Sembolizm / Simgecilik Akımı

sembolizm nedir, özellikleriSembolizm ya da yazın akımları özel sayısındaki kullanımıyla simgecilik açıklıktan kaçınıp sembollü anlatımlara yer veren, müziğin belirsizliğine özenen edebiyat akımıdır. Sembolizmin bildirisi 1886 yılında, Jean Moreas tarafından hazırlanır. Moreas makalesinde sembolizmden önce edebiyat dünyasında yer etmiş, belli bir temayülden sonra gözden düşmüş edebi akımlara değinerek; yeni edebi akımlarının edebiyatın gelişmesiyle ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğunu belirtir.

Moreas, makalesinde adını ‘Simgecilik’ olarak önerdikleri bu yeni edebi akımın uzun bir kuluçka döneminden sonra kabuğunu çatlatacağını ifade eder. Biz daha önce, yaratıcı aklın sanattaki bu yeni eğilimini, usa en uygun biçimde belirleyebilecek yetkin bir terim olarak simgecilik’i önerdik. Tutulmalıdır bize kalırsa bu adlandırma. Sembolizmin bildirisi sembolizmin ilkeleriyle tanıtıldığı bir bildiri olmaktan uzaktır. Daha çok, Fransa’da doğan bu yeni edebi akımın oluşum sürecine ve nedenlerine, akımın geliştirilmesi için neye ihtiyaç duyulduğuna yer verilmiştir. Özellikle şiir alanında gelişen sembolist edebi akımın; şiir türünün ilkelerini, açıklayan ve sembolist şiiri tanıtan “ArtPoetigue” (Şiir Sanatı) ile Paul Verlaine’dir.

Bruntirere, her türlü sembol bir açıklamadır, der. Litre’ye göre ise bir sembol bir başka şeyin yerine kullanılan bir mecaz veya hayaldir. Albert Camus ise sembolist bir eseri anlamak kadar güç bir şey yoktur, bir sembol kullananı her zaman aşar ve ona gerçekte belirttiğine inandığından daha fazlasını söylettirir. Karaalioğlu, sembolizmi andıran, edebiyat akımlarından birinin de obskürizm(kapalılık) olduğunu bu akımın yirminci yüzyılın başlarında ortaya çıkan bir sanat akımı olduğunu belirtir. Gölgecilik de denen bu sanat akımı, gayesine varmak için karşısındakinin hayalini işletecek tarzda kapalı anlatış araçları kullanarak kelimelerin sadece müziği ile bunların uyandırdığı duyguları önemsemiştir. Doğa, canlı sütunları bazen karışık sesler çıkardığı b.ir mabettir. İnsan burada kendisini, gizli bakışlarla gözleyen sembol ormanları arasından geçer.

Sembolizmin Ortaya Çıkışındaki Nedenler

Sembolizmin; realizme ve insanı mekanikleştirdiği iddiasıyla natüralizme bu akımların şiirdeki penceresi olan parnasizme bir tepki olarak ortaya çıktığı ve bu akımlara karşı olduğu ifade edilir. Sembolizm rüya ve esrarı hayattan çıkaran pozitivizme ve tabiata, sadece dışı gören natüralizme ve parnaslara tepki olarak doğar. Sembolizmin ortaya çıkışındaki siyasi nedenler etkilidir. Toplumda meydana gelen, siyasi değişikliklerin doğurduğu sosyal sonuçlar; şair, yazar, mimar, ressam, müzisyen gibi sanatkârların ruh hallerini doğrudan etkilemiş, onların düşüncel ve ruhsal bu etkilenimleri sanat eserleri üzerinden takip edilebilmiştir. Yüzyılın ikinci yarısındaki siyasal olaylar imparatorluk düzeninin çöküşüyle birlikte, başa gelen yeni yönetime uyum güçlüğü, ülkeyi birçok kamplara bölen iç savaşlar, kentleşme sanayileşme sorunları, toplumdaki ekonomik dengesizlik tekdüze yaşam, özellikle duyarlılıklar da sanatçı topluluğu üzerinde yıkıcı etkiler yapmıştır.

