Romantizm / Coşumculuk Akımı

romantizm nedir, temsilcileriRomantizm on sekizinci yüzyıl sonunda başlayan, klasik edebiyatın yerine geçen duygu ve hayale fazla yer veren edebiyat çığırıdır. Romantizm sözlüklere göre on sekizinci yüzyıl sonunda başlayan ve duygu ile düşe aşırı yer veren edebiyat çığırıdır. Romantizmin on dokuzuncu yüzyılın başından ortalarına kadara yarım asırlık dönemde hemen hemen bütün Avrupa’da hâkim bir sanat akımı olmuştur. Ancak romantizmin İngiltere’deki başlangıcını on sekizinci yüzyılın başına, Almanya’dakini ise aynı yüzyılın ortalarına kadar götürmek mümkündür. Romantizm Fransa ve diğer Avrupa ülkelerine sıçrayarak on dokuzuncu yüzyılın başından
itibaren sanat ve edebiyat dünyasına hâkim olmuştur.

Victor Hugo, Cromwell’in Ön sözünde romantizm akımına dair şunları söylemiştir: Açıkça söyleyelim. Zamanı geldi artık, çağımızda özgürlüğün ışık gibi, her yere girip de dünyada doğuştan en özgür şeye, düşünce olgularına girememesi yadırgatıcı olur. Kuramları, yazınbilimi, dizgeleri yıkalım. Sanatın yüzünü örten bu köhne alçı kaplamaları sökelim! Ne kural, ne de örnek vardır ya da yalnızca tüm sanata egemen doğanın genel yasalarından ve her oluşum için, her konuya özgü var oluş koşullarından kaynaklanan özel yasalardan başka kural yoktur… Tiyatro bir bakış açısıdır. Dünyada tarihte, yaşamda insana da var olanların tümü oraya yansımalıdır, yansıyabilir de ama sanatın sihirli değneğiyle.

Romantizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Karaalioğlu (1980), romantizmin klasizme tepki olarak doğduğunu, Victor Hugo ile sistemli bir şekil aldıktan sonra bütün Avrupa ve İngiltere’de çok geliştiği klasisizmle süregelen Grek ve Latin taklitçiliğini bırakılarak, Shakspeare, Goethe, Schiller hayranlığının başlandığını belirtir. Romantizm genel olarak iki dönem arz eder.

1. Romantizmin hazırlanışı (1800-1820)
2. Romantizmin savaşı ve yenilgisi (1820-1850)

Romantizmin doğuşunun nedenleri, toplumsal dertlerde, rejim baskılarında klasisizmin sanatçıyı sıkan kuralcılığında aranmalıdır. Romantizmin doğuşundaki siyasi nedenler arasında ilk olarak Fransız ihtilali gösterilmiştir. Klasik sanatçılar halka sırtlarını çevirmişler, aristokrat sınıfın inceliğine bağlı kalarak ruh kuyularının ağzına oturmuş, dibini gözetliyorlardı. Durum böyleyken romantik sanatçılar sanatın ihtilal bayrağını açtılar. Klasisizmin 1960 ‘dan beri süre gelen bütün kurallarını köklerinden söküp atmaya başladılar. Daha önce İngiltere ve Almanya’da başlayan bu hareket, Fransa’da hızlandı, genişliğine ve derinliğine gelişti.

Klasisizmden sonra romantizm doğmuştur. Klasik akımın ‘Aydınlamacılar’ ve ‘Fransız Devrimi’nden sonra toplumsal değişimler, Alman yazınının etkisi ve olumsuz eleştiriler ve bıkkınlık nedeniyle yerini romantizm aldı. Romantizmin ortaya çıkışındaki sosyal nedenler ise şu şekilde ifade edilmiştir. Fransa’da devlet idaresinin, halk üzerindeki derinliğine baskısı almış yürümüş; vergiler, idamlar, sürgünler, rüşvetler, dalkavukluklar, şirazesinden çıkmış; açlık ve perişanlık milletin ensesine çökmüş; insanlık haysiyeti kökünden kazınmaya başlamışken, klasisizmim hala kendi kuralları içinde ideal insanın peşinde koşuyordu.

