Petrol

petrolBünyesinde % 80-87 karbon, % 10-14 civarında hidrojen ile değişik oranda azot, fosfor, oksijen, sülfür, kurşun gibi maddeler bulunduran petrol, latince “petro oleum” kaya yağı anlamına gelmektedir.

Günümüzün en önemli enerji ve ham madde kaynağı petroldür. Petroldeki fiyat dalgalanmaları, dünya borsalarını alt-üst etmektedir. Öyle ki, petrolde oluşan gelen fiyat artış, enflasyonu artırmakta, döviz darlığı çeken, ödemeler dengesi iyi olmayan ülkeleri ekonomik krize sokmaktadır, işte petrolün ana enerji ve ham madde kaynağı olmasından dolayı, dünyanın gözü petrol yatakları olan ve petrol üreten ülkelere çevrilmiş durumdadır. Bunun en tipik örneğini, 2 Ağustos 1990’da Irak’ın, 100 milyar varil petrol rezervi olan Küveyt’i işgâl ve ilhâk etme kararını bildirmesi ile Birleşmiş Milletlere bağlı tüm ülkelerin Küveyt’i işgâlden kurtarma çabaları ve 17 Ocak 1991’de başlayan Körfez Savaşı vermektedir.

Şimdiye kadar Birleşmiş Miiletler tarihinde görülmeyen bütün ülkelerin oybirliği ile aldığı bu kararın altında, bir devlet olarak Küveyt’in bağımsızlığını ihya etmekden çok, hem Küveyt’in petrolüne hem de genel olarak petrole olan bağımlılık yatmaktadır. Ayrıca ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etmesinin temelinde bu ülkenin zengin petrolü yatmaktadır.

M.Ö. 4. asırdan beri çok az miktarda kullanılan petrol, 19. asırdan itibaren petrolü çıkarma tekniklerinin gelişmesiyle artmıştır. Petrol, hem önemli bir enerji hem de özellikle kimya sanayiinin ham madde kaynağıdır. sesli kitap

Petrolün Oluşumu ve Petrol Yataklarının Yayılışı

Petrol, hem akarsularla taşınan bitki ve hayvanlardan oluşan ayrışmış organik maddenin hem de su ortamındaki bitki ve hayvan kalıntılarının deniz tabanındaki çamurların içerisinde birikmesiyle oluşan ham yağdır. Milyonlarca yıl süren bir zaman sürecinde birkaç bin metre kalınlığında çamurların içinde biriken organik maddeler, sıcaklık ve basıncın etkisiyle kayaların içerisinde sıvı yağa dönüşür (Şekil 4.8). Bu arada bakteri faaliyetleri petrol oluşumunu hızlandırır. Tipik petrol oluşumu, sıcaklığın 50-100°C arasında olduğu yerde başlar, bunun üzerindeki sıcaklıkta ise petrol doğal gaza dönüşür. Bu nedenle birçok yatak, petrol ve doğal gaz içerir.

Petrol taşıyan ve petrolün oluştuğu şeyi veya diğer tortul kayalara kaynak kaya denir. Petrol, gözenekli olan kumtaşı ve kireçtaşı gibi tabakaların içerisinde bulunur. Geçirimsiz olan killi tabakalar, petrolün oluştuğu yerde kalmasını sağlar. Buna karşın kireçtaşı ve kumtaşlarının olduğu yerlerde petrol çok yavaş olarak akmaya uğrar. Petrol su ve kayalara göre az yoğun olduğu için üzerinde petrolü koruyan örtü kayası olmadığı takdirde yüzeye çıkarak buharlaşır. Bu nedenle petrollü tabaka veya petrolün oluştuğu yer olan petrol kapanları (oil traps) geçirimsiz tabakalar arasında yer alır.

