Yunus Emre Kimdir?

yunus emre kimdirAnadolu, Moğolların istilâsı, Beyliklerin kavgaları, bu keşâkeşin doğurduğu ahlâk buhranı, âsâyişsizlik, emniyetsizlik hengâmında iken Islâm, en büyük şairlerinden birini ortaya koyuyordu; Yunus Emre

Yunus Enıre’nin hayatı ve yaşadığı çağ hakkında bilinen hususlardan biri, Risâlet-ün-Nushiyye adlı eserini H.707/M. 1307-1308 tarihinde yazmış olmasıdır.

Eserini olgun ve iletlemiş bir yaşta yazdığı anlaşılan Yunus Emre, son zamanlarda bir mecmuada bulunan kayda göre, H.720/M. 1320-1321 tarihinde vefat etmiştir. Adnan S.Erzi’nin İstanbul Bayezit Devlet Kitaplağuıdaki bir mecmuada  bulduğu kayıt şöyledir: “Vefât-ı Yunus Emre, sene 720, müddet-i ömr 82″ Bu sözlerden şâirimizin H.638/M. 1240-1241 yılında doğduğu ortaya çıkmaktadır. sesli kitap

Yunus Emre’nin şiirlerinde, bu tarihlerin doğru olduğunu gösteren bazı ip uçlan bulunmaktadır. Yunus, Mevlânâ Celâleddin’den şöyle bahsediyor:

Mevlânâ Hudâvendgâr bize nazar kılah

Anun görklü nazarı gönlümüz aynasıdur.

Mevlânâ sohbetinde saz’ıla işret oldı

Arif ma’niye taldı kim biledür ferişte.

Divânının iki yerinde böylece Mevlânâ’nın sohbetinde bulunduğunu ve onun görklü nazan’na mazhar olduğunu söyleyen ve Mevlânâ 1273 yılında ebediyete göç ettiği sırada 33-34 yaşında olan Yunus, bir başka beytinde Mevlânâ’ya duyduğu hasreti şöyle dile getirmektedir:

Fakih Ahmet Kutbüddin Sultan Seyyid Mecmüddin

Mevlânâ Celâlüddin ol kutb-ı cihan kanı

Bu beyitle adı geçen Hoca Ahmet Fakii Çarhnâme” adlı eserin sahibidir ve Yunus’un doğumundan 20 yıl önce 221’de (H.618) vefat etmiştir.

Yunus’un şiirlerinde Geyikli Baba ve i vdi Balum’un adlan da geçmektedir:

Geyiklü’nün ol Haşan söz eyitmiş kendünden

Kudret dilidür söyler kendünün söz nesidür.

Yunus’un kınadığı Geyikli Baba, Osman Gazi (1299-1326) ve Orhan Gazi (1326-1359) devirlerinde yaşamış, garip halleriyle ilgi uyandırmış bir şeyhtir. Şeydi Balum (Balum Sultan), muhtemelen Germiyan Oğullarından bir beydir ve Geyikli Baba’nın müridlerindendir. coğrafya

Yunus’un çağdaş olarak bahs ettiği bu kimselerin yaşadığı devir, XIII. yüzyılın ikinci yansıyla, XIV. yüzyılın ilk yarısıdır. Yunus’un kendisi de XIII. yüzyılın ikinci yarısında ve XIV. yüzyılın başında yaşamıştır. Bu tarih Selçukluların sonu ile Osman Gazi devirlerine rastlamaktadır. Aşık Paşazade, Yunus’u Orhan Gazi devrinde yaşamış gösterir ise de, doğru değildir. Taş-köprü-zâde’niıı onun Yıldırım Beyazid (1389-1402) devrinde yaşadığını kayd etmesi de, tabiatiyle gerçeğe uymamaktadır.

