Türkiye Cumhuriyeti Kuruluş Yılları

türkiye cumhuriyetinin kuruluş yıllarıBu sıralar, Doğu ve Batı cephelerinde nisbî bir sükûn hüküm sürüyordu. Kâzım Karabekir Paşa’nın kuvvetleri 1920 Ekimi sonunda Kars’ı Ermenilerden kurtarmış ve karargâhını Sarıkamış’ta kurmuştu. Batı’da ise 27 Mart 1921’de yeniden saldırıya geçen Yunanlılar 1 Nisan’da II. İnönü Muharebesin’de hezimete uğrayınca Dumlupınar gerisine çekilmişlerdi. Yunanlılar anavatanlarından getirdikleri birlik ve silahlarla Anadolu’daki kuvvetlerini takviye ettikten sonra, 19 Temmuz 1921’de Bursa ve Uşak bölgelerinde saldırı harekatı başlattılar. 25 Temmuz’a kadar aralıksız 15 gün süren “Kütahya-Eskişehir” Muharebesi Türk ordusunun “Sakarya” gerisine çekilmesiyle sona erdi.

Bu yenilgi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni derinden sarstı. Yunan ordusunun Milli Hareket’in merkezi Ankara’ya yaklaşmış olması Meclis’i düşmana karşı yeni tedbirler almaya sevketti. TBMM’nin 4 Ağustos 1921 günkü gizli oturumunda Mersin Mebusu Selahattin Bey Meclis Reisi’nin “kumandayı idare etmesini” teklif etti. Konu Meclis’in gizli ve açık oturumlarında bir hayli tartışıldı ve sonunda, 5 Ağustos 1921 tarihli bir kanunla, M. Kemal Paşa “Meclis yetkilerini üç ay süreyle üzerine alarak başkumandanlığa” getirildi. Bilindiği gibi, M. Kemal Paşa 23 Ağustos’tan 13 Eylül’e kadar süren Sakarya Meydan Muharebesini kazanmış ve Yunan kuvvetleri nehrin batısında Mihalıççık-Sivrihisar hattı gerisine çekilmiştir. M. Kemal’in BMM’den aldığı 3 ay süreli başkumandanlık yetkisi bundan sonra 3 defa uzatılmış ve bu yetki Meclis’in 20 Temmuz 1922 günkü oturumda kendisine süresiz olarak verilmiştir. Ancak Meclis gerekli gördüğü takdirde başkumandanlık unvan ve yetkisini yürürlükten kaldırabilecekti.

Sakarya Zaferi’nin kazanılmasının ardından İtilaf Devletlerinin Türk-Yunan anlaşmazlığını ortadan kaldırmak için çeşitli teşebbüsleri olduysa da bir sonuç alınamadı. İki taraf da bütün güçleriyle savaş hazırlıklarını sürdürdüler. Nihayet 26 Ağustos 1922 sabahı, Türk ordusu Afyon güneyinde Kocatepe’de Yunan kuvvetlerine saldırdı. Tarihe “Başkumandanlık Muharebesi” olarak geçen savaş 30 Ağustos’ta Türklerin zaferi ile sonuçlandı ve düşman 9 Eylül’de denize döküldü. 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile de Türk Milli Mücadelesi’nin askeri safhası sona erdi ve Yunan birliklerinin Doğu Trakya’yı boşaltması sağlandı.

M. Kemal Paşa Başkumandanlık Muharabesi’ni kazanmakla ülke içinde güç dengesini kendi lehine değiştirmiştir. 1 Kasım 1922’de TBMM’de şu çarpıcı sözleri söyledi. “Millet, mukadderatını doğrudan doğruya eline aldı ve milli saltanat ve hakimiyetini… müntehap vekillerden terekküp eden bir Meclis-i Ali’de temsil etti. İşte o meclis TBMM’dir… Bundan başka bir Makam-ı Saltanat, bundan başka bir Heyet-i Hükümet yoktur ve olamaz.” Onun konuşması ardından Hilafet ve Saltanat birbirinden ayrılarak Saltanat’ın kaldırılması Meclis’te oy birliği ile kabul edildi. Hilafetin ise Hanedan-ı Al-i Osman’a ait olduğu kararı alındı. Bu durumda Vahdettin, 17 Kasım 1922’de bir İngiliz harp gemisi ile İstanbul’dan ayrıldı. Ertesi gün de Vahdettin’in amca oğlu Abdülmecit Efendi TBMM tarafından halife seçildi.

Vatan topraklarının düşman istilasından kurtarılması ve Osmanlı saltanatının sona ermesi ile TBMM I. Dönem çalışmalarını tamamlamış oluyordu. M. Kemal bundan sonraki icraatını kendine daha bağlı, muhalefetsiz bir Meclis ile gerçekleştirmeyi düşünüyordu. 6 Aralık 1922’de Ankara’da, barış sağlanınca halkçılığı esas alan Halk Fırkası adı altında bir siyasi parti kuracağını açıkladı. Az sonra da, Batı Anadolu gezisine çıktı. Maksadı “halk ile yakından temasa gelmek, onlarla bugüne ve yarına ait karşılıklı görüşmelerde bulunmaktı.” O “halk kavramını bütün sınıfları kapsayacak” anlamda kullanıyordu.

