Mor Salkımlı Ev (Halide Edip Adıvar)

Tarih: 6 Mart 2012  |   Bölüm: Kitap  |   Okunma: 7.029  |   Yorumlar: Yok.  |   Yazar:

Kitap Bilgileri

 

Adı: Mor Salkımlı Ev
Yazarı: Halide Edip Adıvar
Sayfa sayısı: 343
Yayınevi: Can Yayınları
Basım yılı: 2011

 

Özet

 

Yazar kitaba küçükken yaşadığı olayları an an hatırladığını anlatarak başlıyor. İlk önceleri anılarında Mor Salkımlı Ev ve annesi vardır. Annesi ile ilgili anıları çok sürmüyor çünkü yazar küçük yaşta annesini kaybediyor. Annesinin ölümüyle ilgili hatırladığı belki de en önemli anı, annesinin cenazesinde gördüğü safran rengi örtüdür. Bundan dolayı yazarın korkularında ve nefretlerinde hep safran rengi vardır. Babası sarayda görevli Edip Bey’dir. Evlerinde ilk önceleri görevli olarak Rasim Dadı ve Ali lala vardır. Yazar Rasim dadıyı sevmez. Rasim dadı ise Ali lalayı sevmektedir. Yazar Rasim’i sevmediğinden dolayı kızın, durumu aileye bildirmesinden korkarlar. Bir gün bundan dolayı yazarı döverken anneannesi bunları görür ve görevlilerin ikisini de evden attırır. Yazarın, annesinin ölümünden sonra en sevdiği iş, babasının atıyla saraya gidişini izlemektir. Bir gün aniden, nöbete kalan babasını görmek ister. Ağlar, sızlar ve sonunda seyis ile saraya gönderilir. Durumu zar zor nöbetçilere anlatan seyis sonunda kızı babasına ulaştırır.

Daha sonra başka bir evde ailesinden tanımadığı fertlerle tanışır. Bunlardan en çok dayısının oğlu Refat ve on yaşındaki ablası Mahmure’yi hatırlar ve bazı anılarını anlatır.

Babası başka kadınla evlenince başka bir eve taşınırlar. Yazar yine Mor Salkımlı Evi arar. Yeni annesiyle çabuk anlaşır. Daha sonra hastalanması üzerine doktorların tavsiyesiyle Mor Salkımlı Eve döner.
Yazar çocukluktan yavaş yavaş çıkmaya ve büyümeye başlamıştır. Artık hatıralarını bir film gibi hatırlamaktadır. Yazar bir keresinde hasta olur. Bundan dolayı anneannesi yazarı bir hocaya gösterir ve babası da eve doktor getirtir.
Ayrıca yazar mektebe ilk gidişini ve babasından işittiği ilk azarı da bu kısım da anlatmaktadır. En iyi arkadaşı Şayeste adında bir kızdır. Onunla birlikte geçirdiği Ramazan ve Kurban bayramlarını unutamaz. Yazar kurbanlara acımaktadır. Bunun dini vazife olduğunu bilmesine rağmen, okuduğu “Serencam” adlı kitabın etkisiyle kendini teselli eder. Dayısının ölümüyle sarsılan yazar, ardından bu olaya dayanamayarak ölen dedesine çok üzülür. Artık Mor Salkımlı Ev’den taşınma vaktidir. Bu evde hatırladığı son şey ise anneannesine Mahmure’nin etkisiyle yalan söylemesidir.

