Yerleşme Tipleri

yerleşme tipleriİnsanın hayat tarzına göre genel olarak farklı yerleşme tipleri ortaya çıkmıştır. Yerleşme tipleri aşağıda açıklanacağı üzere, fizikî coğrafya şartlan ile insan geçimi, kültürü arasındaki bağlantının bir sonucudur. Geçimini hayvan otlatarak temin eden toplumlar ister istemez geçici yerleşme kurma ve meskenlerini de ona göre düzenleme durumundadır. Buna karşılık ticarî tarım ve hayvancılık ile madencilikle geçinen toplumlar, farklı tip ve özellikte yerleşmeler kurmuşlardır. Öte taraftan yerleşme şekillerini, primitif topluluklarda geniş ölçüde doğal ortam şartları tayin ederken ileri toplumlarda teknolojik seviye ortaya koymaktadır. dünya saat dilimleri

2.1. KIR YERLEŞMELERİ

Kır yerleşmeleri, daha ziyade geçimini tarım, ormancılık ve hayvancılıktan sağlayan toplumlarda görülür. Bu yerleşmeler, ekonomisi tarıma dayalı olan ülke ve bölgelerde hâkimdir. Bilindiği gibi, kırsal alanların kaynakları ancak belli sayıda insan topluluğunun geçimini sağlar (Foto 67). Bu nedenle kırsal kesimin besin kaynakları ve potansiyeline göre belli sayıda nüfus toplanır. Ortamın verim gücü, artan nüfusu beslemeye yetmediğinde, göç başlar. Göçün olmadığı bölgelerde geçim sıkıntısı, işsizlik ve yetersiz beslenme görülür. ölçek hesaplama

Kır yerleşmelerinde yerleşme düzeni son derece değişik bir durum gösterir. Yerleşme düzenini doğal çevre ile insanların kültürel, ekonomik yapısı belirler. Kırsal yerleşmeler birçok alt tipe ayrılır. ölçekler

Geçici Yerleşmeler

Dünyanın bazı kesimlerinde insanlar, farklı ortamlarda bireysel olarak veya çok küçük gruplar hâlinde dolaşarak ve göç ederek hayatlarını sürdürmektedir. Bunlara göçebe insan ya da göçebe toplumlar denilir. Bunların hayat tarzı, hayvanları otlatma üzerine kuruludur. Göçebe topluluklar, genellikle ekvatoral ormanlar ile yağışın az ve yıllara göre önemli değişme gösterdiği çöllerin kenarlarında, bozkır sahalarında ve ekvatoral ormanlarda görülmektedir. Bu sahalardaki insanlar, hayvanlarını otlatmak için devamlı olarak yer değiştirmek ve kurak dönemlerde yağışın düştüğü yerlere gitmek zorundadır. Örneğin Sahra çölünün kenarlarındaki göçebeler, devamlı olarak hayvanlarına yeni otlak sahaları bulmak için 100’lerce km yol katetmektedir. Bu sahalarda yağış düştükten kısa bir süre sonra hemen otlar yeşererek büyümekte ve birkaç haftalık bir süre içerisinde otlar gelişmelerini tamamlayarak tohum bağlamakta ve tohumlarını saçtıktan sonra kurumaktadır.

İşte göçebe, yağışın düştüğü sahayı tahmin etmek, oraya ulaşmak ve bu kısa müddet zarfında hayvanını otlatmak zorundadır. Bu hayat tarzı sürdüren kabilelerin meskenleri de kolay taşınan çadırlardan ibarettir. projeksiyonlar

Ülkemizde çoğunlukla Akdeniz Bölgesi’nde yaşayan Yörükler de göçebe insan topluluklarına dahil edilmektedir. Devamlı olarak hayvan otlatarak geçimini sağlayan bu topluluk, yaz başlarından itibaren Toros dağlarındaki yaylalara göç etmekte, hava şartlarına göre Ağustos sonu ve Eylül başlarından itibaren yavaş yavaş Akdeniz kıyılarına inmektedir. Kışın hayvanlarını Akdeniz kıyı kuşağındaki maki sahalarında otlatmaktadır. Ancak günümüzde Yörükler ve göçebe aşiretler son derece azalmıştır. hümanizm

Buna benzer diğer bir göçebe topluluk da Arktik tundralarda görülür. İskandinavya’nın kuzeyinde yaşayan Laponlar ve Eskimolar, yazın hayvanlarını tundralarda otlatmakta, kışın başlaması ile güneye doğru göç ederek tayga denilen iğne yapraklı ormanların kuzey kenarlarına sığınmaktadırlar. Eskimolar ve Laponlar, igio denilen kardan yapılmış meskenlerde yaşamaktadırlar. Yukarıda belirtilen göçebe hayat ve göçerlerin kaldığı yerleşmeler, son yıllarda gittikçe azalmaktadır.

