Türk Dünyasının Ortak Değeri Olarak ATSIZ’ın “Bozkurtlar” Romanı

Ben bildirimde Atsız‘ın Bozkurtlar adlı romanının Türk dünyasının ortak değeri olup olamayacağı konusu üzerinde duracağım.Bozkurtlar’ın yazarı NihaI Atsız‘dır. Daha çok Atsız olarak bilinir. 1905-1975 yılları arasında yaşamıştır. Roman dışındaki edebı türlerde de eserleri vardır. Atsız, edebiyatçılığının yanı sıra aynı zamanda bir Türkologdur. Dil, edebiyat ve bilhassa tarihalanında bilimsel çalışmaları bulunmaktadır. Atsız’ın en önemli cephesi ise Türkçülüğüdür. O, tarih vecoğrafya derinliğinde Türklüğü bir bütün olarak görür. Yaşadığı ülke, bağlı olduğu boy ve inandığı din ne olursa olsun, Türk soylu bütün toplulukları kucaklar ve onları dünya görüşünün eksenine oturtur.

Atsız, yazılarında Türklüğün bütün sorunlarıyla ilgilenmiştir. Ömrünü Türkiye’de geçirmişolduğu için, makalelerinde Türkiye Türklerinin meseleleri öne çıkmış gibi görünse bile, o, müstakil çoksayıdaki yazısında Türkiye dışındaki Türklerin sorunlarını işlemiş, onları Türkiye Türkleriningündeminde tutmuştur.Atsız’ın hayatı Türklük için mücadeleyle geçmiştir. Bu uğurda birçok defa işinden olmuş, sıkıntıçekmiş, mahkemelerde ve hapislerde çile doldurmuştur. Kendisi, fikirleriyle yaşayışı arasında çelişkiolmayan büyük bir ülkü adamıydı. Atsız’ın edebı eserleri arasında bilhassa Bozkurtlar romanı öne çıkar. Aslında bu, birbirinindevamı olan iki romandır. Birincisi Bozkurtların Ölümü, ikincisi ise Bozkurtlar Diriliyor adınıtaşımaktadır. 1940′ lı yılların ikinci yarısında, ilki 1946′ da, ikincisi ise 1949 yılında yayımlanmıştır. Buromanlar, yazarın 1975 yılında ölümünden önceki son iki baskıda tek cilt halinde Bozkurtlar adıylabasılmıştır. Bu sebepten bu iki roman Bozkurtlar adıyla da anılmaktadır.Bozkurtlar, tarihı romandır. Türkiye Türkçesiyle yazılmış bu kategorideki en önemli eserdir.Konusunu Göktürklerin tarihinden alır.Göktürkler, 552-745 yılları arasında hüküm sürmüşler ve bugünkü Moğolistan merkezli bir devletkurmuşlardı. Neredeyse iki asra yakın yaşayan (tam olarak 193 yıl) bu devletin hayatında Çin’e bağımlı50 yıllık (630-680) bir devre de bulunmaktadır.Bozkurtlar romanında olaylar, 621 yılında Göktürk devletinin çökme sinyallerini verdiği birdevrede başlar, bağımsızlığın kazanıldığı 680 yılına ve ondan sonraki birkaç yıla kadar devam eder.Romanda zaman, yaklaşık 60 yıllık bir süredir. Bu birkaç nesil demektir. Nitekim, romanın başlarında ön. planda olan kişiler daha sonra ölmekte, onların yerini romanın ilerleyen kısımlarında çocukları vetorunları almaktadır.Romanın en önemli kişisi şüphesiz Kür Şad’ dır. Kür Şad tarihı bir kişiliktir. Çin kaynaklarındaonun hakkında bilgi bulunmaktadır. ı Gerçek Türkçe ismini bilemiyoruz. Ona «Kür Şad» adını verenAtsız’dır.Kür Şad bir kahramandır. 639 yılında, yani Çin’de esaret hayatı yaşanırken, Göktürkleri Çin’ dençıkarıp başkentleri Ötüken’ e götürmek için kırk arkadaşıyla birlikte bir bağımsızlık ihtilaline girişir.Ancak, ihtilal başarıyla sonuçlanmaz. Çin sarayını basan ve sayısız Çin askeriyle mücadele eden Kür Şadve arkadaşları vuruşarak ölürler. Bu ihtilal her ne kadar Göktürkleri bağımsızlığına kavuşturamamış olsa bile, yakılan istiklal ateşi tam 41 yıl sonra meyvesini vermiş ve Göktürk ili, 680 yılında İltiriş Kağan ile yeniden diriltilmiştir.

