Uygurlarda Madencilik

uygurlarda madencilikBu arada, Türk dünyasında madencilik alanında bir başka topluluğun daha söz sahibi olduğunu biliyoruz. Bu topluluk da, madencilik ile sadece üretim boyutu ile değil, ürettiğini dış ülkelere satma ve bu işin ticaretini de yapma boyutu ile uğraşmış olduğunu bildiğimiz Uygur Türkleridir. Nitekim onlar zamanında Moğollar, çelik işlemesini bilmedikleri için demir silahlarını ve kılıçlarını Uygur Türklerinden karşılamakta idiler. Çünkü, Uygur Türkleri, genel olarak madencilik alanında, ama, özellikle demir çelik alanında oldukça ileri düzeyde idiler ve “..en iyi demir ve çelik işçi..”si durumundaydılar. Zira, o dönemde Orta Asya’nın en iyi çelik cevherleri Kırgız Türklerinin yaşadıkları bölgelerden çıkartılmakta idi. Böyle olunca da, onlar, Çin’in batısında yer alan demir madenleri ile birlikte buralardan çıkarttıkları demir ocaklarını işletmekte idiler.

Uygur Türkleri de, madencilikte sadece demircilik boyutunda söz sahibi değillerdi. Onlar daha başka madenlerle de gerek üretim ve gerekse ticaret boyutunda olmak üzere ilgilenmişlerdir. Mesela onların zamanında altın, gümüş ve bakır eşya işçiliğinin de gelişmiş olduğunu biliyoruz.

Bundan başka yine onların, Orta Asya’daki nişadır yataklarını işlettikleri ve bu madenin ticaretini de ellerinde tuttukları bilinmektedir. Çünkü Uygurlar, Çinlilerin Uygur tuzu diye bildikleri nişadır madeni yatakları açısından, Asya kıtasının en önemli yataklarına sahiptiler. Diğer yandan, Uygur Türklerinin boraks (*)madeni açısından da oldukça zengin yataklara sahip oldukları ve özellikle Doğu Türkistan’da Hotan şehri yakınlarında bol miktarda bulunan bu madeni işleme alanında da ileri düzeyde olduklarını biliyoruz. Çinlilerin “yeşil tuz” diye bildikleri bakır oksiti de Uygurlar, Doğu Türkistan’daki Kuça ile Karaşar şehirlerinde ürettikleri gibi, maden kömürünü de yakmasını bilmekteydiler.

Bütün bunlardan sonra, Türklük aleminin madeni eşyaların üretimi ve bu eşyaların sanatkarane bir şekilde işlenmesi konusunda da, yani madeni sanatlar hususunda da oldukça usta olduklarını belirtmeliyiz. Burada belirttiğimiz hususa da delil olmak üzere Türk kültüründe yer alan şu sözü hatırlamakta fayda vardır diye düşünüyoruz: “Ağacı uzun kes demiri kısa kes”. Burada anlatılmak istenen demir işçiliğidir. Çünkü herhangi bir maksatla kesilen bir ağacın kısa kesilmesi durumunda onun uzatılması ihtimali yoktur, ona ancak istenilirse ek yapılabilir. Fakat kısa kesilmiş bir demir parçası, icabında ısıtılıp dövülmek suretiyle istenildiği kadar uzatılabilir.

Bu sözün altında yatan gerçekler de, bize, az önce yukarıda değinilen demir çelik işçiliği konusunda Türklerin ne kadar usta olduklarını bir defa daha göstermektedir ki, İslam öncesi dönemde Türklerin çeliğe su verme konusunda da gayet mahir oldukları bilinen bir başka husustur.

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız Türk dünyasındaki madencilik faaliyetlerinin tarihsel kökeninin ise, milattan önceki dönemlere dayandığını biliyoruz. Bu konuda bir araştırmacı tarafından M. Ö. 7000’lere tarih verilmekte ve bununla ilgili olarak da, Altay dağlarında o dönemlerden kalma pek çok maden ocağı ile izabefırınları delil olarak gösterilmektedir.

  1. Aykız
    10 Eki, 2012 - 21.51 | #1

    Tezim için faydalı oldu, kaynak olarak burayı belirteceğim.

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!