Kıvrılma ve faylanmalar çeşitli petrol yataklarının oluşumunu sağlamıştır. Bazı yerlerde petrol; antiklinallerin içerisinde ve tuz domlarının çevresinde yer alır. Burada tortul tabakaların arasındaki tuzlu çökeller, bünyesine su almasıyla şişerek yükselir. Yükselen tuz domu, çevredeki kayaların kıvrılmasına yol açarak petrol kapanının oluşmasını sağlar. Yer hareketleri, petrol yatağının yer yer dağılmasına ve yüzeye kadar yükselen kesimlerde petrol yatağının aşınmasına neden olur. Türkiye’de petrol yataklarının az olmasının esas nedenlerinden biri, Alp orojenik harekeleri sırasında tortul tabakaların fazla kıvrılması sonucu petrol yataklarının dağılmasıyla ilgilidir. Ayrıca petrol oluşumunu sağlayacak bol miktarda canlı içeren denizel ortam şartları oluşmamıştır. Dünyadaki petrol yataklarının % 60’ı Üçüncü Jeolojik Zaman’a ait tortullarda yer alır.

Petrolün rafinerilerde işlenmesiyle gaz, benzin, mazot, fuel oil, kaydırıcı yağlar (makine yağı) ve ağır yağlar üretilir; asfalt ve parafin yağı (mum) ise bunların kalıntılarından elde edilir.

Petrolün Üretimi ve Kullanılması

Eldeki bilgilere göre, petrolün 6000 yıl kadar önceden beri bilindiği, Zerdüş dininin Bakû şehrinin bulunduğu yerde yükselen ateş sutünlarının ilhamı ile ortaya çıktığı, Eski Mısırlıların yol inşaatında asfaltı kullandıkları, Eski Yunanlılar, Romalılar ve Mısırlıların petrolden inşaat harcı ve gemi imalâtında kalafat olarak faydalandıkları ve ham petrolü çatı veya damların ziftlenmesinde, deri ve elbiselerin yağlanmasında yararlandıkları belirtilmektedir. Daha sonra Orta Çağ’daki ticaret mallarından anlaşıldığı üzere (M.S. 500-1500) petrol, romatizma, yanık, nezle gibi hastalıkların tedavisinde ilâç olarak değerlendirilmiş, kırık ve çıkıkların sarılmasında kullanılmıştır. Petrolü olmayan ülkelerde önemli saydıkları bu ilâcı ithalâtla gidermeye çalışmıştır. Nitekim 2. yüzyıla kadar önce Bakû’den tulumlar içerisinde petrol ihraç edilmiştir. O tarihte de Çarlık Rusya’sı tarafından Bakû işgâl edilmiştir.

Kayalardan ve kömürden alınan petrol, 1800’lü yıllarda genellikle aydınlatma amacı ile kullanmıştır; gerçekten SİLİGNE adlı bir kimyagerin 1838’de bitümlüşistlerden gaz yağını elde etmesi ile birdenbire ışığa kavuşan insanlar petrolün önemini anlamışlar ve böylece bu tarihten itibaren donmuş yağ ve balina yağından elde edilen yağın yerini petrol almaya başlamıştır. Modern anlamda petrol üretimi, Pennsylvania Petrol Şirketinin 27 Ağustos 1859’da petrol çıkarmaya başlamasıyla olmuştur. Daha önce 1856’da Romanya’da, 1857’de Rusya’da az miktarda petrol üretilmesine rağmen, 1859’da Pennsylvania şirketinden Edvin L DRAKE petrol sanayisinin kurucusu unvanını aldı.

Daha sonra petrol üretiminin sanayi hâline getirilmesi ve uluslararası alanda önem kazanmasında esas rölü Amerika’da John D. ROCKFELLER adiı bir çiftçi oynadı ve 1862’de iki arkadaşıyla Cleveland’da bir rafineri kurdu ve daha sonra arkadaşlarının hissesini alarak Standart Oii Company’yi oluşturdu. Kısa sürede önemli gelişme gösteren bu petrol şirketi, 50 şirketten ibaret dev bir kuruluş hâline gelerek 19.yy sonlarında ABD’deki rafinerilerin % 90’ına sahip oldu; ayrıca yabancı ülkelerde petrol aramaya ve rafineriler kurmaya başladı.

