Bu nedir? Bu sayfadan Sosyal İmleme bağlantılarını kullanarak Psikanaliz ve Cinsellik yazısını bir sosyal imleme sitesine kaydedebilirsiniz, veya E-posta formunu kullanarak yazıyı bir arkadaşınıza tavsiye edebilirsiniz.

Sosyal İmleme

Bu içeriği beğendiyseniz, aşağıdaki bağlantılarla feysbuk veya twitter üzerinden paylaşabilirsiniz. Ayrıca yazıyı başka ortamlarda paylaşmak için doğrudan adres çubuğundaki bağlantıyı da kullanabilirsiniz.

  • Facebook'ta paylaş!
  • Twitter'da paylaş!


  • Yandaki form aracılığıyla herhangi bir kişiyle yazının bağlantısını içeren bir e-posta paylaşabilirsiniz. Formu doldurup, gönder butonuna tıkladıktan sonra sayfa yeniden yüklendiğinde e-postanız gönderilmiş demektir.

E-posta

E-posta ile paylaş
25 Mart 2013

Psikanaliz ve Cinsellik

Kategori: Bilgisaçar

psikanaliz cinsellikBu soruya psikanalizin cevabı şu olaçaktır: Cansız nesnelerin, bizim onlara yakıştırdığımız, bir ayna gibi bizi de yansıtan bir ruhları vardır. Sigmund Freud (1856-1939) bu isteğin beşikte başladığını söyler. Psikolojik bir araştırma metodunu ortaya koyan bu AvusturyalI doktor, katı düşünceli XIX. Yüzyıl sonlarında, çocuktaki cinsellik konusuna eğilme cesaretini.bulan ilk bilgin olmuştur.

Freud, bir ufaklığın “libido”suna (psikanalizde, canlı varlıklarda kendini cinsellikle ortaya koyan enerji) konu olarak ebeveynlerden birini ya da onların yerini tutan kişileri, fakat özellikle anneyi veya dadıyı, doğumun ilk günlerinden itibaren bu
rolü oynamışsa babayı seçebileceğini söyler. Tercihini, canlı ya da cansız tüm varlıklara yöneltebilir. Nihayet bu tatmini kendinde de bulabilir; nitekim çocukta parmak emmek bir ‘otoerotizm’ göstergesidir. Freud, çocuğun karşılaştığı bu duruma çeşitli şekillerde ortaya çıkabilecek bir sapıklık olarak bakmıştır. Bu sapıklığa görülen eğilimin ender rastlanan, olağan dışı bir şey olmadığını ve insanın normal yapısının bir parçası olduğunu da ilave eder. Çocukluk devresi peşpeşe gelen dönemlerden oluşmuştur. ‘Oral’ devre, yani emme devresi hayatın ilk altı ayım kapsar (bu veri, bundan sonrakiler gibi, bir bebekten diğerine farklılıklar gösterebilir). Burada ağız en önemli yaklaşım unsurudur.

Anne memesinin veya biberonun emilmesi de bu durumun karakteristikleridir. Aynı zamanda deri ve duyu organları vasıtasıyla algıladığı dürtüleri de içine çekmekte olan bebek, annesinin kokusunu koklayarak ya da banyo esnasında oluşan duygularla yoğun bir libido tatminine varabilir. Kesin olarak meme saatlerini beklemesi gereken bebek, gergin ve kırgın olur, kısa sürede vücudunun diğer bir kısmını -genellikle parmağını- emmeyi öğrenir. Böylelikle kendine otoerotik bir tatmin yolu bulmuştur.


Geri Dön: Psikanaliz ve Cinsellik