Yakutlar (Yakut Türkleri)

yakutlar yakut türkleriTürk ellerinin en ücra kuzey-doğu köşesinde oturan tarihî Yakut Türklerine, bugünkü Yakutsk havalisinde, Lena ırmağı ile buna dökülen kolların suladığı sahada raslanmaktadır. Asıl yayıldıkları çevre ise: batıda Ölenek, Katanga ırmakları kıyılarına, doğuda Aldan ve Kolina ırmakları boylarını aşarak Ohotsk körfezine kadar uzanır.

Yakutlar bu muazzam saha dahilinde, bilhassa Kuzey-Buz Denizine dökülen ırmak kıyılarında, sürüleriyle gezgin hayat yaşayarak, hayvanlarına elverişli otlaklar ararlar. Kısmen doğu, kısmen güney ve batıdaki komşuları olan Tunguz’lar ise, tersine hayvan ve balık avcılığı île geçindikleri halde, Yakut Türkleri hayvan beşlemeği tercih etmektedirler.

Sahanın işgal ettiği coğrafik durum icabı, Yakut ili korkunç-bir tabiat iklimiyle karşı karşıyadır. Kışın bütün yerler donar, ancak yaza doğru yumuşar. Yazın ısı artı 36 dereceyi bulur. Ayrıca Yakutistan’m güneyinde sidre, kara çam ve diğer neviden ağaçlar, geçilmez ormanlar teşkil ederek yaşama imkânlarını engeller. Kuzeyde ise, kuzey ikliminin hüküm sürdüğü yerlerde, istifadesiz tundralar başlar.

En şiddetli soğuklar, aralık ayının ortasına doğru, bütün şiddetiyle hayata hâkim olur, her şey durur. Evlerin camları soğuğun tesiriyle kırılır, binalar çatlar ve dondurucu sis her taraiı kaplar. Dumanlı ufuklarda saat onbire doğru beliren güneş, az zaman sonra batar, gözükmez olur. Solgun bir meş’aleyi andırır. Öğleye doğru dahi, gökyüzünü görmek imkânsızdır. Termometre kolayca eksi 40 dereceyi bulur, hayat duraklar, yerinde sayar.

Bütün bu sert tabiata rağmen Yakut Türkü, sapasağlam yaşar, hayat mücadelesine göğüs gererek, ırkından ve milliyetinden en ufak bir fedakârlık yapmaz. Üstelik, yüz ifadesinde mülâyimlik hâkimdir. Fakat biraz da düşüncelidir. Boyu orta, omuzlan geniş, yüzü beyzidir. Ağır hareket etmeği sever. Açlığa ve susuzluğa dayanıklıdır. Çocuklarım doğduğu andan itibaren soğuğa alıştırırlar. Uzun ömürlüdürler.

Yakut Türkü, tam mânasiyle, yemeğe düşkündür. Başlıca gıdayı at ve sığır etiyle, inek veya kısrak sütü teşkil eder. Kırgız-lar gibi ekmeği bilmezler. Kuru ve tâze balık da yerler. Esas içkileri kımız’dır. Çay içenler de vardır. Rus idâresi alkollü içkileri de sokmayı ihmal etmemiştir.

Yakut elinin yüz ölçümü 3.489.689 kilometre kare olup, sinesinde ancak 500.000 kişiyi beslemektedir. Son idare sistemine göre Muhtar Yakut Cumhuriyeti haline getirilmiştir. hollanda

Bazı etnologlara göre Yakutlar içerisinde halis Türk kanını muhafaza edenler yanında bir de komşuları Tunguz’lara karışmış olanlara da raslanmaktadır. Jeopolitik durum neticesi olan bu hâl, Yakut Türkü üzerinde müessir olamamıştır. güney kıbrıs

Yakut Türkü kendisi için “kişi, insan” mânâsında olmak üzere, kavim adı olarak saha, çokluk hâlinde ise Sahalar etnoni-mini kullanmaktadır. Tarihî çağ başlarından itibaren Mevaraün-nehir’m doğusundan başlayarak, Tanrı ve Altay dağlarına kadar uzayan sahadaki halklara, Grek ve İran kaynaklarında Saka adı da verilmiş bulunmaktadır. Sırf dış benzeyişten başka bir şey olmayan bu iki kelime arasında, ne filolojik ne de şematik bir münasebet vardır. Şöyle ki, Yakut kavim adını Ruslar ilk defa Tunguz’lardan işitmiş etrafa yaymışlardır. Halbuki Tunguz’lar kendi düşman komşuları olan bu Türk halkı için Yaku, Buryat’lar ise Moğolca çoklık eki olan (-t) ekinin ilâvesiyle Yakut adını kullanmışlardır. Kelime başı (Y-) sesinin Yakutçada (s-) ile karşılanması üzerine Saha kelimesi kolayca Yakut olmuştur. ilginç bilgiler