Bu arada petrolün Amerikan ekonomisine yaptığı olumlu etki, diğer petrolü bulunan ülkeleri de harekete geçirdi. Nitekim 1862’de Kanada’da, 1863’de Rusya’ da, 1874’de Polonya’da, 1890’da Hindistan’da, 1896’da Peru’da yeni petrol yatakları tespit edildi. Üretilen petrol de daha ziyade gazyağı elde edilerek lambaların yakılmasında kullanıldı. 19. yy. sonlarına doğru, petrol ürünleri ile çalışan motorlar yapılmaya başlandı. Nitekim bir Alman mühendisi olan N. OTTO, infilâklı motoru icat etti; bu icatla otomobil ve uçak sanayiinin bir bakıma temelleri atıldı. İnfilâklı motorların kara, deniz ve hava harp vasıtalarında kullanılması ile petrol stratejik önem kazanırken, petrol üretimi de gittikçe artmaya başladı. Benzinli motor, 1879’da G. B. SELTON tarafından ABD’de ve 1893’de Almanya’da Daimler tarafından geliştirildi; 1894’de H. FORD tarafından imal edilen otomobiller, Amerika sokaklarında görülmeye başlandı. Bu tarihten sonra hızlı bir şekilde yeni sondaj tekniklerinin devreye girmesi ile petrol üretimi, bundan elde edilen çeşitli ürünler ve petrolün kullanıldığı alanlar artmaya başladı.

Petrolün üretimi ve rafine edilmesi, taşınma ve pazarlanması teknik donanım, bilgi, sermaye istediğinden dünyadaki petrollerin çoğu uluslararası şirketlerce işletilmektedir. Bunlardan ABD’ye ait olan Standart Oil of New Jersey, Gulf Oil, Texoca, Socony Mobil, Standart of California; Ingiliz ve Hollanda sermayeli Royal Dutch Shell, Ingiltere’ye ait British Petroleum, Fransa’ya ait Compagnie Française des Petroles, italyanlara ait EN! ile yukarıda belirtilen üç Amerikan şirketinin biraraya gelmesi ve Suudî Arabistan’ın da iştiraki ile bu ülkenin petrollerini işleten (American-Arabian Oil Company) ARAMCO sayılabilir. Türkiye’de ise Petrol Ofisi’nin yanında Shell, BP, TOTAL firmalarınca petrol satışı yapılmaktadır.

Dünya Petrol Yataklan

2009 yılı verilerine göre dünyada toplam olarak 1.3 milyar varilin üzerinde petrol rezervi vardır. Bu rezervin % 60-65’i Basra Körfezi’ ne komşu olan başta Suudî Arabistan olmak üzere Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Küveyt ve İran’da bulunur (Şekil 4.10, 11, 12). Petrol yönünden zengin olan diğer ülkeler ise Rusya, Libya, Meksika, Nijerya ve ABD’dir.

Petrol Üretim ve Tüketimi

Son yıllarda otomobil, uçak ve gemilerde petrolün kullanılması, petrole olan bağımlılığı artırmış ve petrol yazgeçilmez bir enerji kaynağı hâline gelmiştir. Öte taraftan, petrolden motor ve makine yağları, parafin, naftalin, vazelin, gaz yağı elde edilmesi ve diğer ürünlerin ham maddesini sağlaması petrolün önemini gittikçe artırmaya başlamıştır. 1859’da dünya petrol üretimi 7000 varilden 1960’da 7.6 milyon, 1988’de 63,2 ve 1997’de 72.2 milyon, 2008’de 84.4 milyon varile çıkmıştır.

Dünyadan günlük 85 milyon varil petrol üretiminin 20.7 milyon varili (2007 yılı) ABD tarafından tüketilmektedir. Bu tüketim dünya petrol üretiminin neredeyse dörtte birine tekabül etmektedir. Bu tüketimi karşılamak amacıyla günde 13 milyon varilden fazla petrol ithal etmektedir. ABD’den sonra günde milyon varil olarak petrol tüketiminin en fazla olduğu ülkeler Çin 7.6, Japonya 5, Rusya 2.9, Almanya 2.5, Suudî Arabistan 2.3. Türkiye’de petrol üretimi 3-4 milyon ton civarında, tüketimi ise 40 milyon tonun üzerindedir.

