Osman Batur

osman baturTarihimizin kahramanlık örneklerindendir. Türkistan’daki direnişin adı olmuştur. Kürşad’ın ruhu adeta onda vuku bulmuştur. Milletinin özgürlüğü için çetin bir mücadele vermiş ve bir süreliğine de olsa sağlamıştır.

Altay kazaklarından İslam beyin oğludur. Annesi Ayça Hanımdır. Adı Osman Islamoğlu’dur. Kahraman ve yiğit anlamına gelen Batur adı ona sonradan verilmiştir. Kazak Türklerinin Orta Cüz kolunun Kerey boyundan Molkı aşiretine bağlıdır. İslambey’in Osman doğduğu (1899) zaman Kazakistan tarafında yaşadığı büyük bir ihtimaldir. 19. asrın sonlarına doğru Çin ile Rusya’nın sınırında yaşayan Kazaklar her iki tarafa da rahatça geçebilmekteydi. 20. yüzyılın ilk yıllarında bir göç yaşandı bu göçle birlikte İslambey’in Doğu Türkistan’a göç ettiği düşünülmektedir.(Lenin’in Kazak Türklerine yönelik soykırım hareketi ve oluşturduğu kıtlıktan olsa gerek)

Osman Altay Dağlarının eteklerinde Kazak örf ve adetlerine göre yetişiyordu. Çobanlık yapıyor. Daha çok küçük yaşta, kılıç kuşanıyor, at biniyor ve güreş tutuyordu. Söylentilere göre; İslambey’in köyüne gelen Böke Batur Osman’daki yeteneğin farkına varmış ve onu yanına almıştır. Böke Batur Osman Islamoğlu’nu 18 ay veya 2 yıl dağlarda çete savaşları konusunda eğitmiş olarak görmekteyiz fakat bu yaşanan olayların tarihlerini göz önünde bulundurduğumuz zaman bu olayın doğru olmadığını görmekteyiz. Böke Batur halkının istiklali için Mançurlara 1903 yılında esir düşmüştür. Bu sırada Osman Batur 4 yaşında idi ve dolayısıyla herhangi bir kılıç oyunu öğrenemezdi. Yani Osman Batur ve Böke Batur karşılaşmamıştır.

Çin zulmünün arttığı camilere girilip Kuran-ı Kerim’in yakıldığı dönemde Çinliler Türkleri isyancı olarak nitelendirmiştir. Türklerin elindeki silahlara el koyuyorlardı. Babası ve ailesindeki bazı kişiler silahlarını teslim etmişlerdi. Fakat Osman Batur “Bugün silahımızı alanlar, yarın canımızı da alırlar. Ben silahımı Çinlilere vermem istiyorlarsa ve güçleri yetiyorsa gelip alsınlar” diyerek dağa çıktı ve aynı gün bu mücadeleye destek gördü. Arkasından ilk giden arkadaşı Süleyman ve büyük oğlu Şerdiman oldu. Annesi Ayça Hanımın “Ben oğlumu bugünler için doğurdum Çinliler asırlardır koyun boğazlar gibi Türkleri öldürüyorlar. Bizim canımız, bizden önce ölenlerin canından daha değerli değildir. Bizden sonrakilerin yaşaması için oğlum ben ve diğer çocuklarım ölmeye hazırız” sözüyle bu mücadeleye verdiği desteği göstermektedir.

Mücadele 1941 Ekiminden 1943temmuzuna kadar gerilla savaşı olarak sürdürüldü. 22 Temmuz 1943’te Altaylar Çinlilerden tamamen temizlendi. Altay Türkleri bağımsızlıklarına kavuştular. Osman Batur’un mücadelesi devam etti. Altay Geçici Halk Cumhuriyeti başkanı oldu. 1944-1945 Tanrı Dağları’nın kuzeyindeki Doğu Türkistan Kazak Türklerinin yaşadığı bölgeleri de Çin istilasından kurtardı. 1945 yılının Ekim ayından 1947 yılının Şubatına kadar üç vilâyetten oluşan Doğu Türkistan Hükümeti’nin askerî ve mülkî âmiri olarak Vali sıfatıyla görev yaptı. O’nu, Şubat 1947’den Eylül 1949’a kadar Doğu Türkistan Cumhuriyeti koalisyon hükümetinin aslî üyesi olarak görüyoruz. Aynı zamanda, Altay Valiliği görevini de devam ettiriyordu. Bütün bu görevleri sırasında Çinliler ile silâhlı mücadeleden bir an bile geri kalmadı.

1951 yılının Şubat ayında Kanambal Dağının eteklerinde Çinliler Osman Baturu kuşatıp yakalandığı sırada yanında sadece birkaç düzine aile bulunmaktaydı. Osman Batur Urumçi’ye götürüldü. Korkunç işkencelere maruz kaldı ve Urumçi sokaklarında Çinliler arasında dolaştırıldıktan sonra 29 Nisan 1951 günü kulakları ve kolları kesildi ardından şehit edildi. Osman Batur ölmüş fakat yenilmemişti. Ruhu şad mekânı uçmak olsun.

Çinliler bugün de rahat durmayarak Doğu Türkistan’da soydaşlarımıza zulmetmektedir. Bu zulme duyarsız kalmayalım.

Alp Er

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!