Bu nedir? Bu sayfadan Sosyal İmleme bağlantılarını kullanarak Eski Türklerde Halk / Millet yazısını bir sosyal imleme sitesine kaydedebilirsiniz, veya E-posta formunu kullanarak yazıyı bir arkadaşınıza tavsiye edebilirsiniz.

Sosyal İmleme

Bu içeriği beğendiyseniz, aşağıdaki bağlantılarla feysbuk veya twitter üzerinden paylaşabilirsiniz. Ayrıca yazıyı başka ortamlarda paylaşmak için doğrudan adres çubuğundaki bağlantıyı da kullanabilirsiniz.

  • Facebook'ta paylaş!
  • Twitter'da paylaş!


  • Yandaki form aracılığıyla herhangi bir kişiyle yazının bağlantısını içeren bir e-posta paylaşabilirsiniz. Formu doldurup, gönder butonuna tıkladıktan sonra sayfa yeniden yüklendiğinde e-postanız gönderilmiş demektir.

E-posta

E-posta ile paylaş
24 Temmuz 2013

Eski Türklerde Halk / Millet

Kategori: Tarih

eski türklerde halkEski Türklerde halka “kün”, “bodun veya “él” (il) denmekteydi. Bunlardan “bodun”, “boy” (bod) sözünün çoğulu olup, boylar birliği anlamına gelmektedir. Çünkü, “bodun” (halk) aynı soydan olan ve aynı dili konuşan boyların bir başkan etrafında toplanmasıyla meydana gelmekteydi. Yine bir başkan tarafından “bodunlar”ın bir araya getirilmesiyle de Türk devleti (Türk eli) ortaya çıkmaktaydı.

Tarihî kayıtlara göre, Türkçe konuşan ve Türk soyundan olan topluluklara ilk defa millî kimliklerini sezdiren ve onlara büyük bir millet olduklarını öğreten lider, büyük Hun Hükümdarı Mete’dir (Bagatır/Batur).  (M.Ö. 209-174). Mete, komşu devletleri birer birer yenip, baskı altına aldıktan sonra bütün güç ve enerjisini Hun siyasî birliğini kurma faaliyeti üzerinde toplamıştır.

Bunun için 25 yıl gibi uzun bir süre mücadele eden Mete, 26 kadar büyüklü küçüklü devleti ortadan kaldırarak, Hun siyasî birliğini kurmuştur. Mete, M.Ö. 176 tarihli bir belgede bu faaliyetlerinin sonucunu, amacına ulaşmış bir liderin mutluluğu içinde, “Ok ve yay gerebilen kavimleri bir aile gibi birleştirdim; şimdi onlar Hun oldular” şeklinde bir ifade ile açıklamıştır. Bundan da anlaşılıyor ki, Mete, sadece Hun siyasî birliğini kurmakla kalmamış, aynı zamanda Türk topluluklarına “Hun olma”, yani millet olma bilincini de aşılamıştır.

Türklerde devlet, idareci unsur ile işbirliği yapan geniş halk kütlelerinin gayretleri ve katkıları sonucunda gerçekleşmekteydi. Daha doğrusu, halk devletin hem kurucu hem de temel unsuru idi. Başka bir deyişle halk, devletin gerçek sahibiydi. Bundan dolayı, devletin yıkılması ve istiklâlin kaybedilmesi, Türk toplulukları arasında elem dolu yakınmalara ve dövünmelere sebep olmaktaydı. Meselâ, 630 yılında devletini ve istiklâlini kaybeden Türk milletinin feryatları, Göktürk yazıtlarına “İlli (devletli) millet idim, ilim (devletim) şimdi hani, kime il (devlet) kazandırıyorum der imiş” (…) şeklindeki ifadelerle yansımıştır.

Türkler, halkı, devletin temeli sayan bir anlayışa ve düşünceye sahip olmakla kalmamışlar; bu anlayışlarını ve düşüncelerini her yerde ve her vesile ile savunmuşlardır. Bu hususta büyük fatih Cengiz Han ile ilgili somut bir örneğimiz bulunmaktadır: Cengiz Han başlangıçta devlet fikrine sahip olmayan vahşi bir kabîle reisi durumundaydı. Ele geçirdiği şehirlerin insanını tamamen öldürüyor, mallarını da yağma ediyordu.

Bu vahşet karşısında dehşete kapılan Tapan adlı bir Uygur Türkü, Cengiz Han’ı şu sözlerle uyarmak zorunda kalmıştır: “Siz, insanları öldürüp, toprağı boş bırakıyorsunuz. Halbuki devlet, insan ve topraktan meydana gelir. İnsansız devlet olmaz!” Cengiz Han, bu sözlerden gerekli dersi almış olmalı ki, bundan sonra teslim olan şehirlerin insanını öldürmemeye başlamıştır.


Geri Dön: Eski Türklerde Halk / Millet