Yunus Emre’nin nereli olduğu, nerede tahsil gördüğü, nerelerde bulunduğu, nasıl yaşadığı hususlarında da elde kesin bilgi yoktur. Bektaşi mena-kıpnâme (velâyetnâme)’lerinde Yunus’un Sivrihisar yakınında Sanköy’de doğduğu ve orada öldüğü zikr edilmekte ise de, bu husus bir rivayetten ileriye gidememektedir. Son zamanlarda bulunan bir vesikada Yunus Emir Beğ adlı bir şahsın Sanköy’deki çiftliğini zaviyesine vakf ettiği kayd edilmektedir. Eski yazıda “emir” ve “emre” kelimelerinin yazılışı birbirine benzemekle beraber, isimde Beğ kelimesinin de kullanılması ve “Emir”, “Beğ” sıfatlarının tarikat ıııensuplanna verilmesi mu’tad olan sıfatlardan olmayıp mülki bir sıfat olması, bu şahsın Yunus Emre olamayacağını göstermektedir. Yunus Emre’nin Karamanlı olduğu, Horasan’dan gelen İsmail Hacı cemaati mensup-lanndan bulunduğu ve Karamanoğlu İbrahim Beğ’den bir yer satın aldığı hu-sulan, son zamanlarda bazı vesikalara dayanılarak ileri sürülmekte ise de, inandırıcı olmaktan uzaktır. Yunus Emre’nin Sarıköy’lü veya Karamanlı oluşu meselesi böylece hâlâ çözülememiştir. Bu nokta karanlık ve şüpheli kalmaktan kurtulamamışür.

Yunus Emre’nin Yukarı-llleri (Azerbaycan ve İran), Anadolu şehirlerini, Şam (Suriye illerini) ne maksatla dolaştığı belli değildir. Belki tahsil için, belki büyük ilim ve gönül adamlarını ziyaret maksadıyla, belki bir aşk hicranı dolayısıyle bu seferleri ihtiyar etmiştir. Belki de bu saydığı yerlere hiç gitmemiştir, bunlar gitmeği arzuladığı diyarlardır.

İslâm tasavvufunun inceliklerini sadelikle, derinlikle ve hiç bir dar kalıp içerisine düşmeden dile getiren Yunus Emre’nin Taptuk Emre adlı bir şeyhin müridi olduğu bâzı kaynaklarda zikr edilmektedir. Bu mesele, açık ve kesin bir delile ve vesikaya dayanmamaktadır. Daha çok bir efsane mahiyetindedir. Esasen Taptuk Emre de efsanevi bir şahsiyettir. Böyle bir kimsenin yaşayıp yaşamadığı belli değildir. Aşağıda da açıkladığımız veçhile, Yunus’un şiirlerinde geçen Taptuk kelimesi bazan bir özel isim değil, doğrudan doğruya tapılan büyük varlığı, Tanrı’yı işaret etmektedir.

Yunus Emre’nin hayatında ne işle meşgul olduğu, ne yaptığı da bilinmemektedir. Muhakkak olan bir nokta varsa, derviş ve şeyh olarak ömrünü tekyede geçirmediğidir. Onu Karaman’lı göstermek isteyenler, bâzı kaynaklara dayanarak zengin bir kimse olduğunu, sürü besletip sattığını ileri sürüyorlar. Sarıköy’lü olduğunu iddia edenler ise, Yunus’un ekinci olduğunu, çiftliğini zaviyesine vakf ettiğini söylüyorlar. İki ihtimal de doğru olabilir. Çiftçilik ve hayvancılığı bir arada yürütebilir. Zaten çiftlik işletmek ikisini bir araya toplamak demektir. Çiftlik sahibi olmak, ekincilik yapmak Yunus’un tasavvufla uğraşmasına, tekyeleıde feyiz almasına ve feyiz vermesine elbette engel teşkil etmez. Yalnız, onun sadece bir derviş ve şeyh olarak y aşadığını gösteren bir delil ortada bulunmamaktadır.

“Aşık” mânâsına gelen “Emre” kelimesinin XIII. – XV. asırlarda bir topluluğu gösterdiği veya bir lâkap olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim daha sonralan halk saz şâirlerine “âşık” adı verilmiştir.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!