Toprağı Oluşturan Faktörler

toprağı oluşturan faktörlerAna materyalin çözülmesi ile başlayan ve olgun bir yapıya ulaşıncaya kadar devam eden toprak oluşum sürecinde birçok faktör etkilidir. Başka bir anlatımla, toprak oluşumu çeşitli faktörlerin etkisi altında olup, bu faktörlerden biri veya birkaçı toprak oluşumuna hâkim damgasını vurur. Toprak oluşumunda etkili olan faktörler; iklim, bitki örtüsü, yüzey şekli, ana materyal ve zamandır.

İklim Faktörleri

Toprak oluşumu üzerinde etkili olan ana iklim elemanları sıcaklık ve yağıştır. Gerçekten sıcaklık ve yağış, fiziksel ve kimyasal ayrışma olaylarını, bitki örtüsünün yetişmesin, buna bağlı olarak organik maddelerin parçalanmasını ve toprak canlı hayatının aktivitesini tayin eder. Şöyle ki, yağış ve sıcaklık miktarı fazla olan nemli tropikal veya ekvatoral bölgelerde şiddetli ayrışma olayları sonucu kalın ve kırmızı topraklar (lateritler) oluşur (Foto 44, 49). Bu yerlerde iklim şartlarının bitki yetişmesi için elverişli olması, bitkisel üretimi artırır. Ancak, toprak yüzeyine düşen bitki artıkları, sıcaklık ve nemin yeterli olmasından dolayı mikroorganizmalarca fazla miktarda parçalanarak humusa dönüşür. Yağış miktarı da fazla olduğundan humusun çoğu topraktan kısa sürede uzaklaşır. Ayrıca, yine yağış miktarının fazla olması, topraktaki besin maddelerinin çoğunun yıkanmasına neden olur.

Yüksek enlemlerin soğuk ve nemli bölgelerinde yağışın fazla olmasından ve bitkilerden hasıl olan organik asitlerden dolayı toprak aşırı şekilde yıkanmaya uğrar. Bu sahalarda sıcaklık yetersiz olduğundan toprak yüzeyine dökülen bitki artıkları çok uzun zaman zarfında ayrışır. Bu yüzden biriken organik madde, toprak yüzeyini âdeta keçe gibi örter. Yukarıda belirtilen koşullara bağlı olarak soğuk ve nemli bölgelerde asit reaksiyonlu boz renkli podzol topraklan yaygındır.

Yüzey Şekillerinin Etkileri

Toprakların bulunduğu yerde iklim koşullarına göre oluşması için topoğrafyanın düz, hafif engebeli olması ve topraktan suyun sızması gereklidir. Saha eğimli olduğu takdirde çözülen-ayrışan ana materyal sürekli taşındığı için normal profil yapısı gösteren topraklar oluşamamaktadır. Ayrıca, aşınan malzemelerin devamlı biriktiği sahalarda da toprak oluşumu kesintiye uğramaktadır.

Engebeli dağlık alanlardaki yükseklik ve bakı, toprak oluşumu üzerinde etkili olur. Bu yüzden, farklı yükselti ve bakı şartları altında farklı toprak tipleri görülür. Özellikle yüksek bir dağ yamacı boyunca yükseltiye bağlı olarak farklı özellikte toprak kuşakları bulunur. Suyun drene olmadığı, yani birikmeye uğradığı alanlarda toprak oluşumunda gleyleşme olayı baskındır. Yükselti ve bakı şartlarının sık sık değiştiği engebeli dağlık alanlarda farklı toprak tipleri yatay ve dikey mesafelerde bulunur. Bu nedenle toprak oluşumunda topoğrafya (bakı, yükselti, eğim) şartlar önemli rol oynar. Bu amillerin toprak oluşumundaki etkileri kısaca şöyledir:

1. Yükselti faktörü

Herhangi bir sahada yüksekliğin artması ile sıcaklık düşer; buna karşılık belli bir yüksekliğe kadar yağış artar. Bu nedenle yükseltinin iklim üzerindeki etkilerine bağlı olarak yüksek bir dağın yamacı boyunca farklı toprak tipleri görülür. Örneğin Kuzey Anadolu dağlarının kuzeye bakan yamaçları boyunca 500 m’nin üzerine kadar organik maddece zengin kahverengi orman toprakları mevcuttur. Yükseklere doğru sıcaklığın düşmesi ve kısmen de olsa yağışın artması ile toprak yüzeyinde organik maddenin biriktiği ve yıkanmanın daha fazla olduğu asit reaksiyonlu topraklar görülür. 2000 m’yi aşan orman sınırının üstündeki alpin çayır kuşağında organik maddece zengin olan ve asit reaksiyon gösteren yüksek dağ-çayır topraklar yer alır.