2. Dünya Savaşı’ndan hemen önce yalnız başına dünya petrol üretiminin % 61’ini sağlayan ABD, yeni Kuzey Denizi gibi petrol yataklarının bulunması ve diğer ülkelerde petrol üretiminin artmasıyla dünya üretiminde % 19’un altına düşmüştür.

Diğer enerji kaynaklarına göre taşınma ve depolanmasının kolaylığı ve yüksek kalorili olması, petrolün önemini artıran en önemli unsurlar arasındadır. Günümüzde gelişmiş ülkeler, petrole olan fazla ihtiyacından dolayı, petrol zengini ülkeleri kollama ve ticarî ilişkilerini geliştirme gayretleri içerisindedir. Dünya petrol rezervinin yaklaşık üçte ikisinin bulunduğu Orta Doğu’ya başta süper güçlerden ABD, Fransa, Birleşik Krallık, Japonya, Almanya’nın yakın ilgi duymaları petrole karşı olan aşırı ihtiyacın bir sonucudur. Nitekim ABD’nin, Suudî Arabistan, Küveyt ve Bileşik Arap Emirlikleri ile savunma antlaşmaları imzalaması, Orta Doğu petrolüne olan aşırı ihtiyacından ileri gelmektedir. Dolayısıyla Orta Doğu’da ileri sanayi ülkelerinin ortak menfaatleri bulunmaktadır ve bu ülkeler, Orta Doğu ülkelerini kendilerine bağlamak, tabir uygun ise kendilerini şirin gösterme gayreti içerisindedirler. Yine petrole olan bağımlılığın doğa! bir sonucu olarak Körfez Savaşı’nda yukarıda sayılan ülkeler, müttefik kuvvetlerin başında yer almışlardır.

Petrol Yataklarının Coğrafî Dağılışı

ABD‘de petrol, 209 m derinlikten elde edilmiştir. Zamania sondaj alet ve ekipmanlarının geliştirilmesi ile daha derinlere kadar sondaj yapılmakta ve petrol çıkarılmaktadır. ABD’deki petrol yatakları dağınık olmakla birlikte ülkenin güneyinde Doğu Texas, Gulf Coast, Orta Mississippi Havzası, lllinois’dir. Buralardan üretilen petrol, boru hatları (pipe-line), taşınarak New York’tan Baltimore’a kadar uzanan sahadaki büyük rafineriieride işlenir. Diğer rafineriler, Michigan Gölü’nün güney, Texas-Louisiana arasındaki sahil boyunca ve California’nın güneyindir.

Rusya Federasyonu: 1837’de önemli petrol üreten ülke durumuna gelmiş ve 1870’den sonra da dünya üretiminde ilk sıraları almaya başlamıştır; bazı yıllar ABD’den daha fazla petrol çıkarmıştır. Fakat 1991’de Sovyetler Biriiği’nin dağılması ile petrol üreten bazı özerk cumhuriyetler bağımsızlığını kazanmıştır. Bu nedenle Rusya Federasyonu’nun petrol üretim azalmıştır. Rusya’nın önemli petrol yatakları; Kafkas dağları ile Hazar Denizi arasında bulunur. Önemli diğer bir alan ise petrol üretiminde önde gelen Ural-Volga sahasıdır. Bunun dışında Sahaiin ve Sibirya bölgelerinden de üretim yapılır.

Azerbaycan’da petrol, Hazar Denizi kıyılarındadır. Bakû çevresinden üretilen petrolün bir bölümü boru hatlarıyla Ceyhan’a sevk edilmektedir.