I. Büyük Millet Meclisi, 3 Nisan 1923’te Birinci Grup lehine seçim kanununda bazı değişiklikler yaptı ve 16 Nisan’da dağıldı. “Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu” üyeleri başlarında M. Kemal Paşa olduğu halde… sadece kendilerinden olanları seçtirmeye” çalıştılar. Bunda da başarılı oldular, çünkü yeni kanuna göre, yapılan seçimlere teşkilatsız giren muhalifler karşısında Müdafaai Hukuk Grubu adayları galip çıkmışlardı.

M. Kemal Paşa Müdafaai Hukuk Grubu’nu Halk Fırkası haline dönüştürmek istiyordu. Ancak Fırka’nın kurulması gecikti ve 1923 Temmuzu’nda Lozan’da barış antlaşması imzalanması ardından, 11 Ağustos’ta TBMM İkinci Dönem çalışmalarına başladıktan bir ay sonra, 11 Eylül 1923’te “Halk Fırkası, Müdafaai Hukuk Grubunun yerini aldı. Fırka genel başkanlığına M. Kemal Paşa, Meclis Grubu başkanlığına da Heyet-i Vekile Reisi Ali Fethi (Okyar) Bey getirildi.

24 Eylül 1923 tarihli Anadolu’da Yeni Gün’de yayınlanan bir haber ilgi çekiciydi. Gerçekten, M. Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelerek kendisiyle mülâkat yapan Viyana’nın Neue Freie Presse gazetesi muhabirine “Türkiye halihazırda olduğu kadar istikbalde de daha fazla demokratik bir cumhuriyet olacaktır.” dediğini yazmıştı. M. Kemal, 1927 Ekim’inde Cumhuriyet Halk Fırkası’nın İkinci Büyük Kongresi’nde okuduğu uzun nutkunda “itiraf” ettiği gibi “Tatbiki için münasip zaman intizarında bulunduğu” Cumhuriyet ilanı fikrinin “tatbik anının geldiğine hükm” etmiş ve icraata geçmiştir.

Fethi Bey başkanlığındaki Heyet-i Vekile onun tavsiyesiyle 26 Ekim 1923’te topluca istifa etmiş, 28 Ekim’de Heyeti Vekile üyeleri ile Halk Fırkası idare heyeti M. Kemal Paşa başkanlığında özel bir toplantı yaparak, istifa eden vekillerin kurulacak hükümette görev almayacaklarını bildirmişler, bunun üzerine Fırka idare heyeti yeni bir hükümet listesi hazırlamıştır. Ne var ki, 29 Ekim sabahı toplanan Halk Fırkası grubu hazırlanan listeyi reddetti. Bu durumda, grubun öğleden sonraki toplantısında M. Kemal Paşa bunalımın aşılabilmesi için Teşkilat-ı Esasiye kanununda bazı temel değişikliklere gidilmesini zaruri görmüş, İsmet Paşa da Kanuni Esasi encümeninin yaptığı değişiklikleri anlatmıştır.

Önceden Kanuni Esasi’nin 1. maddesine “Türkiye Devleti’nin şekli hükümeti Cumhuriyet’tir.cümlesinin eklenmesini, 10. maddenin “Türkiye Reis-i Cumhuru Türkiye Büyük Millet Meclisi heyeti umumiyesi tarafından ve kendi azası meyanından bir intihap devresi için intihap olunur.”, 12. maddesinin de “başvekil Reis-i Cumhur tarafından ve Meclis Azası meyanından intihap olunur. Diğer vekiller başvekil tarafından yine meclis azası arasından intihap olunduktan sonra Heyet-i Umumiyesi Reis-i Cumhur tarafından Meclisin tasvibine arz olunur.” şeklini almasını kararlaştırmıştı. Görüşmeler sonunda Grup üyeleri Cumhuriyet’in ilanını ve Reis-i Cumhur seçilmesini kabul etmişlerdir.

Akşamüstü toplanan TBMM Kanunu Esasi encümeni Teşkilatı Esasiye kanununda yapılmasını uygun gördüğü değişikleri görüştü, bazı ufak düzeltmeler yaptıktan sonra söz konusu kanun oylanarak “müttefikan” kabul edildi. Daha sonra cumhurbaşkanı seçimine geçildi ve M. Kemal Paşa mevcut 158 üyenin oyuyla Cumhuriyet Riyasetine getirildi. Ertesi gün de Cumhurbaşkanı, Malatya milletvekili İsmet Paşa’yı başvekalete tayin etti. Böylece kurulan Türkiye Cumhuriyeti 1924 Mart’ında hilafeti kaldırmakla laik devlet niteliği kazandı. II. Dünya Savaşı sonuna kadar tek partiyle yönetilecek olan Türkiye, 1950 Mayısı’ndan itibaren çok partili Cumhuriyet olacaktır.

|« Önceki Sayfa «|

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!