Artık yazar Üsküdar’da oturmaktadır. Burada Eğinli Ahmet ile tanışır. Kendisi okumuş, güngörmüş, kurnaz ve çok zekidir. Türk Halk Edebiyatı’nı çok sever ve yazara sürekli parçalar okur. Yazar zaten o kadar çok yabancı dil özentisi olunan bir dönem de herhangi birinden daha fazla Türk Edebiyatı’nın ruhunu kavrayabilmişse bunu Eğinli Ahmet’ e borçludur. Bu arada ikinci kardeşi dünyaya gelmiştir. Babası daha sonra abla ve teyze dediği iki kişiyle daha evlenir. Bu iki gelin anlaşamazlar. Daha sonra babası ablayı çocuklarıyla birlikte Mor Salkımlı Ev’e gönderir. Ayrıca burada Eğinli Ahmet’le gittikleri tiyatroları, Mahmure’ye gelen ilk görücüleri ve en sevdiği kahraman Hz. Ali ‘den bahsetmektedir. Yaşının küçük olmasına rağmen koleje gönderilir. Fakat öğretmenlerinin tavsiyesiyle okuldan alınır.

Yazar tekrar Mor Salkımlı Ev’e ailecek taşınmıştır. Babasının evi dekore ederek kendisiyle ilgilendiğini hissettirmesi, yazarı duygulandırır. Ama Mor Salkımlı Ev’den eskisi gibi zevk alamamaktadır.

Mahmure abla evlenmiştir. Üç çocuğuyla yeni bir evde oturmaktadır. Ev ikiye bölünmüştür. Teyze ile haminne bir tarafta, abla ve ailesi diğer taraftadır. Bu arada yazara Habeşli bir halayık gelmiştir. İlk başlarda bu halayıkla anlaşamasa da belli bir süre sonra anlaşmaya başlarlar.

Aldığı Arapça dersleri sayesinde okuduğu sureleri anlamak artık ayrı bir haz verir. Daha sonra gelen İngiliz hoca kendini yazara başka sevdirir.

Daha çok eğitim hayatına değinen yazar ikinci defa koleje başlamasıyla Mor Salkımlı Ev’deki maceraları tekrar son bulur.
Yazar artık 15 yaşındadır. Küçüklüğünden beri olgun insanlarla ve yaşlılarla olan muhabbetinden ve alakasından dolayı onlar gibi düşünmeye başlamıştır. Yazar, öbür gençler gibi bir gençlik yaşamamıştır.

2. defa kolej hayatı ona yaramıştır. Öbür dinlere olan merakını gidermek adına iyi olmuştur. Çeşitli hocalarından bahseden yazar tüm derslerinde başarılıdır. Bir tek matematik dersi iyi değildir. Daha sonra kendisine ders veren Salih Hoca’dan evleneme teklifi alır. Babasından çıkan pürüzlere rağmen kabul eder. Okulda yazarın evlenmesi zor gibi gözükse de, okul bittiğinde evlenecektir.

Yazar, Salih Zeki Bey’in teklifini kabul etmesiyle evlenirler. Salih Zeki Bey, yazar ve Salih Zeki’nin önceki eşinden olan oğluyla yaşamaya başlarlar. Üvey oğluyla yazar mesuttur. Anne olmak istemektedir. Fakat 20’sinden önce anne olması uygun değildir. 20’sinden sonra 2 çocuğu olur. Aynı zaman da Mahmure ablanın da 5. çocuğu yoldadır. Fakat kocasını bulaştığı siyasi olaylardan dolayı evi ablukaya alınır.

Normal hayata devam ederken Sultan Abdülhamit’in kararıyla 1. Meşrutiyet ilan edilir. Meşrutiyetin ilanı yıldırım etkisi yaratır. Yazar ve çevresinden kimileri bu işe sevinir. Kimileri de o kadar sevinmez. İşte yazar ilk olarak bu yıllarda “Tanin” adlı bir gazeteye yazmaya başlar. Fakat batılı görüşü fazla olan yazara ilk defa tehdit gelir.” Bir daha gazeteye yazmayacaksın” diye gelen tehdit her ne kadar yazarın gözünü korkutsa da o bu işten vazgeçmemiştir. Meşrutiyetin ilanında dolayı isyanlar başlamıştır. Meşrutiyet yanlısı yazara karşı oluşan tehditlerden dolayı yazar ilk önce evinden hiç çıkmamaya başlar. Daha sonra tanıdıkları bir dergâha sığınan yazar daha sonra Amerikan Koleji’ne sığınır. Böyle saklanmayla olmayacağı anlaşılınca mecburen memleket dışına gitmek zorunda kalır. Yazar ilk defa memleket dışına gider, burası Mısır’dır.

