Realizm / Gerçekçilik Akımı

realizm nedir, özellikleriRealizm, tabiatı olduğu gibi, görünüşte sanıldığı gibi çirkinlikleri ve bayağılıklarıyla birlikte anlatmaya çalışan bir sanat çığırıdır. Gerçekçilik bir sanat akımı değil bir sanat görüşüdür. Aslında ‘gerçek’, dolayısıyla gerçeklik bütün sanat akımlarının ana problemidir. Akımların bu problemde birbirlerinden ayrıldıkları husus, öncelikle gerçeğin ne olup olmadığı hususudur.

Realizm akımı içinde açıklık getirilmesi gereken kavramlardan biri de toplumcu gerçekçiliktir. Sosyalist sanatın temel yöntemidir. Bu gerçekçilik değişen bir dünyayı aydınlatır. Sosyalist gerçekçilikte yer alan devrimci romantiklik insanı uyandırır, coşturur, büyütür. Bu tavırda gerçek ve gerçeğin eleştirilmesi ile sınırlı kalınmaz; eleştirilen durumdan çıkış için bir yol da gösterilir. Üstelik gerçek ve gerçeğin eleştirisi, teklif edilen yola göre şekillenir.

Eleştirel gerçekçilik’e karşı ‘toplumcu gerçekçilik’ deyimini Gorki bulmuştur. Bu karşılığı bugün Marxçı bilginler ve eleştirmenler benimsenmiş buluyorlar. Kendi başına tutarlı bir kavram olan ‘toplumcu’ gerçekçilik sık sık yanlış anlaşılmış ve günlük hayattan, tarihten esinlenilmiş basmakalıp resimlerle propagandacı bir ülküleştirmeye dayanan romanlar ve oyunlar için kullanılmıştır.

Realizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Çetişli (2010), realizmin devamı natüralizmin ve bu akımların şiirdeki uzantısı parnasizmin ortaya çıkışındaki nedenleri ve arkasındaki felsefeyi birlikte birbirinden ayırmadan anlatır.Fransız İhtilalı sonrasında ortaya çıkan sonuçlarla realist düşüncenin doğuşunu ilişkilendiren Çetişli (2010), mevcut siyasi ve sosyal durumun doğurduğu olumsuzluklara açıklar. Batı dünyasındaki demokrasi, insan hakları hürriyet orta sınıfın güçlenmesi hususundaki gelişmelere rağmen, mezhep kavgalarının, kralcı / cumhuriyetçi çekişmelerinin hala devam etmekte olduğunu belirtir. Mevcut olumsuz durumun on sekizinci yüzyıl Aydınlanma Çağı’nın iyimser idealizmi ve demokratik ideallerin çöküşüne neden olduğu; realizm, natüralizm parnasizmin de bu ümitsizliğin mahsulü olduğu fikrini destekler.

Realizm, natüralizm ve parnasizmin kendisinden önceki edebi akımların savunduğu kavramsal gerçekliğe karşı çıkmış, onun yerine olgu gerçekçiliğini (factual realizm) insan ve gerçek kavramlarını sanat ve edebiyata yerleştirmiştir (Çetişli, 2010). Henri Beyle Stendhal (1783-1842), Honore de Balzac (1799-1850), Gustave Flaubert (1821-1880),Nikolai Gogol (1809-1852), Turgenyev (1818-1883), Fidor Mihayloviç Dostoyevski (1822-1881), Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910), Anton Lehov (1860-1904),Maksim Gorki (1868 -1936), Charles Dıckens (1821-1870), John Steınbeck(1902-1966), Alpnonse Daudet (1840-1897) realist eserler veren sanatkârlar arasında gösterilir.

Türk Edebiyatında Realizm

1908’den sonra roman yazanların hemen hepsi realizmin etkisinde kalmış, birçokları natüralizme bile kaymıştır. Türk edebiyatında realist olarak gösterilen isimlerin hiç biriGoncourt, Flaubert ya da Guy de Maupassant ayarında değildir. Türk realist yazarların görüş ve tutumların bu ekollerin prensiplerine uygun düşmemektedir. Ahmet Mithat Efendi ilk eserlerini romantik anlayışa göre yazmaya çalışmıştır.

Daha sonraki eserlerinde realizmin etkisi görülür. Sami Paşazade Sezai (Sergüzeşt), Nabizade Nazım (Zehra, Karabibik), Mizancı Murat (Turfanda mı, Turafan mı), Recaizade Mahmut Ekrem (Araba Sevdası) ile ilk gerçekçi yazarlar sayılırlar. Beşir Fuat, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Cahit Yalçın, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ömer Seyfettin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Ebubekir Hazım Tepeyran, Selahattin Enis, Osman Cemal Kaygılı, Mahmut Yesari, Sabahattin Ali, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Fakir Baykurt, Tarik Buğra da önemli gerçekçi yazarlarımızdan sayılırlar.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!