Türk Ortodoks Patrikhanesi

hristiyan türklerin tarihiTürk Ortodokslarına, Karamanlılar adının verildiğine dair Osmanlılar dönemine ait birkaç kayıt üzerinde duralım: Adından yukarıda bahsettiğimiz ve 1553’lerde İstanbul’u ve Anadolu’yu dolaşan Alman seyyahı Hans Dernschwam, o sırada İstanbul’da, Yedikule yakınındaki bir mahallede oturan ve Caramonos denilen bir topluluktan bahseder.

Dernschwam’a göre; “bunlar Karaman’dan gelmişlerdi”. Dinleri Hıristiyan olup, Ortodoks mezhebindendirler. Fakat kiliselerinde âyinlerini Yunan dilinde yapmayıp, Türkçe konuşurlar.” Bu ifadelere ilâve olarak Semavi Eyice’nin tesbitleri de şöyledir:

Yedikule yakınında, Samatya’da 1955’te yanan Hagios Konstantinos Kilisesi, öteden beri Karamanlılara aitti. İstanbul’da ölen Karamanlıların çoğu, surlar dışındaki “Balık Manastırı”na gömülmüş veya başka bir yerdeki mezar taşları topluca buraya taşınmıştır. Bunların Grek harfli Türkçe mezar taşları bugün manastırın avlusunda bol miktarda bulunmaktadır”.

Avram Galanti, Anadoluda’ki Ortodoksların Türkçeden başka dil bilmediklerini şöyle anlatır: “Türkçe konuşan Selçukîlerin, on ikinci asırdan itibaren bulundukları yerlerde ve bilâhare Osmanlı Türklerine geçen yerlerde yaşamış Ortodoks Rumların lisanları Türkçe idi. Bunlar Yunanca bilmediklerinden, dinî eserlerini Yunan yazısı ile Türkçe yazarlar ve dolayısıyla âyinlerini Türkçe yaparlardı.”

Bunları kaydeden Avram Galanti onları, “Yunanca bilmeyen Rumlar” sayıyordu. Fakat bu ifadelerin altındaki dipnotunda bu görüşünü sarsan açıklamalar yer almaktadır: “Antalya Rum ahalisi, bundan seksen sene evvel (yani 1870’lerde) Yunanca bilmezdi. Bunu, bundan elli sene evvel (yani 1900’lerde) Rodos’ta bana Yunanca ders veren muallim Nicolaidis’ten -Antalya’da en evvel Yunanca okutan muallim oldu”- öğreniyoruz. Avram Galanti’ye Yunanca hocası Nicolaidis’in, bu mesele ile ilgili olan, dikkat çekici ve ibretli açıklaması şöyledir: “Antalya’ya geldiğim vakit, Rumlar Yunancadan gri (bir harf) bilmezlerdi.

Karamanlılar adının, Türk Ortodoksları için, Osmanlıların son dönemlerine kadar kullanıldığı çeşitli kaynaklarda geçmektedir. XVII. yüzyıldan bahseden bir kitapta; İstanbul’da XVII. yüzyılda Türk Ortodoksları’nın cemaat halinde yaşadıkları ve onlara “Karamanlı” denildiğini yazmaktadır.

XIX. yüzyılda yaşamış bir Karamanlı olan Evangelinos Misailidis, 1872’de yayınlanan “Temaşa-i Dünya ve Cefakâr u Cefakeş adlı romanında Osmanlı Ülkesi’ndeki Türk Ortodokslarının yaşayışları ve onların Rum Ortodokslar tarafından nasıl görüldükleri hakkında oldukça ilgi çekici bilgiler vermektedir. Misailidis’in özellikle üzerinde durduğu konular din, milliyet, Avrupa ve Osmanlı Devleti’nin çeşitli meseleleridir.

Misailidis, Rumlarla, Yunan Ortodoks kilisesine bağlı olanların, Türk Ortodoksları ile karıştırılmamasını özellikle istemektedir. Bu Ortodokslara “Karamanlı” denilmesine karşı çıkarak, onların farklılığını ortaya koymaya çalışmaktadır. Bu farklılığı ortaya koyarken meseleyi “milliyet” açısından ele alarak; milliyetlerin karışmayacağını, bir insanın mensup olduğu milletin içinde ancak huzur bulabileceğini, zorla din değiştirilemeyeceği gibi, milliyetin de değiştirilemeyeceği üzerinde ısrarla durmaktadır:

“Ey Necip Efendi, bu kusur yalnız İslâm taifesine mahsus olmayıp, Hıristiyanlarda daha ziyade bulunur, Katolikler ve hususu ile Cezvit (cizvit) keşişleri pınarından su içmiş olanlar o derece mutaasıptırlar ki, ellerinden gelse kâffe-i milletleri Katolik etmeye çalışırlar.

| « Önceki Sayfa « | | » Sonraki Sayfa » |

  1. Taner
    3 Ağu, 2012 - 04.19 | #1

    Güzel bir inceleme olmuş.

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!