Ekvatoral yağmur ormanlarında yaşayan yerliler de geçimlerini ormandaki çeşitli yemişlerden, balıkçılık ve avcılıktan sağlamaktadır. Bu gruplar, bulundukları ortamda kendilerini besleyen kaynaklarını tükettikten sonra başka sahalara göç ederek geçici yerleşmeler kurmakta; oradaki hayvanları avlamakta ve bazı bitkilerden yiyecek elde etmektedir. Böylece yerliler, yarıkurak bölgelerde yaşayan göçebeler gibi olmasa bile ekvatoral ormanlarda devamlı hareket etmektedirler.

Arktik bölgenin kenarlarında yaşayan Eskimolar da ayrı bir göçebe gruptur. Ancak bunların yer değiştirmeleri, diğer göçebe topluluklarda olduğu gibi uzun mesafeli değildir. Eskimolar, bir taraftan kıyıda balık tutarak diğer taraftan kara hayvanlarını avlayarak geçimlerini sağlamaktadır. Bunlar meskenlerini, deniz ile kara arasında her iki faaliyeti birarada yürütebilecekleri ortamları seçerek kurmaktadır ve bu iki geçim sahası arasında hareket etmektedirler.

Türkiye’deki Geçici Yerleşmeler

Bu yerleşme tipi, tarım toprakları ve otlakların yetersiz olduğu kırsal bölgelerde genellikle dağlık sahalarda görülür. Böyle yerlerde köy halkı, ikinci bir geçim veya hayat sahası bularak geçici yerleşmeler kurmuştur (Şekil 2.1). Geçici yerleşmeler, genellikle köyden daha yüksek uygun bir alanda hem tarım hem de hayvancılık veya sadece hayvancılık yapmak amacı ile kurulan ve sadece yaz mevsiminde yerleşmeye açık olan yerleşme sahalarıdır (Foto 69). Bu tip yerleşmeler, başta Doğu Anadolu’da olmak üzere Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ve Toroslar ile kısmen iç Anadolu’nun dağlık yörelerinde yaygındır. Başlıca geçici yerleşmeler ve özellikleri kısaca şöyledir.

Mezra: Tarım ve hayvancılığın birarada yürütüldüğü sahalarda kurulan bir geçici yerleşme tipidir. Bu yerleşmelerde yaz döneminde bir taraftan hayvanlar otlatılırken diğer taraftan her aile yerleşmenin bulunduğu alan ve yakın çevresinde tahıl tarımı yapmakta ve sınırlı sahalarda da kendi ihtiyacı olan sebzeleri yetiştirmektedir. Örneğin Kuzey Anadolu dağlarında sisli ortam şartlarında sıcaklık değişmesi az olduğundan patates, baklagil ve hatta mısır üretilmektedir. Yayla yerleşmelerinin olduğu Perşembe, Kümbet gibi yüksek yaylalarda bir taraftan hayvancılık yapılırken diğer yandan bilhassa genellikle patates, alçak yaylalarda baklagiller ile bazı yem bitkileri de yetiştirilmektedir.

Toros ve Kuzey Anadolu dağları ile Doğu Anadolu’nun fazla yüksek olmayan tarıma uygun alanlarda bu tip yerleşmeler görülmektedir.

Kom ya da Oba ve Ağıl: Sadece hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı geçici yerleşmelerdir. Tabiatiyle bu yerleşmeler, otlatmaya uygun bozkır, omaniçi ve kenarı, ormanın üst sınırında çayır (alpin ve subalpin) alanlarında bulunur. Toros ve iç Anadolu dağlarında dağ bozkırı, Doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu’da dağ (alpin) çayırı alanlarında yazın hayvan otlatılır (Foto 69). Bu yerlerde, özellikle Doğu Anadolu’da obalara rastlanılır. Oba ve ağıllarda çevreden bulunan yapı malzemesine göre ahşap ve taştan yapılmış geçici meskenler görülür. Örneğin Allahüekber dağlarının üst kesiminde taştan yapılmış meskenler yaygındır.