Venezuela: 1919’dan önce petrolde önemli bir ülke olmayan Venezuela 1928′ den sonra dünyada önemli üretici ülkeler arasına girmiş ve 1959’da ise dünya toplam petrol üretiminin % 14 kadarım sağlamaya başlamıştır. 2009’da dünyada % 3‘lük üretimle 7. üretici ülke konumuna gelmiştir. Özellikle Amerikan teknolojisinin kullanılmasıyla Venezuela’nın petrol üretimi artmıştır.

ORTA DOĞU: Dünyanın en zengin petrol yatakları, Orta Doğu’da özellikle Basra Körfezi çevresinde Irak, Iran, Küveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ile Suudî Arabistan’dadır. Dünya petrol rezervinin üçte ikisi bu bölgede yer alır.

2009 verilerine göre Orta Doğu’daki ülkelerin petrol rezervleri milyar varil olarak şöyledir: Iran 136.2, Irak 115, Küveyt 104, Birleşik Arap Emirlikleri 97.8, Suudî Arabistan 266.7, Libya 43.7.

içinde bulunduğumuz bölge olması nedeni ile bu komşu ülkelerin petrol işletmeciliği ve tarihi konusunda bilgi verilmesi yerinde olacaktır.

Orta Doğu’da Basra Körfezi’nin kuzeybatı kesiminde Şat-ül-Arab’ın güneyinde Irak ile Suudî Arabistan arasındaki Küveyt Emirliği’nde petrol ilk defa 1938’de bulunmuştur. Küveyt’in petrol kaynakları, “Quwait Oil Company Ltd.11 tarafından işletilmektedir. Bu şirket, Gulf Oil Cooperation ile Anglo-lranian Oil Company’nin bir iştiraki ile kurulmuştur; kâr hisseleri de aralarındaki anlaşma ile sağlanmıştır.

Suudî Arabistan’da petrol istihsali 1936’da Daman bölgesinde başlamış ve daha sonra yeni petrol yatakları bulunarak üretim hızlı bir şekilde artmıştır. 1980 yılından itibaren petrol üretiminde önemli artışlar olmuştur (2009 yılı itibariyle günlük petrol üretimi 8.1 milyon varildir). Bu ülkedeki petrol işletmeleri Amerikan sermayedarlarının elinde olup, daha önce belirtildiği gibi Suudî ve Amerikalı şirketlerin katılımı ile ARAMCO kurulmuştur.

Bugünkü Irak topraklarında petrol Milâttan 5-6 bin yıl kadar önce bulunmuştur. İran’da petrol arama ruhsatı alan W.K. d’Arcy, Bağdat Valiliği’nden de 1902’de petrol arama ruhsatı elde etmiş; daha sonra Ingiliz ve Almanlar da Irak petrollerini ele geçirmek için OsmanlIlar nezdinde teşebbüse geçmişler; 1911’de Gülbekian adlı bir Ermeninin tavassutu ve arabuluculuğu ile The Turkish Petroleum Co. adında bir şirket kurulmuştur. Osmanlı Devleti bu şirkete Musul petrollerini işletme imtiyazını vereceğini vadetmiş; ancak bu imtiyaz verilmeden 1. Dünya Savaşı başlamıştır. Savaş’tan sonra ingilizler, Mondros Mütarekesi’nin tanıdığı haklardan faydalanarak Musul’u işgal etmiş; daha önce kurulan The Turkish Petroleum Cooperation feshetmişlerdir.

Irak ile Türkiye arasında 1926’da imzalanan anlaşmaya göre Türkiye Musul petrollerini Irak’a bırakacak, Irak da petrolden temin ettiği hissenin her yıl % 10’unu 25 sene müddetle Türkiye’ye verecekti. Ancak Irak Hükümeti bu mükellefiyetini yerine getirmedi. Yukarıda belirtilen şirket, Iraq Petroleum Cooperation adı altında çalışmaya başladı ve Irak Hükümeti bu şirkete 1932 ve 1939’da petrol arama imtiyazları verdi.

