Şamanlığın Kaynakları

şamanizmin kaynaklarıŞamanlığın kaynaklanna ait değişik düşünceler bulunuyor. Bu konuda anlatılan efsanelerin çoğunluğu ise Sibirya eksenlidir. Araştırmacılar önceleri bireysel Şamanlığın varlığından söz ediyorlar. Şamanizm’e göre, kötü ruhlara karşı korunmanın yolu, ruhlarla ilişki kurmaktan geçiyor. Bir kişi tek başına kötü ruhlann etkisine karşı mücadelede yetersiz kalınca, daha kuvvetli kişilerin yardımına başvurmak zorunda kalmıştır. İşte bu, “aile Şamanlığı’nı doğurmuştur. sesli kitap 

Ailede önceleri; kişiliği, yaşı, hayat tecrübesi vs. özellikleri nedeni ile aile reisi, Şamanlık yapmak durumu ile karşı karşıya kalmıştır. Daha sonralan ise belirli bir eğitimden sonra, bazı kişiler için Şamanlık meslek haline gelmiştir: İşte bu tür esas uğraşı Şamanlık olan kişiler, aile Şamanlığı’nın gelişimi sonucu oluşmuştur.

Bazı araştırmacılar ise; Şamanlığın halkın ruhunda bulunan sinirsel Özelliğin, yarı din seviyesine çıkanlan bir gelenek olduğunu ifade etmişlerdir. Kişinin bu özelliği sosyal felaketler vs. karşısında kendi kendini telkin ile, transa geçmesi ile, kendine veya çevresine yönelen tehlikeyi ruhlardan sorup öğrenerek gene aynı yöntemle kötülüğü engellemeye çalışmasıdır.

Şamanlığm esasını transa geçme hali (cezbe hali) oluşturmakla birlikte, her transa geçme hali de Şamardık değildir. Ohl-marks bu iki farkta şu özellikleri aramaktadır. 1) Dini açıdan: Şamanlığm esasını ruhların Şaman ile olan ilişkisi oluşturuyor. Şamanizmin esasını da bu inanışın dayandığı ruhlar dünyası oluşturur. 2) Etnografık açıdan: Şamanlığm yayıldığı her yerde aynı şekilde yapılan bir kısım hazırlık ve faaliyetler yer alır. Ayin yerinin düzeni, davul ve başka aletlerle yapılan müzikli ibadet. Bu şekildeki bir müzik ve hareketlerle ruhani sesini taklit etme. yüz temel eser

3) Sosyolojik açıdan: Şamanlar, kabile reislerinin bulunmadığı toplumlarda büyük bir mevki sahibidirler. Bazı kabilelerde Şamanlar’ın eski kabile beyi, reisi olduğu da söylenir. Bu kültürlerde Şamanlık toplumsal yaşamın canlı ve önemli bir kısmını oluşturur. 4) Ruhsal açıdan: Gerçek Şamanizmin trans (cebe) halinde, eşine başka yerlerde kolay rastlanılmayacak bir şiddet görülmektedir. Bu, cezbe haline (trans haline) geçen Şaman’ın kendinde olmadan, kendine karşı uyguladığı bir şiddet türüdür.

Ohlmarks, en kuzey bölgelerde yaşayan kavimlerdeki Şamanlık ile daha güney bölgelerde yaşayan kavimlerde görülen Şamanlığm birbirinden farklı olduğunu söylüyor. Ve arkasından; Şamanlığm esasını oluşturan; “ruhi-marazi” durumu “aktrik histeri” ile birleştiriyor. Kadınlann yakalandığı “meryak ve mene-rik” denilen ruhsal hastalık ile Şaman adaylannda görülen sinir nöbetleri arasında önemli benzerlikler bulunduğunu belirtiyor. Bunu da kuzey kutup bölgelerinde yaşanan ağır iklim koşulla-nndan oluştuğunu iddia ediyor. Çünkü bu bölgede; yalnızlık içinde geçen uzun geceler, şiddetli soğuklar, ıssızlık ve tekdüzelik içinde uzayan manzaralann hastalıklara, özellikle insanlann sinir sistemi üstünde tahriplere yol açabileceğini ifade ediyor. arkası yarın

Bunlara ek olarak; yer darlığı (konut, tarım işleme vs.) yiyecek azlığı hatta kıtlığı, sinir sistemi üstünde önemli rolü olan nebati gıdalarda bulunan vitamin eksikliği veya yokluğu vs. de olunca genel bir sinir hastalığının ortaya çıkabileceğini yazıyor. Hatta önceden bu bölgeye yerleşmiş olan halkların çeşitli nedenlerle sonradan bu bölgeye gelenlere nazaran öncekilerin belli bir alışkanlık ve dayanıklılık oluşturduğunu, sonradan gelenlerin ise; daha ağır bir tarzda “isteri” hastalıklarına yakalandığını belirtiyor.

Güneyden kuzeye gelen halklar yeni coğrafyada o denli zorlanmışlar ki, adeta buradaki ağır şartlar onları mahvedecekken “isteri”ye benzeyen bazı belirtilerle kendilerini kurtarmaya çalışmışlar. Bu davranışlar o denli yaygınlaşmış ve gelişmiş ki, kehanete dalmışlar. Tedavilerini bu yolla gerçekleştiımeye çalışmışlar. Bu durum belki de Şamanlığın doğmasına neden olmuştur. Zor doğa şartlan karşısında çaresiz kalan halk, ayin sırasında ruhlarla temasa geçen Şaman’ın ağzından iyi haberler alarak teselli buluyor. Böylece Şamanlık bu topluluklar için din yerine geçerek bu uygarlıklara damgasını vurmuştur.

