Toprağın Kimyasal Özellikleri

toprağın kimyasal özellikleriAna maddenin ayrışması, organik maddenin humus hâlinde toprağa karışması, bir dizi kimyasal olaylar sonucunda meydana gelir. İşte ayrışma olayları ile toprakta basit yapılı tuzlardan başlayarak, çok karmaşık olan organik ve inorganik bileşiklere kadar çok sayıda madde oluşur. Topraktaki kimyasal olaylar ise ardı arkası kesilmeden devam eder. Çeşitli kimyasal olaylar, toprağa dahil olan su ve besin maddelerine bağlı olarak devamlı surette değişir. Toprakta önemli olan kimyasal olayların başında; 1) topraktaki besin maddeleri, 2) toprağın besin maddelerini alma özellikleri, iyon alış-verişi, 3) toprak reaksiyonu gelir.

Topraktaki Besin Maddeleri

Topraktaki besin maddeleri, esas itibariyle toprağın oluştuğu ana maddenin kimyasal bileşimine bağlıdır. Toprağın ana maddesini oluşturan sert ve yumuşak kayalarda 100’ün üzerinde kimyasal element ve 2000 kadar mineral madde bulunur. Ayrışma sonucu açığa çıkan ve genel olarak bitki besin maddelerini oluşturan elementlerin miktarlarını, ana kayanın bileşimi de önemli ölçüde tayin eder.

Genel olarak bünyesinde silis miktarı az olan veya bulunmayan koyu renkli volkanik kayalar (bazalt, gabro, diyabaz) üzerinde oluşan topraklar çok verimlidir. Çimentosu silisli tortul kayalar ve fazla miktarda silis barındıran volkanik kayalar (silisli kumtaşları, mikaşist, kuvarsit, trakit, granit, gnays) fakir toprakları oluşturur. Bununla beraber, toprağın verimliliği ve topraktaki kimyasal olayların etkinliğini, toprak içerisindeki molekülleri ve iyonları çekip bağlayan kil ve organik maddeler önemli ölçüde belirler. Bunlardan levha şeklinde yapı birimi oluşturan kil, eksi yüklü olduklarından dolayı da pozitif yüklü iyonları yani katyonları kendilerine çekerek bağlar. Killer toprak çözeltisinde hareket ettiğinde binlerce katyonu da beraberinde taşır veya hareket ettirir. Killerde bulunan alüminyumve silisi iyonları, hem kendileri hem de başka iyonlarla yer değiştirmek suretiyle toprakta iyon alış-verişini sağlar. yeni tl simgesi

Toprakta Katyon Değişimi ve Kapasitesi

Toprakta âdeta yumaklar hâlinde bulunan kil ve organik madde geniş bir yüzey alanına sahip olup su ve diğer iyonları bünyelerinde toplamaktadır. Bunlar, toprak çözeltisi içerisinde serbest hâlde olan Ca, Mg, K, Na, Al ve H gibi besin maddeleri ya da katyonları çekerek yüzeylerinde tutar. Bunlardan H katoyunu, diğer katyonlarla yer değiştirir. Örneğin fazla yağışlı bölgelerde H katyonu, diğer kayonların çoğunun yerini alarak toprakta H katyonlarının yükselmesini sağlar. su içmeden yaşayan kadın

Katyon değişme kapasitesi (KDK) ise, birim ağırlıktaki bir toprağın katyon tutma durumunu veya katyon alış verişini ifade eder. Örneğin; eğer 100 gr ağırlığındaki bir kil, 1 H iyonunu absorbe etme veya buna eşdeğer olan diğer katyonu alma yeteneğine sahip ise bunun katyon değişme kapasitesi 1 miliekivalan (m.e.) / 100 gr’dır. Katyon değişme kapasitesi, toprak içerisinde bulunan besin maddesi, kil ve organik madde miktarına göre önemli değişme gösterir. Örneğin granitlerin ayrışmasından oluşmuş toprağın katyon değişme kapasitesi 10 ve daha az iken, bir rendzina toprağında 40 ve bir bazalt üzerinde gelişmiş toprakta 60 m.e./100 gr’ın üzerindedir. Organik maddece zengin toprağın her 100 gramındaki KDK kapasitesi 200 m.e. civarındadır. gezi yazısı