Sembolist şair ve yazarların, iç sıkıntılarıyla mücadele etme biçimleri, var olmayan hayâlı bir dünyaya yaptıkları kaçışlar, sembollerin altında gizlenen çekingen ve çekimser bir ruh hali pek çok eserin karakterini oluşturmuştur. Artık Fransa patlamaya hazır bir barut fıçısıdır. Her şeye tepki vardır. Günlük yaşama, tekdüzeliğe, fabrika, büro yaşamına, insanın kişiliğini ortadan kaldıran sanayileşme sürecine… Maddesel yaşamda bütün umutlarını yitiren bu kuşağın sığınacağı tek evren, duyu ve ruhtur.

Sembolizmin ortaya çıkışındaki sosyal nedenler, siyasi düzenin bozulması, doğrudan sosyal hayatın kötü gidişatına neden olmuş; sanatkârlar bu kötü gidişatın gerçekleriyle mücadele etme biçimi olarak; sembol, ruh, duyu aracılığıyla oluşturdukları hayali bir dünyaya kaçmayı tercih etmişlerdir. 1850’ye doğru Charles Baudelaire, 1870’e doğru Arthur Rimbaud, Stephane Mallermeve Paul Verlaine, gidişine ayak uyduramadıkları, kendilerini anlamayan bir topluma karşı çıkarlar, ondan kaçmak arzusunu duyarlar. Göker (1982) Kant’ın, Schopenhauer’in, Bergson’un ve Richard Wagner’in, Dostievski’nin sembolizmin hazırlanmasında birer faktör olarak gösterilebileceğini ifade eder.

Dünya edebiyatında sembolist olarak gösterile isimler şunlardır: Edgar Allan Poe (1809-1849), Cahrles Baudelaire (1821-1867), Stephane Mallerme (1842-1898), Paul Varleine (1844-1896), Arthur Rimbaut (1854-1891), Emile Verhaeren (1855-1916), Maurice Maeterlinck (1862-1949), Paul Valery (1871-1945), Jean Moreas (1856-1910), Henrri de Regnier (1864-1936).

Türk Edebiyatında Sembolizm

Türk edebiyatında sembolist şiirin temsilcisi olarak gösterilen isimler konusunda tereddütler, tutarsızlıklar yaşanmaktadır. Pek çok edebiyatçıya göre sembolist bir şair olan Haşim, bazılarına göre sembolist sayılamaz: “… Sembolist şiirin esas unsuru olan sembol Haşim’in şiirinde yoktur. Onun anlamı anlaşılmayan veya değişik yorumlara elverişli bulunan şiirleri pek azdır. Bu bakımdan, Haşim’i sembolist bir şair olarak kabul etmek çok güçtür.

Bazıları ise Haşim’in kendi tutumuna göre sembolist sayılabileceğini söyler: Bizde sembolizm, Servet-i Fünün devrinde Cenap Şahabettin’in öncülüğünde bazı şairlerimiz tarafından denenmiştir. Fakat batıdaki gibi olmamıştır. Fecr-i Ati dediğimiz edebi akım sırasında bağımsız sanatçı olarak, sembolizmi, Ahmet Haşim temsil etmiştir. Fakat Ahmet Haşim’in de sembolizmi kendi tutumuna göredir. Diğer yandan Haşim’in hem sembolist hem empresyonist olduğunu ifade edenlerde de vardır: Edebiyatımızda; Serveti Fünün, Fecri ati şairlerinin çoğu sembolizmden etkilenmişlerdir. Cenap Şahabettin sembolizmin, Ahmet Haşim, hem Sembolizmin hem empresyonizmin özelliklerinin taşır.

Neo-klasisizm (yeni klasikçilik).Bu akım, sembolizmin çok ileri giden belirsizliği ile ölçünün aşırı serbest oluşundan ötürü meydana gelen tepkiden doğmuştur. Sembolizmin en önemli savunucusu olan Moreas bu akıma kaymıştır. Neo-Sembolizm (yeni simgecilik). Neo-klasiklerin sembolizme saldırıları karşısında sembolistler de sembolizmin katı kurallarını yumuşatmaya, sembolizmi daha tatlı bir hale getirmeye çalışmışlardır.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!