Kür Şad birinci romanın sonunda ölür. İkinci romanda Kür Şad’ın yerini, oğlu Urungu alır. Ancak, burada da Kür Şad’ın ruhu olaylara ve romana hakimdir. Urungu, Kür Şad’ın oğlu olduğunu başlangıçta bilmez. Annesinin ölümü anında, gerçeği öğrenir. Fakat, bu defa da hakikati kimseye
söyleyemez. Çünkü, Göktürkler yeniden derlenip toparlanmaktadırlar ve Kür Şad soyuna bağlı bir prensin ortaya çıkması Göktürkler arasında baş olma kavgalarını ortaya çıkaracaktır. O sırada liderliği elinde bulunduran İltiriş Kağan ve Bilge Tonyukuk, Kür Şad’ın oğlu bile olsa Urungu’yu ortadan kaldırmak zorunda kalacaklardır. Öte taraftan, Dokuz Oğuzlann prensesi Ay Hanım’a yaptığı evlenme teklifi, asil
olmadığı gerekçesiyle reddedilince, Urungu ikilem içersinde kalır. Bu sırada Türk ilinin birliği için pürüz oluşturmaya başlayan Dokuz Oğuzlar üzerine yapılan bir seferde Ay Hanım ölür. Sefere katılan Urungu da Ay Hanım’ın cansız bedeniyle birlikte kendini uçuruma atarak o da ölür.
Bozkurtlar romanını teknik açıdan değerlendirmek bu bildirinin sınırlan dışındadır. Ama, romanı tanıtıcı bilgi olarak şunları da eklemek istiyorum:
Bozkurtlar’ın temiz ve sade bir dili vardır. Orta öğrenim öğrencileri bile sıkıntısız anlayabilirler. Üslup akıcıdır. Romanda kısa cümleli, bol konuşmalı, harekete dayalı cümlelerin bolca kullanıldığı bir yapı mevcuttur. Bu özellik, romana konu olan bozkır Türklerinin yaşayışlanna ve dünya görüşlerine uygundur. Roman yer yer kozmik, mitolojik ve destansı öğelerle de süslenmiştir.

Roman tarihi gerçekler üzerine kurulmuştur. Ana olaylar, romanın yazıldığı zamanda tarih biliminin ortaya çıkardığı gerçeklerle uyuşmaktadır. Ayrıntılar yazann kurgulamasıdır. Atsız’ın aynı zamanda bir tarihçi olması, Türk kültürünü iyi bilmesi, romanı kurgularken işini çok kolaylaştırmıştır. Ayrıca Atsız, vücuduyla 20. yüzyılda yaşamış olmakla birlikte ruhuyla Göktürkler çağının adamıdır. Bütün bunlar, romanın başarısında etkili olmuştur.
Bir edebiyat eserinin Türk dünyasının ortak değeri olabilmesi için Türklüğün tarih boyunca coğrafya derinliğinde geliştirdiği değerlerle örtüşmesi gerekir. Bunun yanında gelecekte Türklüğün mukadderatına olumlu katkılar getirmesi de lazımdır. Şimdi Bozkurtlar romanını Türk dünyasının ortak değeri olarak öne çıkaracak özelliklere geçiyorum:

1. Ortak tarih
Romanda olayların geçtiği Göktürkler çağı anayurtta kalan Türklüğün birlik oluşturduğu bir devredir. Bu devirde, Kadırkan dağlarından Demir Kapı’ya kadar, Tibet’ten Sibirya’nın kuzey bölgelerine kadar uzanan bir siyasi hakimiyet kurulmuştur. Bu siyasi yapının Türkçülük terminolojisindeki adı, bildiğiniz gibi, «Turan»dır. Günümüzde dünya üzerinde yaşayan Türk toplulukları, bu siyasi yapının parçalanıp dağılmasıyla ortaya çıkmışlardır. Dolayısıyla Göktürkler ortak atalarımızdır, Göktürkler çağı ortak tarihimizdir. Romandaki olaylar sonraki bir çağda, sözgelimi Osmanlılar zamanında geçseydi, o zaman eser kısmen mahalli kalabilirdi.

2. Ortak coğrafya
Bugün Türkler dünya üzerinde fazlaca dağılmış olsalar bile, anayurdumuz Orta Asya, Tüiklüğün çıkış yeridir. Ortak tarihin yaşandığı bu topraklar Türklüğün her zaman önemseyeceği bir coğrafyadır. Türk dünyasında romantik ilgi bu coğrafyaya her zaman olacaktır.