Toprak Reaksiyonu

Toprak reaksiyonu, toprak çözeltisinin asit, nötr, alkali gibi nasıl bir reaksiyon gösterdiğini belirtmek için kullanılan bir terimdir. Başka bir ifade ile toprak çözeltisinde hidrojen iyonunun durumunu gösterir. Nitekim, bilindiği gibi, 25°C’de 997 gr ağırlığındaki bir litre suda H+ ve OH” iyonlarının ağırlığı 0.000.000 1 gramdır, yani H ve OH iyonları dengede olup H”7 ve OH”7 şeklindedir. Bunların toplamı ise H”7 x OH-7 = 10’14,dür. Bunun logaritması ise:

PH = log 10.000 000 = 7’dir

Burada H+ ve OH’ iyonlarının biri artarken diğeri azalır, ancak toplamları daima sabit olup 10’14dür.

Toprakta hidrojen iyon konsantrasyonu, OH veya hidroksil iyonlarından fazla ise toprak çözeltisi asit, eşit ise nötr, düşük ise alkali reaksiyon gösterir. Başka bir anlatımla, toprak çözeltisinde pH 7 ise toprağın nötr, 7’den düşük ise asit, 7’den fazla ise alkali reaksiyon gösterdiği anlaşılır.

Yağış miktarı fazla olan bölgelerde H iyonları, katyonlardan Ca, Na, K, Mg, Fe gibi iyonlarla yer değiştirerek toprak çözeltisinde H iyonlarının miktarı artar. Bu nedenle toprak çözeltisi çeşitli derecede asit reaksiyon gösterir. Bu sahalarda H iyonları ile yer değiştiren ve bitki besin maddeleri olan diğer iyonlar yıkanarak topraktan uzaklaşır; dolayısıyla da toprak besin maddeleri yönünden fakirleşir. Öte taraftan, organik maddelerin ayrışması ile hasıl olan organik ve inorganik asitler de, bazların yıkanmasını artırarak toprakların aslileşmesini sağlar. Buna karşılık yarıkurak bölgelerdeki yağış miktarı toprağı yeteri kadar yıkayamadığından topraktaki diğer katyonlar, hidrojen katyonuna göre fazladır. Bu yüzden yağışın az düştüğü bölgelerdeki topraklar alkali reaksiyon gösterir. Toprak fazla yıkanmadığı için bitki besin maddeleri yönünden de zengindir. Kısaca, yarıkurak bölgelerin toprakları, nemli ve çok nemli bölgelerin topraklarına göre daha verimli olup, katyon değişme kapasiteleri yüksektir. Böylece, toprak reaksiyonu aynı zamanda bize, hangi toprakların tarıma daha uygun, hangisinin uygun olmadığını açıkça gösterir. Örneğin fazla yağış alan Karadeniz Bölgesi’nin toprakları asit reaksiyon gösterdiğinden bitki besin maddeleri yönünden fakirdir. Buna karşılık yeterli yağış düşmeyen iç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin toprakları alkali reaksiyon göstermekte olup bitki besin maddeleri açısından zengindir.

Topraktaki Bitki Besin Elementleri

Bitkilerin beslenmesi ve gelişmesi için gerekli olan besin elementleri 16 kadardır. Bunlardan oksijen ve karbondioksit atmosferden, hidrojen doğrudan ve dolaylı olarak sudan kaynaklanır. Geriye kalan azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, demir, molibden vb. topraktaki bileşiklerden alınır. Ancak burada azot, azotu toprağa tespit eden bakteriler aracılığı ile sağlanır.

Toprakta bulunan veya bitkiler tarafından alınan besin maddeleri makro ve mikro olmak üzere iki kısma ayrılır. Makro besin elementleri bitkiler tarafından fazla miktarda alınan besin maddeleridir. Mikro besin maddeleri ise bitkiler tarafından az alınan elementlerdir. Fakat bu elementlerin bitki beslenmesi veya hayatında çok önemli yeri olup, az miktarda alınmasına rağmen eksikliği hâlinde bitkilerin gelişmesi engellenir.

Makro besin maddeleri; fosfor, potasyum, kalsiyum, azot, kükürttür. Mikro besin elementlerini ise demir, manganez, bakır, bor, çinko, molibden ve klorür oluşturur.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!