Özbekler (Özbek Türkleri)

özbekler özbek türkleriBatı Türkistan’ın öz ve asil halkındandır. Tarih boyunca sahanın kuzeyi, göçeri ulus ve eller yurdu olduğu halde, güneyi aksine yerleşik ve kültürlü Türk halklarının yerleştiği millî bir vatan olmuştur. Tarihin gün görmüş bir ülkesidir. Tarih boyunca istiklâli uğruna yapılan mücadeleler sonunda, Rus esaretine boyun eğmeğe mecbur olmuştur. Sovyet idaresinin çeşitli siyasî ayarlamaları ve kırpmaları sonunda Sovyet Sosyalist Özbek Cumhuriyeti olarak ilân edilmiştir. Yüz ölçümü 176.240 kilometre kare olup, güneyde Termez yakınlarında, Amuderya (Ceyhun) kıyılarında Afganistan’la müşterek sınırlıdır. Güney – Batıda Türkmenistan, batı ve kuzeyde Kazak, doğuda Kırgız, güney-doğuda Özbekistan’ın bağrından zorla koparılan Tacikistan Cumhuriyeti sınırları ile çevrilmiştir, 1953 Sovyet sayımına göre Özbekistan’ ın nüfusu 8.106.000 kişi olmuştur. Altı yıllık yüzde 2 artışı buna katacak olursak, Özbekistan’ın halkı 9 milyonu aşmış olur. Nüfusun, hiç şüphe yoktur ki % 90’ını, öz Türk evlâdı teşkil etmektedir. Sun’i ayrılışla parçalanan Tacikistan, kendi ana kucağına bağlanacak olunursa çağımızın ikinci büyük Türk devleti, tarihi cüssesi ve milli kültürü, azameti ile ortaya çıkmış olur.

Özbek kavim adının türeyişine dair, Ebül-Gazi Bahadır Han’ın verdiği bilgiye bakılacak olunursa, bu ad 1340 tarihine kadar Altun-Ordu hükümdarı Özbek Han’ın, kendi tebasma verdiği etno-nimdir. Zamanla bu ad Orta-Asya Türk halkları arasında geniş rağbet görmüştür. Hattâ Şeybanî Han’la beraber güneye doğru inen Türk halkları toplu olarak, seve seve Özbekliği kabullenmişlerdir. Çeşitli boylara ayrılmışlardır. İstilâ idaresi, fırsattan faydalanarak Özbek Türküne: Sart, Kurama, Tacik gibi hiç bir anlamı olmayan sözüm ona millî adlar takmaya çalışmış, fakat tutturamamıştır.

Milletleri, Orta-Asya Türklüğünün bağrına götüren ve geniş Özbekistan eli geçidinin bekçileri sayılan Özbekler, yüzyıllar boyunca doğu ile batı arasındaki kültür ve ticaret mübadelesini temin eden eski Türk boyundan olmuştur. Bu çok elverişli ve faydalı temaslar sayesinde Türk yurtseverliğine ve tefekkürüne birçok yenilikler eklenmiştir. Nitekim XIII. yüzyıl başlarına doğru Orta-Asya’nın derinliğinden kopuveren Türk-Moğol devri, ilk hamledeki yıkıcılığına rağmen, sonraları kendisine mahsus özel bir kültür akımı halini almıştır. Harekât, sırf garp toplumunuıı sıcağı sıcağına geçirdiği ortaçağ skolâstik din tassubu devresine rastlamış olduğundan, Türklük lehine olarak bir türlü hazmedi-lememiştir. Hindistan’dan Akdeniz kıyılarına kadar serilen ve gövdesine İran, Turan, Kıpçak eli ile, koca Rusya’yı alan Cengiz İmparatorluğu, Doğu için muazzam bir presti], Batı için ise sadece nefret ve kin hissi unsuru olmuştur. tuvalar tuva türkleri

Bu devir, Batı-Türkistan sahasında yeni yeni şehir ve kültür merkezciliğinin doğuşunu temin etmeğe yaramıştır. Keş şehri payitaht yapılmak istenmiş, Şahruh (1404-1447) hâkimiyeti zamanında Horasan eyaleti ile Semerkand, yerleşik bir kültür merkezi haline getirilmiştir. Uluğ Bey (1409- 1449) geniş imkânlar sağlıyarak, Semerkand’a rasathane kazandırmış, sonraları ise Herat’la kültür merkeziyetçiliği rekabet ve çekişmeciliğine başlanmıştır. Hüseyin Baykara, bu nazik hususta daha atik davranarak Türk kültür merkezlerini Horasan, Belh, Seistan, Herat ve emsali gibi geniş coğrafî sahalara getirmeğe muvaffak olmuştur. Babür Şah ise Türk kültürünü Hindistan üzerine getirmiştir. Bu suretle eski Türk emirlerinden Laçm’ın ve oğlu Husrev Deh-levî’nin Hindistan’daki yerini yeni yeni Türk hemşehri âlimleri tutmuştur. Uluğ Bey’in saray şairi Sekkâkî, arkadaşları Mukimi, Yakinî, Emirî ve Gedâî gibi üstat şairlerle Semerkand’ı, Türk kültür ve bilim merkezi yaptıkları halde, Lütfî de, mütevazî hayatı içerisinde, Herat’ı öz Türke merkez yapmak için çalışmıştır. Fakat Ali Şir Nevaî ve Sultan Hüseyin Baykara şahsî himmetleri sayesinde üstün gelmişlerdir. Çağatay Türkçesi adını alan ve bugünkü Özbekçe’nin anası sayılan bu edebî Türkçe uzun zaman Türk derdini anlayan, gönlünü okşayan bir dil olmuştur. linux nedir