2. Eğim faktörü

Genel olarak eğimli yüzeylerde çözülen malzemeler; yerçekimi, donma-çözülme ve yüzeysel akıma geçen suların etkisi ile devamlı taşınmaya uğrar. Bu yüzden, eğimli sahalarda ancak orman ve sık çayır örtüsü altında sığ topraklar yer alır. Bitki örtüsünün tahrip edildiği alanlarda ise çözülen malzemeler devamlı olarak taşındığından toprak oluşumu devamlı başlangıç safhasında kalır. Dolayısıyla ana materyalin etkili olduğu intrazonal topraklar hâkim duruma geçer. Şu hâlde eğimin yol açtğı toprak aşınması A ve B horizonlarına sahip olgun bir toprak oluşumuna imkân vermemektedir. Bu nedenle dağlık alanların eğimli yamaçlarında ana materyalin etkisini yansıtan topraklar yaygındır.

3. Bakı faktörü

Bakı, Güneş’ten gelen radyasyonun alınması üzerinde etkili olduğundan, farklı bakılara sahip olan yamaçlar arasında ısınma ve dolayısıyla nemlilik şartları açısından önemli farklılıklar ortaya çıkar. Bu ise bitki örtüsü ve ana materyalin ayrışma özelliklerini ve buna bağlı olarak toprak oluşumunu etkiler.

Genel bir kural olarak Kuzey Yarım Küre’nin orta kuşak ve yüksek enlemlerinde kuzey ve güneye bakan yamaçlar arasında toprak oluşumu açısından son derece önemli değişme görülür. Nitekim, güneye bakan yamaçlar, genel olarak kuzeye bakan yamaçlara göre daha fazla ısındığı için kurak ortamları oluşturur. Kuzeye bakan yamaçlar ise daha az ısındıkları için nemli ortam şartları gösterir. Bu şartlara bağlı olarak güneye bakan yamaçlarda sığ ve kireçli topraklar hâkimdir (Foto 56). Aynı yükseklik ve enlemde kuzeye bakan yamaçlar üzerinde daha kalın ve organik maddece zengin ve hatta asit reaksiyon gösteren topraklar egemendir. Bu konuya ait tipik örnekleri ülkemizde görmek mümkündür. Kuzey Anadolu Dağlarında 1500 m ye kadar yükselen güneye bakan yamaçlarda kireçli kahverengi topraklar yer alırken, aynı dağ silsilesinin kuzeye bakan yamaçları üzerinde organik madde yönünden zengin kireçsiz ve asit reaksiyonlu topraklar bulunur.

Bakının diğer bir etkisi de yağış üzerindedir; yağışın geldiği cephelere açık olan yamaçlar fazla yağış aldıklarından dolayı topraklar daha fazla yıkandığından asit reaksiyon gösterir. Buna karşılık az yağış alan yamaçlarda toprakta yıkanma azalır. Örneğin Toros Dağlarının fazla yağış alan ve sıcak olan güneye bakan yamaçlarında kimyasal ayrışma daha kuvvetlidir. Bu nedenle kızıl renkli topraklar baskındır. Aynı dağın az yağış alan kuzey yamaçlarında kahverengi topraklar görülür.

4. Drenaj veya Özel Topoğrafya Faktörleri

Taşkın ovalarındaki birikme şartları, biriken malzemenin boyutu ve taban suyu seviyesinin yüksek olması toprak oluşumu üzerinde etkilidir. Şöyle ki, taşkın ve millenme olaylarının sürekli olarak devam ettiği taşkın ovalarında ve nehirlerin kenarlarındaki kumlar üzerinde kumlu topraklar bulunur. Su ile yüzer (süspanse) hâlde taşınan killerin biriktiği çukur sahalarda ağır bünyeli topraklar yaygındır. Taban suyu seviyesinin yüksek olduğu ve zaman zaman su ile kaplı sahalarda hidromorfik ve hidromorfik alüvyal topraklar bulunur.

Akarsuların getirdiği ince malzemelerin biriktiği alanlarda alüvyal topraklar oluşur. Bataklıklarda bitki artıklarının su tabanında birikmesinden dolayı organik topraklar meydana gelir. Eğimli sahalardaki yamaçların eteklerinde fizyolojik derinliği fazla kaba malzemeden ibaret kolüvyal topraklar görülür. Gediz oluğunda Bozdağlar’ın kuzey etekleri ile Büyük Menderes grabeninde Aydın Dağlannın güney eteklerindeki kumlu çakıllı depolar üzerinde kumlu ve çakıllı topraklar bulunur.