Geçici yerleşmeleri kapsayan diğer bir yerleşme şekli ise yaylalardır. Ancak yaylalar, çeşitli yöre ve bölgelere göre farklı amaca göre kullanılır. Toroslardaki yaylalar, hem Akdeniz kıyı kuşağının aşırı sıcaklarından bunalan sakinlerin yaz döneminde dinlendiği, aynı zamanda tarım ve hayvancılığın yapıldığı sahalardır. Bu yaylalar, çoğu kez orman içinde ve kenarında bulunur. Yaz döneminde nüfusu artan bazı yaylalarda pazarlar kurulur, dükkanlar açılır. Örneğin Toroslarda Çamlıyayla (Namrun), Tekir, Soğukoluk, Mitisin, Zorkun yaylaları âdeta bir kent havasına bürünür. Kentlerdeki ürünlerin çoğunu böyle yaylalarda bulmak mümkündür. Karadeniz Bölgesi’nde ise Sultanmurat, Perşembe, Bilbilan, Kümbet, Çambaşı gibi yaylalarda haftanın belli günlerinde diğer yayla sakinleri de toplanır, yakın kent ve kasabalardan gelen esnaflar hertürlü mal ve eşyayı pazarlar, çeşitli amaçlara yönelik panayırlar ve/veya pazarlar kurulur.

Yayla ve ağılların kuruluş ve dağılışında su kaynakları, yükselti koşullarına bağlı olarak otlak alanlarının verimliliğinin, bakı faktörünün son derece önemli etkileri bulunur. Nitekim İç Anadolu’da Hasandağı ve Melendiz dağında yapılan araştırmada 153 yayla ve 1055 ağıl saptanmıştır (Şekil 2.2). Araştırma alanında tüm eğim gruplarında yaylaların özellikle su kaynakları civarında yer aldığı, ancak ağılların mesken yapımına uygun olması nedeniyle 5°-10° eğimli olan düzlüğe yakın alanlarda ve güneye yamaçlarda yoğun olarak kurulduğu saptanmıştır (Altın 2010).

Toplu Yerleşmeler

Yerleşik toplumlarda, yerleşme özellikleri geniş ölçüde değişme gösterir. Bu yerleşmelere ait ekstrem örneklerden biri bazan bir, bazen de birkaç ailenin banndığı tek ya da ayrı meskenlerin bulunmasıdır. Buna zıt olan diğer bir yerleşme ise meskenlerin birbiri yakınma kurulması ile oluşan küçük yerleşme gruplarıdır.

Eğer yerleşmeler bir saha üzerinde tek veya birkaç ev hâlinde bir gruplaşma gösteriyorsa bu tip yerleşmeye dağınık yerleşme denir. Eğer meskenler birbirlerine çok yakın veya birarada bulunuyorsa bu yerleşme tipi de toplu yerleşme olarak tanımlanır. Yerleşmeler yer yer gruplaşma gösteriyorsa buna da dağınık toplu yerleşme denir. Bir yerde bile yamaçta dağının olan yerleşme, tanmın yapıldığı vadi tabanında toplu yerleşmeye dönüşür.

Dağınık yerleşmelerde meskenler birbirleri ile gruplaşma göstermedikleri hâlde, toplu yerleşmelerde meskenler biraraya gelerek yerleşme kümelerini oluşturur. Yukarıda sözü edilen yerleşmeler, aynı zamanda insanların geçim tarziarını da yansıtır. Nitekim toplayıcılıkla geçinen insanlar, daha geniş alandan geçimini sağlamak için dağınık yerleşmelerde yaşar. Buna karşın Cava adası ve And dağlarında tarımın yapıldığı kesimlerde kollektif çalışmanın bir gereği olan toplu yerleşmelere geçilir. Öte taraftan, topoğrafik durum ile yaşama tarzı da yerleşmelerin farklı karakter almasını sağlamıştır. Su kaynaklarının kıt olduğu yarıkurak bölgelerde insanlar su kaynakları boyunca toplanma eğilimi gösterirken, toprakların az oiduğu arızalı alanlarda dağınık toplu yerleşmeler bulunur. Karadeniz Bölgesi’nde de olduğu gibi eğimli yamaçlar boyunca bir veya birkaç mesken ve eklentilerinden oluşan dağınık yerleşmeler yer alır (Foto 70).