İrak ayrıca, Musul Oil Cooperation’ın istihsalinden % 25, Basra Oil Co.’un üretiminden % 33.5 hisseye sahip idi. 1961’de ise Irak Hükümeti bazı siyasî olaylardan dolayı Iraq Petroleum Cooperation (IPC)’la çatışarak şirketin İmtiyaz bölgelerinin % 99.6’sını millîleştirdi. Daha sonra 1963’de Iraq Petroleum Coop. ile ilişkiler düzeltildi; fakat 1964’de ülke çapındaki tüm şirketler millileştirildi ve IPC’a karşı Irak Ulusal Petrol Şirketi kuruldu.

Irak’ta 1925’den sonra yapılan kapsamlı petrol aranması sonucunda Dicle vadisinin doğusunda Zagros Dağları eteklerinde, Erbil, Altınköprü, Kerkük ve Kifi bölgeleri ile Dicle’nin batısındaki birçok sahada ve Musul’un kuzeybatısında da petrol yatakları tespit edilmiştir.

İran’da petrol arama imtiyazı 1901’de W.K. d’Arcy adında bir Ingiliz sermayedarına verilmiş ve bu müteşebbis 1908’de Abadan civarında petrol bulmasıyla 1909’da Anglo-Persian Coooperation’ı kurmuş; Iran petrolleri millileştirinceye kadar bu şirket petrol üretimini sürdürmüştür. İran’da son yıllardaki (2009) günlük petrol üretimi 4 milyon varile yaklaşmıştır.

Türkiye‘de petrole gelince, Osmanlı Devleti Dönemi’nde Musul ve Bağdat vilayetlerinde bulunan ve ilkel şekilde işletilen petrol kaynaklarının 2. Abdülhamit’in çıkardığı ferman ile 1889’da emlâki şahaneye katılması, memleketimizde petrole duyulan ilginin başlangıcı olarak kabul edilebilir. Ancak bu bölgelerde, Batılılann yaptıkları çalışmalar sonucunda petrolün zengin olduğu tespit edilmiş ve Osmanlı İmparatorluğumun zayıflamasından faydalanılarak işgâl edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti de padişahların mallarını millileştirdikleri için yabancılara karşı bir hak iddia etmeden 1924’te imzalanan Ankara Antlaşması ile önemli petrol alanlarının millî sınırlarımızın dışında kalmasına neden olmuştur. Cumhuriyetin kurulmasından sonra ise petrol aranması ve bulunacak petrolün devlet eliyle işletilmesi benimsenmiş, altın ve petrol işletmeciliği Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’ne bağlanmıştır. Bu enstitü petrol aramaları sırasında Raman bölgesinde uzunluğu 15, genişliği 22 km kadar olan sahada 7 milyon tonluk petrol rezervi saptanmıştır. Raman dağının 45 km güneybatısındaki Garzan bölgesinde petrole rastlanılmıştır.

Ülkemizde 1954’de Türkiye Petrolleri Anomin Ortaklığı (TPAO) kurulmuştur. Bu ortaklık ise MTA tarafından yapılan çalışmaları devralarak yürütmeye başlamıştır. 1990 yılları sonunda TPAO tarafından Adıyaman-Kâhta yöresinde açılan yeni kuyuların devreye girmesi ile eskiye oranla petrol üretiminde bir artış meydana gelmiştir. Türkiye’de yıllık petrol üretimi ortalama 3 milyon dolayındadır.

Petrol rafinerilerimizin ilki 1948’de Batman’da kurulmuştur; daha sonra Mobil Oil, Shell, Caltex, British Petrol gibi yabancı şirketlerin de katılması ile Anadolu Tasfiyehanesi Amonim Şirketi (ATAŞ) Mersin’de ve TPAO Caltex firması ile anlaşarak İstanbul Petrol Rafinerisi Anonim Şirketi (İPRAŞ) İzmit’te rafineriler yapılmıştır. Ayrıca İzmir Aliağa’da TPAO tarafından kurulan rafineriyi, 1980‘li yıllardan itibaren de Kırıkkale rafinerisi izlemiştir.

 

>> Enerji Kaynakları'na Geri Dön <<

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!