Yakutların buraya nereden, ne yolla ve ne vakit geldiklerine ve diğer Türk halkları ile olan yakınlıklarına dair, bir takım fikirler ileri sürülmüştür. Miller, Aristov ve saire, Saha kelimesini gözönünde bulundurmakla beraber, Yakutlar arasında dolaşan efsanelere de dayanarak, Sagay Türklerinden türediklerini iddia etmişlerdir. Bazı bilginler ise Yakutların eskiden Cungarya’da yahut da Amur ırmağı vâdisinde yaşamış olduklarını kabullenmişlerdir. ir iddiaya göre de, Yakutların eski yurtlan, Baykal gölü havzası ve İrkutsk havalisi, yahut Yenisey nehri boylan olmuştur. Kesin olarak bilineni XIII. yüzyılda Buryat’larm, Yakutları zorlayarak kuzeye sürmüş olmalaııdır. Nihayet Lena ırmağı kıyılarında yerleştikten sonra, Yakutlar burada, Tunguz’larla mücadele etmek mecburiyetinde kalmışlardır. Bu yüzden yurt değişimine de mecbur olmuşlardır.

Rusların Yakutlarla olan ilk temasları ancak XVII. yüzyıldan itibaren başlar. O zaman Yakutlar Vilyui ırmağı boyunda oturmakta olup Ruslarla ölüm dirim mücadelelerine girişmişlerdir. Biı* çok defa da sağa sola göçe mecbur olmuşlardır. Nihayet Rus boyunduruğu altına girmeğe mecbur olmuşlardır.

Yakut Türkü sıkısıkıya geleneklerine bağlı, millî hayat şartları içerisinde, teamül hukukuna dayanan bir hayat sürmekte ve Şamanizm dini inançları ile yaşamaktadır. Aile kuruluşu, ölüyü anma, dinî bayramlar, evlenmeler, hattâ milli kıyafet dahi, Yakut Türküne has bir merasime ve geleneğe bağlıdır. Çeşitli halk mü-esseseleri, bütünü ile faaliyettedir.

Türk şiveleri arasında, Türk dili fonetiğinin asaletini taşımasına, gramer şekillerinin çeşitliliğine ve muazzam denecek kadar kelime servetine, ıstılahlara ve deyimlere mâlik olmasına rağmen, maalesef Yakut dili şifahî halk edebiyatı dışında bir edebiyat vücuda getirememiştir. 1917 yılı Rus iç ihtilâline kadar, Yakut ağzı malzemesi ve halk edebiyatı, çeşitli Rus alfabesi sistemi ile toplanmıştır. Coğrafik durumu dolayısiyle, yabancı dil tesirinden uzak kalan Yakut Türkçesi, bugüne kadar koca sahanın, rakipsiz bir ifade vasıtası olmuş, memuriyetle ve sürgünle gelenler kixn olursa olsun, Yakutçayı öğrenme zorunda kalmışlardır. Bu yüzden, dalıa XIX. yüzyılda Yakut şivesi Avrupa ve Rusyada araştırılmaya başlanmış, O. Böhtlingk (1848-1851) tarafından vücuda getirilen “Yakut dili hakkında, Gramer, Metin ve Lügat” adlı eser, Türk dili üzerinde yapılan gramer araştırmalarının şaheserini teşkil etmiştir. Mukayeseli Türk dili gramerinin de temeli olarak telâkki edilebilir.

Yakut Türkçesinin daha XIX. yüzyıl oltalarında, araştırma alanına alınmasına başlıca sebep, bir taraftan M. F. Middendcrf ve O. N. Böhtlingk gibi kudretli bilginlerin bu Türk şivesini araştırma konusu yapmaları, bir taraftan da Pekarskiy gibi aydın birçok kimselerin, sürgün olarak Yakutlar arasında yaşamaj’a mahkûm edilmeleri olmuştur. Her iki bilgin grupları, usanmadan üzerinde yaptıkları araştırmalarla, Yakut Türkçesini ortaya çıkarmışlardır.

Yakut edebiyatı hâlâ halk edebiyatı olma çeşnisinden ayrılamamıştır. Okur-yazar sınıfının genişletilmesi ve artırılması gayesiyle, Yakutça yeni yeni gramerler, okuma kitapları ve sözlükler vücuda getirilmiştir. Bir aralık Yakutça’ya mahsus bir alfabe de düzenlenmiştir.

>> Türk Halkları‘na Geri Dön <<

(Türk BoylarıTürk TopluluklarıTürk Toplumları)

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!