Mısır’a çocuklarıyla giden yazar, bir dost vasıtasıyla otele yerleşir. O sırada etkili olan kızamık salgınına çocuğu da kapılır. Hastalık üzerine yazar kocasını Mısır’a çağırır. Kocası yanlarına gelince çok uzun düşüncelerden sonra ve kendisinin de dostlarının bulunduğu İngiltere’ye gider. Orada daha önce tanıştığı Miss Fry’ın ve birkaç arkadaşının daha yanında kalır.

İsyanlar bastırıldıktan sonra yazar tekrar İstanbul’a geri gelir. O sıralarda pedagoji üzerine yazı yazıyordur. Çocuğu tifo olan yazar, çocuğuna bakarken yazdığı “Seviye Talip” adlı romanını bastırır. Daha sonra çeşitli eleştiriler alır. Eğitiminden dolayı ve tekliflerle de birlikte çeşitli eğitim kurumlarında görev alır.
Bu dönem Bosna-Hersek’in işgalini de içerir. Bundan dolayı Türkler Avusturya mallarını boykot eder. Böylelikle fes giyimi tümüyle sona ermiştir. Yerli başlık giyimi başlamıştır. Trablusgarp’ın işgaliyle de İtalyan malları ve makarna boykot edilir.

Yazara dokunan acı bir olay ise kocasının tekrar evlenme isteği üzerine boşanmaları olmuştur. 9 yıllık evlilik hayatı sona ermiştir.

Artık Balkan Harbi başlamıştır. Kendisinin daha önceden kurmuş olduğu, yaralıları tedavi eden ve kadınlara ders veren cemiyetteki insanların durumuna da değinir. Türk Ordusu Makedonya’da yenilmiştir. Bulgarlar Edirne’yi de almak ister. Savaşın bitmesi için Edirne ‘yi vermek niyetinde olan hükümet düşürülür. Daha sonra Balkanlar’da çıkan karışıklıktan yararlanan Türk Ordusu Edirne’yi geri alır.

İttihatçılar yapıcılığını kaybetmesiyle ülke çöküşe doğru gitmektedir. Yenileşme çabaları sadece bazı alanlarda başarılıdır. Birçok alanda ise başarısızlık yaşanmıştır.

Yazar eğitim sisteminde belli bir kademeye gelmiştir. Ama Şükrü Bey’le girdikleri bir çatışma sonucu işinden istifa eder. Daha sonra ısrarlar üzerine istifasını geri alan yazar, birkaç ay sonra söylemediği bir sebepten dolayı istifasını geri verir. Bu arada yazarı derinden sarsan bir olay olur. Canından çok sevdiği haminnesini kaybeder. Yatağa düşen haminne on gün kadar yattıktan sonra vefat eder.

Yakın çevresiyle birlikte belli kursları birleştirerek vakıf okulu kurarlar. Bu okulda eğitimci olarak göreve devam eder.
Yakın zamanda Birinci Dünya Savaşı patlak vermiştir. Yazar millet aleyhtarı olmadığı müddetçe savaşa karşı çıktığına değiniyor. Devamında Yusuf Akruman’ın Ömer Seyfettin gibi milliyetçileri toplayıp yaptığı toplantıyı anlatıyor.
Yazar bir müddet sonra Cemal Paşa’nın isteği üzerine birkaç öğretmen arkadaşıyla Arap Diyarı’na geçer. Buradaki eğitim ve öğretim hakkında inceleme yapması, rapor çıkarması ve Lübnan, Şam ve Suriye’de okul açması istenmektedir. Yazar bu istek üzerine çeşitli çöller aşıp, birçok Arap ve İsrail şehrine gider. Duruma bakar ve bir rapor çıkarır. Aynı zamanda buraları gezip başından geçen olayları anlatıyor. Yetimlerin olduğu ve bakımsızlıktan çocukların bitlendiği bir okula hoca olması istenir. O sadece müfettiş olmayı kabul eder. Çünkü ana ve baba olmuş aile insanlarının hoca olmasını ister. Onun raporuyla birçok yeni okul açılır. Ayrıca rahibelerin barındığı yeni bir yer de açılır.