Kurak ve yarıkurak bölgelerde suların biriktiği veya taban suyu seviyesinin yüksek olduğu çukur alanlarda çorak topraklar yaygındır. Çünkü bu alanlarda suda çözünmüş hâldeki tuzlu ve alkali maddeler, kapilarite ile toprağın yüzeyine kadar çıkar; burada suyun buharlaşması ile birikir. Bu olaya bağlı olarak çorak (tuzlu ve alkali) topraklar meydana gelir. Örneğin Erzurum Ovası’nın orta kesimindeki tuzlu-alkali maddelerin kılcallıkla yüzeye çıkarak birikmesiyle tuzlu topraklar oluşmuştur.

Organik Faktörler

Toprak oluşumunu etkileyen faktörler arasında bitki köklerinden çıkan asitlerle ana materyalin artan bir tempoda ayrışması, bitki artıklarının ayrışarak humusa dönüşmesi ve toprağın organik maddece zenginleşmesi de bulunur (Foto 50). Toprak üzerinde bitki örtüsü olmadığı takdirde gerçek anlamda toprak oluşumun dan söz etmek mümkün değildir (Foto 39). Toprak üzerine düşen bitki artıkları iklim şartlarına göre belli bir süre sonra fermantasyona uğrar. Daha sonra bakteriler tarafından tamamen parçalanarak humusa dönüşür, bu yolla organik madde içindeki mineraller açığa çıkar. Buna organik maddenin humuslaşması ya da organik maddenin mineralizasyonu denir. Organik maddenin mineralize olması ile sayıları 50’yi bulan mineral madde toprağa karışır. Bu karışma sonucunda bir taraftan bitkiler beslenirken diğer taraftan toprak canlıları hızla çoğalır. Böylece organik maddenin parçalanması ile toprağa yeni mineraller ilâve olur.

Çeşitli toprak canlıları (mikro fauna, mezo fauna, mikro ve mezoflora ile karınca, solucan ve diğer canlılar) topraktaki ayrışmaya yardımcı olur. Ayrıca toprak canlıları, bitkilerin topraktan daha kolay besin maddesi almasını sağlar. Diğer yandan azot yapıcı olan bakteriler, havadaki azotu toprağa bağlayarak bitkilerin azottan istifade etmelerini sağlar. Toprakta bulunan canlıların sayıları o kadar çoktur ki, bir gram toprakta 4 milyar bakterinin, milyonlarca fungi (mantar), yüzbinlerce ve hatta milyonlarca aktinomisetin bulunduğu belirtilmektedir.

Organik maddenin toprak üzerindeki en önemli etkileri, maddeler hâlinde şöyle özetlenebilir:

1. Toprağın koyu renk almasını sağlar.

2. Toprakta taneli yapının miktarını artırır, su tutma kapasitesini yükseltir; özellikle killi toprakları gevşetir, kumlu topraklarda kum tanelerinin birbirlerine bağlanmasını sağlayarak toprağın fiziksel özelliğini iyi bir duruma getirir.

3. Organik maddeler, mineral parçacıklara nazaran 2-30 defa daha fazla katyon değişme kapasitesine sahip olduğundan toprakların verimli hâle gelmesini sağlar.

4. Organik maddenin ayrışmasıyla oluşan organik asitler ile bitki köklerinin yaptığı basınç ve çıkardığı asitler de topraktaki ayrışmayı hızlandırır.

Ana Materyal Faktörü

Daha öncede açıklandığı gibi, toprakların oluşumu için öncelikle ana materyalin ayrışma-çözülmeye uğraması gerekir. Ana materyalin çözülmesi ile birçok mineral ve element açığa çıkar; bunların toprak suyunda çözünür hâle gelmesi ile bitkiler beslenir ve toprakta organizma faaliyetleri başlar.

Kayaların ayrışması ile toprağa karışan çok sayıda element ve bileşikler ana bitki besin maddelerini oluşturur. Genel bir kural olarak silis miktarı fazla olan granit, gnays gibi ana materyaller, silis miktarı düşük olanlara göre hem besin maddesi yönünden fakir hem de daha zor ayrışır.