Şamanlığın güneyden gelen Budizm dalgası ile kuzeydeki halkları etkileyen bir Budist akım olduğunu iddia edenler olduğu gibi, bunun tersini savunanlar da bulunuyor. Hint kültürünün Şamanlık’tan etkilendiği de bazı araştırmacılar tarafından söylenmektedir. radyo tiyatrosu

Araştırmacı Konov, Hindistan’daki “yoga”nın (yogi) Şamanlar’dan geldiğini ifade etmiştir. Ruben de Şamanizm’i, “Budistlik” adlı eserinde Budizm’in kaynağı olarak göstermiştir. Hint yogisi ve Budist yogası ile Şamanlık eğitim ve uygulaması arasında büyük bir benzerlik olduğu düşüncesindedir. Bir varsayıma göre; Şamanlık Laplar’m ülkesinden Bering Boğazı ile Eskimolar’a, oradan Kuzey Amerika’ya, Güney Amerika sahillerinden de Hindistan’a ve Güney Asya adalanna yayılmıştır.

Nyberg; eski İran’da Sufı bir cemaat olan “Mağa”lann Şamanist olduklarını ifade ettiği gibi, Mevleviler’in semah dönmelerinin de Şamanlık’tan kaynaklandığım araştırmalarında yazıyor.

Araştırmacılar, Delfı kâhinliğinin, Mevli ve İskit kültürünün Şamanizm’e ait unsurlardan oluştuğunu yazıyorlar. Ohlmarks; eski Hint, İran, İskit kültürlerindeki Şamanist unsurlardan hareketle, İndo-İrani çağda Aryalılann da Şamanlığın etkisinde olduğu vurgusunu yapıyor. türkoloji

Eüıografya ve kültür tarihi araştınmacılan, İndo-Cermenler’in eski dinlerinin Şamanlık olduğunu yazıyorlar. Örneğin; Nehring, tüm Göktann ve onun adına yapılan törenlerin kaynağının Asya Şamanlığı olduğunu söylüyor.

Bleichstcincr, Şamanlığın Kafkasya halklannda, özellikle de Gürcüler’de önemli izlerinin olduğunu söylüyor. Koppers; İndo Cermenler’in at kültüründe Orta Asya çoban kültüründen alınmış etkilerden söz ediyor. Fuat Köprülü; Orta Asya Türk-Moğol Şamanizmi’nin başta Alevilik-Bektaşilik olmak üzere Kalenderi, Torlaki, Yesevi, Rıfai gibi Sufı tarikatlarındaki etkilerinden bahsediyor. Ohlmarks, Rıfai dervişlerinin gsöterdikleri çeşitli şaşırtıcı özelliklerin Kırgız Baskı (Şaman)lannda görülen Şamanik özelliklerle önemli benzerlikler gösterdiklerini yazıyor.

Old. Franke, Schmitt, Şirokogorov, Zelenin adlı araştırmacılar ise, Şamanizm’in eski Çin etkili olduğunu Çin kaynaklarına dayanarak yazıyorlar. Moğolistan’da yaşayan Hunlar’m Şamanist olduklarını belirtiyorlar. Gobi Çölü’nün çevresinde bulunan toplumlarda da Şamanizm’in etkili olduğu biliniyor.

İbn Fazlan ise; Göktürkler’in, Uygurlar’ın, Ural-Hazar havzasında yaşayan bazı Türk boylarının Şaman olduğunu yazıyor. Önceleri Türk-Moğol ve Tunguz halklarının tümü Şamanlığa bağlıymış. Sibirya ve Doğu Avrupa’da yaşayan Türkler, Hıristiyan olmuş. Doğu Moğolistan’da Soyatlar, Nan-Şan sülalesi San Uyguriar ise Budist olmuşlar. Moğollar’ın tümü Budist olurken, Baykal Gölü civarında yaşayan Buryatlar Şamanist kalmışlar.

Şamanlık dışında diğer dinler bu bölgede yayılmaya başlayınca Budizm, Hıristiyanlık ve giderek İslamlık Orta Asya’da taraftar edinmeye başlamıştır.

Kutup bölgeleri, rengeyiği besleyen Tunguzlar’dan başka, Anlar, Çuvanlar, Lamutlar, Koryalılar, Eskimolar, Kazaklar, Amur halkları, Şaman’dırlar. Amerika yerlileri, Ural ve Volga havalisindeki bazı halklar, Türkmenler, Özbekler, Doğu Türkistanlılar, Kırgızlar, Mançular, Kuzey Çinliler, Koreliler Şamanlığın etkisi altındaki topluluklardır.

Sonradan; Budist, Hıristiyan, Müslüman olan Türk-Moğol boylarında Şamanlığın izlerine hâlâ rastlanır. Altay ve Abakan Türkleri, Yakutlar, Hıristiyan olduklan halde koyu Şamanist’tirler.

>> Şamanizm'e Geri Dön <<

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!