Tecavüz

tecavüz nedirKadınlar, erkeklerin kendilerinden ne derece nefret ettiğinin farkında değildirler. (Germaine Greet, Halayık Kadın). Nefret ile korku arasında sadece bir adam vardır. Çoğu zaman, saldırganlar birer psikopat veya sapık değildir. Bunlar sadece yüzyıllar süren bir beyin yıkamasının izlerini taşıyan sıradan insanlardır: Bir kadın, her zaman, ele geçirilmek içindir.

Rousseau, “Eşitsizliğin Kaynağı Üzerinde Söyleşi”sinde bunun, yapılan iş bölümü ile ilgili olduğunu ifade etmektedir; her birey bir diğerine bağımlıdır. Bu, daha önemli bir görevi ele geçirmiş olan kişinin üstün bir mevkiye gelmesine kadar sürer. Kadın ve erkek arasındaki eşitsizlik de aynı süreci geçirmiştir.

“Çok eski devirlerde… Yaşam kadında doğuyordu… Erkekler ise onlarla birleştikleri zaman, aynı güce sahip olduklarının henüz farkına varmamışlardı. (Fakat) Erkek ilk aleti yaptı. Alet zekasını uyandırdı. Aletle arasında doğan bu yeni bağ, onu düşündürdü. Aleti yapabileceğini ya da yapamayacağını anladı. Taşın kaderi onun elindeydi, yontmak için taş veya yontma taşı yapabilirdi. Erkek burada kendine şu ürkütücü soruyu sordu: “Niçin o da ben değil? Beni neden kadın yapacağına, erkek olarak şekillendirdi? Neden istese verebileceği doğurganlığı ondan esirgemişti?” Böylelikle erkek, annesine karşı hafif bir kin duymaya başladı. (Kadının Sözü, Annie Leclerc, 1974). Ancak paleolitik çağda, erkek döl verme olayındaki rolünü anlamaya başladı. Kabiledeki insan sayısının artması amacıyla kadın kaçırmalarının ve tecavüz olaylarının da bu döneme denk geldiği hakkında kesin bir veri yoktur. İnançların ilkel ana-tanrıça figüründen, Allah’ın oğluna yönelmesi kademe kademe olmuştur. Morali Daninos şöyle yazar: “Tarih öncesi insanının ve özellikle paleolitik çağ erkeğinin çok düzenli bir seks yaşamı olduğu, tekeşliliğe ve kadının rızasına önem verildiği ve küçük çocuklara çok büyük özen gösterildiği anlaşılmaktadır.” (Cinsel İlişkinin Tarihçesi, P.U.F., 1965).

Tarih boyunca mitoloji, büyü veya bilime dayanan çeşitli teorilerle kadının biyolojik zayıflığı kanıtlanmaya çalışılmıştır. Freud o zamana kadar kimsenin aklına gelmemiş bir fikir ileri sürerek, bu eksikliğin kadında bir ‘penis’ olmamasından kaynaklandığını söylemiştir. Bunu ispat etmek için de, ana-tanrıçadan evvel var olmuş ilkel bir baba figürü önermiştir.

1983 senesinde New Bedford şehrinde, genç bir kadına, bara gelen Portekizli müşteriler tarafından tecavüz edilmesi, ırkçı hareketlere sebep olmuştu. Halkın %48’i Portekiz kökenliydi. Yapılan savunma tamamen genç kadının aleyhine gelişmişti. “Böyle bir yerde o ne arıyordu? Büyük olasılıkla, işleri yolunda gitmemiş bir orospudur… Ya da aradığını bulan ‘kolay’ bir kızdır.”

Tecavüzü “Penisin vajinaya zor kullanılarak sokulması” olarak tanımlayan 332. madde, saldırıya uğrayan kadınların, maruz kaldıkları birçok hareketin bahsini bile etmemiştir. Şikayet yoksa, dava otomatik-man ceza mahkemelerinde görülecektir. Şikayette bulunan kişi, fiziksel ve psikiyatrik incelemelere tabi olacak, bir grup insanın yargılamasına maruz kalır. (Polis, hakim) Bunun için zaten büyük sarsıntı geçirmiş olan birçok kadın, dava açmaktan kaçınır. Şimdi bazı karakollarda, bu tip olayları dinlemek için özel olarak yetiştirilmiş kadınlar görev yapmaktadır. Dolayısıyla, suçluların hakettikleri cezayı almaları için olayı açığa çıkarmayı kabul eden kadınların sayısında da önemli bir artış olmuştur.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!