Kısaca, toprak oluşumunun başlangıç evresinde ana materyalin kimyasal (asit ve bazik olma durumu) ve fiziksel (çatlaklılık, gözeneklilik vs.) özellikleri, ayrışma olaylarını ve buna bağlı olarak toprak oluşumunu önemli ölçüde belirler. Ancak toprak oluşumunun ilerlemesi ile topraktan taşınmaların olmasına ve organik maddenin toprağa yeni mineral maddeler ilâve etmesine bağlı olarak ana materyalin toprak üzerindeki etkileri gittikçe zayıflamaya başlar. Örneğin kireçtaşı üzerinde başlangıçta oluşan toprakta bulunan bol miktardaki kireç, zamanla topraktan tamamen veya önemli ölçüde taşınır. Böylece kireçli olmayan veya az kireçli toprak oluşur. Özellikle sürekli olarak erozyona uğrayan dağlık-engebeli alanlarda ana materyalin etkisini yansıtan intrazonal topraklar baskındır. Bu nedenle ülkemizde dağ kuşaklarında intrazonal tipte topraklar yaygındır.

Zaman Faktörü

Daha önce açıklandığı gibi, toprakların olgun bir profil yapısına kavuşması için ana maddenin çözülmesi, ayrışan kat üzerinde bitkilerin ve diğer toprak canlılarının yerleşmesi, organik maddenin parçalanarak humusa dönüşerek toprağa yeni maddelerin katılması ve toprakların horizonlaşması için yüzlerce ve hatta binlerce yıllık bir sürenin geçmesi gerekmektedir. Bu bakımdan zamana bağlı olarak toprak oluşumunda şu devreler ayırt edilir:

1. Başlangıç devresi: Ana materyal henüz yeteri kadar ayrışmamıştır.

2. Gençlik devresi: Ayrışma başlamış olmasına rağmen henüz ana materyalde ayrışma yeteri kadar ilerlememiştir, yani toprak üzerinde ana materyalin etkileri hissedilmektedir.

3. Olgunluk devresi: Toprak oluşumu ilerlemiştir, üst katta yıkanma ve alt katta birikmeye bağlı olarak toprak kütlesinde katlaşma veya horizonlaşma başlamıştır. Bu arada ayrışmadan ötürü kil oluşmuş ve de üst horizondan alt horlzona önemli ölçüde taşınmıştır,

4. İhtiyarlık devresi: Ayrışma son devresina ulaşmış, ana materyalden kaynaklanan maddelerin çoğu topraktan uzaklaşmış, ancak ayrışmaya karşı dayanıklı olan kuvars ve silisli maddeler toprak bünyesinde kalmıştır. Bu nedenle toprak besin maddeleri yönünden fakirleşmiştir.

İşte yukarıda belirtilen devrelerin oluşabilmesi veya toprağın olgun bir yapıya kavuşması, oldukça uzun sayılacak bir zamanda meydana gelir. Burada hemen şu hususu belirtelim ki, belli bir kalınlıktaki toprağın belli bir zaman diliminde olduğunu belirtmek mümkün değildir. Şöyle ki toprak, sıcak ve nemli iklim şartlarında az pekişmiş olan tortul kayalar üzerinde çok kısa sayılacak sürede oluşur. Fakat aynı iklim şartları altında silisli anakayalar üzerinde çok uzun zaman zarfında topraklar meydana gelir. Bunun yanında toprak oluşumu silisli ana materyaller üzerinde çok yavaş seyrederken, suyu tutan marnlar üzerinde daha kısa sürede meydana gelir.

Aynı ana materyal üzerinde nemli ve sıcak iklim şartları altında toprak oluşumu daha kısa sürede olmasına karşılık yüksek sahalarda ve enlemlerde daha uzun bir zaman sürecinde meydana gelir. Hatta, çözülme ve vejetasyon döneminin kısa olduğu karlı yüksek sahalarda uzun bir zaman geçmesine rağmen sadece A, C horizonlu intrazonal topraklar oluşur.

Konuya son verirken herhangi bir sahada toprağın ne kadar süre içerisinde oluştuğu konusunda kesin bir zaman süresi vermek mümkün değildir. Çünkü toprak oluşumu zamanın bir faktörü olmakla beraber, ana materyalin ayrışma özellikleri ve bunları ayrıştıran iklim ve vejetasyon şartları son derece önemlidir. Söz gelimi, nemli iklim ve kolay ayrışabilen bir kaya üzerinde 100 yılda 1 cm kalınlığında toprak oluşurken, aynı iklim şartları altında asit ana materyaller üzerinde bin yılda ancak bu kadar toprak oluşabilmektedir.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!