Romantizmin ortaya çıkışındaki bir diğer neden olarak da Hernani Savaşı gösterilir. ‘Romantizimin Tarihi’ (1975) adlı eserinde Gautier, Romantizmin nasıl bir ortamda ortaya çıktığını ‘İlk karşılaşma’ başlığında anlatır; ilk önce dikkat edilmesi gereken durum, Gautier’in tarih anlatırken bile romantik olmaktan vazgeçmediğidir: Tasavvur edemezsiniz edebiyat o zamanlar ne kadar renksizleşmiş, ne kadar manasızlaşmıştı. Resim de ondan iyi değildi. David’in son öğrencileri o eski basmakalıp greko-romen resimlerde soluk renklerini teşhir edip duruyorlardı. Romantizm başlığı altında bir de modern romantizm tanımlamasına gidilmiş ve aradaki fark şöyle açıklanmıştır:

Modern romantizm; Moore’u, Musset’in Chopin’in romantizmine azıcık olsun benzemez: Shelley’in Victor Hugo’nun, Bethoven’ın romantizmine benzeyip benzemediğini varın siz anlayın artık. Gerçekten bu seferki onların tam zıddıdır. Modern romantizm eskisinin içi dışına çevrilmiş bütün değerleri ters yüz edilmiş şeklidir. Onların artısı bugünün eskisidir; yeni iyi eskiden kötü olan şeydir. O zaman kara olan bugün aktır. Bizim romantizmimiz, geçen yüzyılın birbirini doğuran yıllarında gelişen şeylerin negatif fotoğraflarıdır.

Jean-Jacques Roüsseau (1712-1178), Bemardin De Salnt-Pierre (1734-1814), Johann Wolfgaflg Goothe (1749-1832), Friedrich Von Schlller (1759-1805), Madame De Stael (1768-1817), François-Rene De Chateaubriand (1768-1848), Walter Scot (1771-1832), Lord Byron (1788-1824), Alphose De Lamartine (1790-1869), Percy Bysshe Shelley (1792-1822), John Keats (1795-1821), Alfred De Vıgny (1707-1883), Alexandre Serguivevitch Puşkin (1799-1837), Alexandre Dumas-Pere (1802-1870), Victor Hugo (1002-1885), Charjes-Augustin Sainte-Beuve (1804-1869), George Sand (1804-1076), Edgar Allan Poe (1809-1849), Alfred De Musset (1810-1857) romantizm edebiyat akımının temsilcileri olarak gösterilirler.

Türk Edebiyatında Romantizm

Romantizm Türkçede ‘coşkuculuk’, ‘çoşumculuk’ olarak karşılanmışsa da daha çok orijinal haliyle kullanılmış ve kullanılmaktadır. Tanzimat döneminin şair ve yazarlarından pek çoğunun romantizmden etkilendiği belirtilir. Klasiklerin kurallarına karşı çıkışı ve onları eleştirilişleriyle, bizim edebiyatımızda Tanzimat dönemi sanatçılarının divan edebiyatına karşı duruşları birbirine benzetilmiştir. Ertem(1994) Tanzimat dönemi sanatçılarından birçok şair ve yazarın adını eserleriyle birlikte vererek romantik akımın etkisinde kaldıklarını ifade eder. Oldukça iddialı bu genellemeyi edebi literatüre kaynaklık eden başlıca kitaplarımızda doğrulayamasak da bu romantizme dair edilen bu eser ve isimlerin kısmen doğruluk taşıdığı, bu sonuca ancak örneklendirme, doğrulama yoluyla ulaşılabileceği hatırlatılmak istenmiştir.

Namık Kemal, İntibah’ı ve Celalaeddin Harzemşah’ı (Victor Hugo gibi) eserin ön sözünde romantizmi anlatır ve över. Abdülhak Hamit tiyatrolarının bir kısmını, (Macera-yı Aşk, İçli Kız, Sabr u Sebat), Ahmet Mithat Efendi romanlarını (Hasan Mellah, Hüseyin Fellah, Henüz On Yedi Yaşında), Recaizade Mahmut Ekrem şiirlerini (Nağme-i Seher, Yadigar- i Şebab, Zemzeme, Nijat Ekrem) bu akımın etkisinde kalarak yazdılar. Halit Ziya Uşaklıgil, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu başlangıçta romantizmden etkilendiler, daha sonra da realist akımı benimsediler.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!