrıca iç savaş nedeniyle Kızıl Ordu tarafından kontrol altında tutulan bölgelerde ise, masum halkın mallarına el konulduğu, karşı koyanlara ise şiddet uygulandığı bilinmektedir.

Genetik İlmi ve Gerçekdışı Hurafeler

Tarih: 14 Ağustos 2012  |   Bölüm: Bilgisaçar, Türkçülük  |   Yorumlar: 3 yorum  |   Yazar:

İlerleyen bilim sayesinde insan yaşamına kolaylık katan buluşların, ilerlemelerin yanı sıra bunları gerçek dışı bir kalıba sokmak isteyen ilim cahili insanların yazıları, çığırtkanlıkları canımızı sıkmaktadır. Toplumu bilgi kirliliğine götüren deyişleri son derece zararlıdır. İlerlemek ve gelişmek isteyen her topluluk içinde yaşadığı çağda yalan söyleyip toplumu aldatanlar her zaman olmuştur.

genetik bilimiHızlı bir gelişme gösteren genetik ilmi de bunların ağzına sakız olmuş durumdadır. Anadolu’nun Türklüğünü kendi fikirleri ekseriyetlerince tanımlamaya çalıştıkları yetmezmiş gibi buna kaynak olarak genetik ilmini de göstermektedirler. Oysa Türklüğü Anadolu’dan silmek isteyenlerin bir parçası olan o hem makamına hem de insanlığa yakışmayan ilim (!) adamlarının saçma sapan bilgileri ile karşımıza çıkmaları şaşılacak bir durum değildir.

Anadolu’da Türklerin varlığına hazımsızlık duyanlar hem ilmi hem de ilim dışı yollardan

Türkiere karşı soğuk bir savaşın tarafıdırlar.

Misal olarak genetiği ile oynanmış olan bitki tohumlarının ülkemize satılarak ve şuan tohum yasası ile de yasallaşmış durumda olan bir kara bilim yöntemi vardır. Bu kara bilimin amaçlarını kısaca aktarmak istiyorum:

•  Bu yiyeceklerde, basit dille anlatmak gerekirse, soyun devamını sağlayan genetik kodlar ortadan kaldırılmıştır, bu bitkiler tohum vermemektedir. Yani bu tohumları her yıl yeniden satın almak gerekmektedir. Böylece Amerika ve İsrail’e bağımlı hale gelmek söz konusudur. Ama ayrıca bir özellikleri daha vardır, bir kez bunlara genetik manipülasyon yapılmışsa, bu manipülasyonun sadece tohum verme yeteneği üzerine yapılıp, yapılmadığı bilinemez. Bilemediğiniz başka pek çok gen de bu bitkilere eklenmiş olabilir, ya da zamanla eklenecektir. Yani bu bitkilerin çoğu normal görünen CANAVAR BİTKİLER olabilir.

•  Bu tohumlar özel olarak bitki örtüsünün yapısını bozmak üzere kodlanmışlardır. Yani bir tarlaya ekildiğinde içerdikleri genetik bilgi sayesinde o bölgedeki bitki örtüsünü yok etmekte ve o bölgedeki diğer bitki örtüsünü belirli böcek türlerine veya mantar türlerine zayıf hale getirmektedirler. Böylece o böcek türlerini ortalığa salan (daha sonra da onları öldürmek için böcek ilaçlarını satan) dev şirketler bir kaç kez kar etmektedirler.

örneğin GOD buğday ekilmiş bir tarlaya, bu sefer DOĞAL BUĞDAY ekmek isterseniz, toprağa karışmış olan genler nedeniyle ekeceğiniz buğday özel mantar ve böcek türlerine zayıf hale getirileceği için ürün almanız mümkün olmayacaktır. Yani bir tarlaya Genetik Olarak Değiştirilmiş tohum ekerseniz bir 50-70 yıl daha başka tohum ekemezsiniz.

  Yukarı çık!