Bu nedir? Bu sayfadan Sosyal İmleme bağlantılarını kullanarak Mehmet Emin Erişirgil yazısını bir sosyal imleme sitesine kaydedebilirsiniz, veya E-posta formunu kullanarak yazıyı bir arkadaşınıza tavsiye edebilirsiniz.

Sosyal İmleme

Bu içeriği beğendiyseniz, aşağıdaki bağlantılarla feysbuk veya twitter üzerinden paylaşabilirsiniz. Ayrıca yazıyı başka ortamlarda paylaşmak için doğrudan adres çubuğundaki bağlantıyı da kullanabilirsiniz.

  • Facebook'ta paylaş!
  • Twitter'da paylaş!


  • Yandaki form aracılığıyla herhangi bir kişiyle yazının bağlantısını içeren bir e-posta paylaşabilirsiniz. Formu doldurup, gönder butonuna tıkladıktan sonra sayfa yeniden yüklendiğinde e-postanız gönderilmiş demektir.

E-posta

E-posta ile paylaş
21 Haziran 2014

Mehmet Emin Erişirgil

Kategori: Biyografi

mehmet emin erişirgilMehmed Emin, Avni Başman ile birlikte pragmatik felsefeyi bizde temsil eden, yayan ve Millî Eğitim Bakanlığı’nda yerleştirmeye çalışan kimsedir. Mehmed Emin, Felsefe tarihine Kant’tan başlamış ve sonra Renouvier’e geçmiştir. Kendisi, bir çeşit Mutlak’ı bildirecek sezginin bir bilgi kaynağı olabileceğine inandığı için William James’in pragmatik felsefesini benimsediğini söylüyor.

Mehmed Emin, vatandaş ruhlarını birbirine bağlayacak manevî birliği sağlamak için, İstiklâl Savaşı, yardımcı olabilir, inancındadır. Ona göre, Türk’ün bu savaştaki fedakarlığını duyuracak bir sanatçı, o hayatı izah edecek bir filozof, gerçek eğiticiler olacaktır. İstiklâl Savaşı, bize şu felsefî hakikatleri öğretmiştir:

1) İnsanlığın kudreti iradedir. Fikirlerimiz pratikten doğar. Bir fikir, irade gücünü ne kadar artırır, hayatı güçlendirirse, o derece doğrudur.
2) İnsanlığı yücelten pratik ve iradedir. Zira bir düşüncenin doğruluğu bizi tabiat ve toplumda etkili kıldığı zaman anlaşılır.
3) Yaşamanın gayesi, onu kuvvetlendirmektir.
4) Kişi toplumsallaştıkça şiddetli ve zengin bir hayat yaşar.
5) Mutluluk iradedir. Dolayısıyla mutluluğu kuvvetli bir pratik hayatta hareketli yaşamakta aramalıdır.


Mehmed Emin, “Neden Filozof Yok?” adlı eserinde dinî düşünür yetişmediği, taklitten, nakilcilikten kurtulamadığımız, bilimde, vazife ahlâkında ve sanatı belli bir seviyeye ulaşamadığımız için filozof yetiştiremediğimizi söylüyor. Bunlardan kurtulursak bizde de filozof yetişecektir. Mehmed Emin, “Türkçülük Devri, Milliyetçilik Devri, İnsanlık Devri” adlı kitabında Türkçülüğü ve milliyetçiliği birbirinden ayırır.

Milliyeti manevî ve ahlâkî bağ olarak görür. Gökalp’ın medeniyet ve kültür ayırımına karşı çıkar, medeniyetin bölünemediğini, kültür hadiselerinin ondan ayrılamayacağını savunur. A. Comte’un üç hal kanunu gibi bu üç devrin birbirini takip eden devirler olduğunu söyler. O, “İnsanlık devrine girmek üzere” olduğumuza inanır.

Bugünkü küreselleşmenin bir habercisi gibi M. Emin, sosyal mahiyette bir insaniyetçiliğin, bundan sonra hakim olacağını, bu insanlık dönemine girişin mücadeleli ve kanlı olacağını, ikinci dünya savaşıyla başlayan bu dönemden dolayı, 20. asra “insanlık asrı” deneceğini böylece torunlarımızın dünyada daha rahat bir hayat yaşayacağını iddia eder.158 Peki bu geçişi ve ideali terimler gerçekleştirecek Mehmed Emin’e göre, bugünkü milliyetlerin torunları gerçekleştireceklerdir.


Geri Dön: Mehmet Emin Erişirgil