Türkiye’deki Toplu Yerleşmeler

Yukarıda kısmen açıklandığı gibi, toplu kır yerleşmeleri, mesken ve eklentilerinin (samanlık, ahır, zahire deposu vs.) birbirlerine bitişik olduğu yerleşmelerdir. Böyle yerleşmeler; engebeli alanlarda vadilerin kenarlarında, vadilerin ovalara açıldığı kesimlerde, yamaçların eteklerindeki uygun sahalarda kurulmuştur (Foto 67, 68). Toprakların sınırlı olduğu sahalarda yerleşmeler, yamaçlara doğru âdeta merdiven basamak- ları gibi bir yerleşme düzeni göstermektedir. Bu tip yerleşmeler, ülkemizde karstik alanlarda polyelerin (büyük karstik ova) kenarlarında, Anadolu’da ovaların çevresindeki dağların eteklerinde yer almaktadır, Yarıkurak bölgelerde çoğu yerleşmelerin su kaynağı ve akarsuların kenarlarında toplandığı görülmektedir. Kurak sahalarda, yani çöllerde ise vahalar bulunmaktadır. Vaha, su başlarında kurulan çöl bölgelerine özgü bir yerleşme tipi olup, sudan yararlanılarak küçük ölçüde tarım yapılmaktadır.

Dağınık Toplu Yerleşmeler

Küçük gruplar hâlinde olan yerleşme düzenini kapsar. Özellikle engebeli alanlarda tarıma uygun toprakların azlığına bağlı olarak ancak birkaç ailenin biraraya gelerek oluşturduğu yerleşme tipi görülür. Bunlara örnek olarak ormanlık alanlarda özellikle Batı Karadeniz ve Toros dağlarında mahalle denilen birkaç ailenin biraraya gelerek oluşturduğu yerleşmeler verilebilir. Bu yerleşmeler, küçük kümeler hâlinde tarım alanlarının çevresinde bulunur.

Dağınık Yerleşmeler

Tek ev ve eklentilerinden ibaret olan bu tip yerleşmeler, tarımsal toprakların son derece sınırlı olduğu engebeli dağlık alanlarda yaygındır. Özellikle Doğu Karadeniz Bölümü’nde, bazen tek bazen de birkaç evin birarada yer aidığı ve yamaçlara serpilmiş durumda olduğu dağınık yerleşmeler bulunur (Foto 70). Burada yerleşmenin dağınık olmasının sebebi, çok engebeli sahaların toplu yerleşmenin kurulmasına uygun olmaması, her ailenin tarlasının başında bulunarak zaman kaybetmeden toprağını işlemesinden ve hatta tarladaki ürünlerine zarar veren hayvanlardan korumasından ileri gelir.

Ülkemizdeki kır yerleşmelerini, devamlı ve geçici olarak iki gruba ayırabiliriz: Devamlı yerleşmeler; yukarıda kısaca temas edildiği gibi, toplu, dağınık ve dağınık küme şeklindedir. Nüfusları kalabalık olan toplu yerleşmeler, genel olarak tahıl tarımının yapıldığı iç Anadolu, Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile ovaların yer aldığı olukların kenarlarında bulunur. Ayrıca Doğu Anadolu’da Erzurum, Pasinler, Erzincan ve Muş ovalarının kenar kesimlerinde, akarsu boylarında ve Kuzey Anadolu’da Adapazarı, Düzce, Bolu, Erbaa-Niksar oluklarında toplu köyler görülür.

Küçük gruplar hâlinde bulunan toplu yerleşmeler, dağlık engebeli bölgelerimizde tarıma uygun toprakların az olmasından dolayı ortaya çıkmıştır. Örneğin Hakkâri Bölümü’nde Zapsuyu vadisi boyunca yer yer küçük ve fakat toplu yerleşmeler yer alır. Bu yerleşmeler, çoğu kez birkaç mahalleden oluşur. Birkaç mahalle, İdarî yönden biraraya gelerek köy tüzel kişiliği kazanmıştır. Bu yerleşmeler vadi kenarları, ağızları ve yamaçların eteklerinde âdeta sıkışıp kalmışlardır.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!