3. Mesajlar
Bozkurtlar bir propaganda kitabı değildir. Teknik olarak roman sınırları dışına çıkılmamıştır. Ama, dolaylı bile olsa, öne çıkarılan hususlar mesaj gibi algılanabilir. Bunlar, tarih boyunca Türklerin hayatına hakim olmuştur. Bazen kaderinİ belirlemiştir. Gelecekte de şüphesiz önemli olacaktır..

Bozkurtlar‘ da en önemli motif kahramanlıktır. Aslında roman baştan sona bir kahramanlar geçidi gibidir. Hiçbir beklenti olmadan sınırsız fedakarlık temelindeki kahramanlığı idealize eden tip Kür Şad’dır. Kür Şad, hiçbir karşılık beklemeden fedakarlık etmenin sembolüdür. Öyle ki giriştikleri ihtilal başarılı olursa, kendisinin de hakkı olduğu halde, kağanlığa yeğenini geçirmeyi planlamıştır. Atsız da zaten bu özelliği dolayısıyla onu öne çıkarmıştır. Kür Şad ideal erkek tipidir. Romanda kadınlar da kahramandır. Öne çıkarılan kadın tipi Almıla‘ dır.

3.2. Bağımsızlık
Romanda ikinci olarak öne çıkarılan husus bağımsızlıktır. Sahipken değeri bilinmeyen, ancak yitirildiğinde elli yıllık bir esaret çilesinden sonra büyük acılarla yeniden kazanılan bağımsızlık. Bozkurtların dirilmesi bağımsızlık savaşının kazanılmasıdır.

3.3. Yüksek ahlak
Dürüstlük ve aile ahlakı, romanda öne çıkarılmaktadır. Romana göre, Türklerin ahlakı genellikle Türk yurdunda bulunan yabancıların etkisiyle bozulmaktadır.

3.4. Yabancılann devlet işlerine kanştırılmasının sakıncalan
Romanda yabancıların devlet işlerine karıştınlmasının tehlikelerine işaret edilmiştir. Türk olmayanlar Türk devletinde hakim olmaya başlarsa çöküş kaçınılmazdır. çünkü, yabancılar, en kritik zamanda mutlaka ihanet etmektedirler.

3.5. Töre
Bozkır Türk hayatının sağlam yapısı içinde hiç şüphesiz törenin büyük yeri vardır. Kağanlar bile törenin karşısında aciz kalırlar. Romanda öne çıkarılan değerler arasında töre de yer almaktadır.

3.6. Türklerin zaaflan
Romanda Türklerin meziyetleri yanında zaaflarına da değinilmektedir. En başta geleni, kolayca birbirine düşmek ve yabancıların entrikalarına alet olmaktır. Romanda öne çıkarılan bu özellikler, Atsız’ın dünya görüşüyle karşılaştırıldığında tam bir uyum olduğu görülecektir. Durum böyle olunca, yazarın kendi fikirlerini romana yamadığı, dolayısıyla eserin ideolojik olduğu zannedilebilir. Gerçek, bunun tam tersidir. Çünkü, Atsız’ın dünya görüşünü Türk tarihinden süzülüp gelen ezeli ve ebedı hakikatler şekillendirrniştir. O, Türk tarihinin hakikatlerini iyi okumuş, doğru yorumlamıştır. Eser de zaten bu hakikatlerin roman formatındaki ifadesidir.

4. Sonuç
Bozkurtlar romanı konu, içerik ve mesajlarıyla Türk dünyasının ortak değeri olmaya layık bir eserdir. Bozkurtlar’dan bugüne kadar yalnızca Türkiye Türkleri istifade edebilmişlerdir. Gelecekte ise Altaylardan Tuna’ya kadar bütün Türk gençlerinde Türklük, kahramanlık, büyüklük ve ülkü ateşi özellikle bu eserin kıvılcımıyla tutuşacaktır. Türklüğün geleceğini kuracak olan Türk dünyasının gençleri Bozkurtlar’ da çok şey bulacaklardır.

Cengiz Aytmatov, Mahtum Kulı, Abdulla Tukay, Abay, Şehriyar, Adil Yakubov, Abdurrahim Ötkir gibi Bozkurtlar’ın yazarı olan Atsız da Türk dünyasının ortak bir değeridir. Son yıllarda Türkiye Türkleri Atsız’ı yeniden keşfediyorlar. Bu keşfin gelecek yıllarda öteki Türk yurtlarında da devam edeceğine ve özellikle Atsız’ın fikirlerinin, geleceğin Türk dünyasında çok etkili olacağına hiç şüphe yoktur.

 Ceval Kaya

  1. 6 Şub, 2015 - 15.45 | #1

    Ellerinize sağlık çok güzel bir eser olmuş çok beğendim herkesin okumasını tavsiye ederim :):)

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!