Şahsiyeti ile Türk kültür kuruculuğuna, kalemiyle “Türki” adını verdiği Türkçeye karşı Ali Şir Nevaî’nin sarf ettiği emeği, burada değerlendirmek pek güçtür. Yüzlerce bilim adamları ile Türk şairlerini kanadı altında geliştiren ve besleyen bu büyük Türk evlâdı, cidden takdirin üstündedir. Dünya ölçüsünde bir üstat olmasına rağmen, onu Türkistan’ın bağrından ve kucağından ayırmak her babayiğitin işi olmasa gerektir. Doğu’nun ve batının insaflı bilginlerince de takdir edilen Ali Şir Nevaî, çeşitli Türk ülkelerine yetiştirdiği çırak şairleri ile, bütün Türk dünyasına maledlecek bir üstünlük kazanmıştır.

Özbekler arasında, millî kültür yadigârı eserler üzerindeki araştırmalara da büyük bir ilgi gösterilmektedir. Vücuda getirilmekte olan Türkistan’a ait yazma kitaplar kütüphanesi dışında, Orta-Asya ile ilgili yazma tarihî ve kültür kaynaklarının Özbek-çeye çevrilmesine başlanmıştır. Bunlar arasında: Hafız Tiniş’in Abdullah-nâme’si; Mir Muhammed Emin Buhârî’nin Ubeydullah-nâme’si; Mir Emin Buharî’nin Fetihnâme-i Sultânî’si; Mirza Sâ-lim’in Târih-i Sâlim’i; Abdürrahman Tali’in Târihi Abü’l-Feyz-Han’ı ve saire bulunmaktadır. Fakat Batı-Türkistan bununla yetinmemiş, eski klâsik Türk dil ve edebiyatı merkezi olması bakımından, yüzyıllarca mânevi Türk kültür ve folklor gelişmesine de merkezlik vazifesini yapmıştır. Halk destanının rağbet bulması bunun en canlı bir örneğidir. Tarihî “Köroğlu”, “Yusuf ve Ah-met,” “Sanuber”, “Küntuğmış”, “Alpamış” gibi halkaça bilinen ve sevilen destanlar yanında, ayrıca maziyi yaşatan bir de halk hikâyeciliği, geniş bir gelişme imkânı bulmuştur. Bunlar tarihte ün salmış “uluğ eırçılar” tarafından söylenmekte idi. Tohta-mış Han’ın Kâmalzade’si ile Cihan Mirza’sı, bu Orta-Asya meddahlarının veyahut bahşı’lanmn en ileri gelenleridir.

Buraya, halk ruhunu okşayan, onları millî yolda terbiye eden bir çok ve anlı sanlı müşterek Orta-Asya derviş şairlerini de katmak gerekir. Kendi millî dillerini, diğer diller üstünde tutmayı gelenek haline getiren bu kabil şairlerin başçısı Ahmet Yesevî olmuştur. Orta-Asya Türklüğünü, dili ve dini ile kenetleyen bu halk şairinin, umum Türkçe ve halk felsefesi üzerinde tesiri ve tepkisi pek büyük olmuştur. Yetiştirdiği kendi tarzındaki şairlerin sayısı, klâsik şairlerimizin kat kat üstünde olmuştur. Efsanevi birer şahsiyet kisvesine sokulan bu halk mutasavvıf şairlerinin, sahip oldukları üstün kabiliyet ve nüfuzları sayesinde Türk kültürü gelişmesine vermiş oldukları gerçek yön unutulmaz hizmetlerden biri sayılır,

Batı-Türkistan halk şairleri ve bahşileri lehine olarak bir de, geniş saha bulma ve her çeşit vasıtalarla halk terbiyesinde üzerlerine aldıkları vazife imkânlarını, göz önünde bulundurmak lâzımdır. Şamanizm dini yolu ile, halkın millî inançlarını teminat altına alan bahşiler, aynı itina ile mazinin ve millî tarihin, yüz güldüren canlı sayfalarını, öz Türkçeleri ile sermeğe çalışmışlardır. “Mollalı köy korkak – Bahşılı köy ise kahramandır” atasözü, Özbek Türkünün mazi yadigârına olan inancını en iyi belirten bir vecizedir. Geniş Batı-Türkistan ülkesini baştan sonuna kadar kat-etmeye hevesleri bulunan bu sazlı ve sözlü Özbek bahşilerinin, millî destanları yolu ile, millî bir Türk birliği vücuda getirmekte kendilerine göre büyük himmetleri olmuştur. Ana yurtlarına ait destan repertuarlarını terennüm ederek kardeşler ülkesi köşesine kadar sokarken, edindikleri yenilerini de kendi halklarına tanıtmakta idiler. Bir nevi mübadele karakterini alan bu halk edebiyatı, Batı – Türkistan’ın en önemli nokta ve merkezlerinde, birer mektep halini almış, Türkü daima tetikte tutmuştur.

Önemine göre Özbek dili ve edebiyatı oldukça düzenli bir şekilde işlenmiştir. Eski ve yeni Özbek Türkçesinin gramerleri hem Rusya’da hem Avrupa’da yazılmış, faydalı kaynak haline getirilmişti.

>> Türk Halkları‘na Geri Dön <<

(Türk BoylarıTürk TopluluklarıTürk Toplumları)

  1. özbek türk
    16 Eyl, 2016 - 14.16 | #1

    Bizler kardaşlarmiz biz bir agamiz

  2. abbas cabbar
    2 Haz, 2016 - 19.06 | #2

    Eni sonu büyük Türk imparatorluğunu kurup osmanlının mezarında huzura ermesini sağlayacağız.

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!