Yazarın Arap Diyarı’nda üzerine düştüğü Ayin Tura adında bir yetimhane vardır. Yetimhane içler acısıdır. Çocuklar pislikten bitlenip, açlıktan zayıf düşmüştür. Yazar bu ve bunun gibi birkaç yetimhaneyi Cemal Paşa’nın desteği ve arkadaşlarıyla buraları tertip, düzen ve intizama sokar.

Bu çalışmalardan sonra okulun çevresinde savaş olabileceği haberi gelir. Ama yazar ve hoca arkadaşları okullar tatil olmadan hiçbir sebeple burayı terk etmeyeceklerini söylerler. Daha sonra yazarın gayretiyle okul en kısa zamanda tatil edilir. Çocuklar ise Kızılay’a bırakılır. Okul kapanırken yetimlerin hazırladığı ve oynadığı tiyatro ise yazarı çok sevindirir. Bundan dolayı çocukları aktör olarak adlandırır. Bundan sonra okul kapanır. Yazar ve arkadaşları İstanbul’a geri döner.

İttihat ve Terakki’nin başarısızlıkları zillet, başarıları ulviyet getirmiştir. O sıralarda Avrupa’nın en büyük destanlarından biri başlıyordur…

Şahıslar ve Olaylar

 

Yazar (Halide): Kendisinden bahsetmeye üçüncü tekil şahısla başlıyor. Daha sonra hafızası netleşince Anlatımı kendi üstüne alıyor. Burada küçük bir kız çocuğu iken, doğu ve batı kültürlerinden beslenerek usul usul büyür. Kah Mevlevi bir anneannenin yakarışlarını dinler, kah Avrupa özentisi bir babanın hayran olduğu İngiliz terbiyesini alır. Boşanmasından sonra hayatına eğitimci olarak devam eder. Ayrıca kendisinin açtığı cemiyetle meşgul olur. Kendisi eğitimi seven biridir.

Anneanne(Haminne): Bu yazarın anneannesidir. Adı Nakiye Hanım’dır. Mevlevi bir kadındır. Kimseye fena söz söylemez, şiddet etmez. Namazını muntazam kılar. Dini gösteriş hiç yapmaz. Yazarın hayatında en sevdiği insandır. Ölümü yazarı derinden etkiler.

Edip Bey: Yazarın babasıdır. Sarayda görevlidir. Yazar babasını çok sevmektedir. Birkaç evlilik daha yapmıştır. Edip Bey Avrupa hayranı bir insandır.

Salih Zeki Bey: Yazarın ilk kocasıdır. Matematik uzmanıdır. Kolejde okuduğu sırada yazarın matematik hocasıdır. Salih Zeki çok bilgin ve çevresi geniş bir insandır. Tekrar evlenme isteği üzerine yazarla boşanmışlardır.

Cemal Paşa(İkinci kısım): Yazrın Arap Diyarı’nda okul açmasını isteyen bir insandır. Kendisi İttihat ve Terakkiye mensuptur. Cemal Paşa hastalıkla mücadele etmek, mektep açmak siyasetini ele almış ve bu çalışmaları sonucu Suriye’de düzen kurmuştur.

Nakiye Hanım(İkinci kısım): Yazarla birlikte Cemal Paşa’nın isteği üzerine Arap Diyarı’na gider. Yazarın eğitimci arkadaşıdır.

Yazar

 

Halide Edip Adıvar, Meşrutiyet ve cumhuriyet devirlerinin tanınmış edebiyatçılarındandır. Kitap okumaya küçük yaşta başlayan Halide Edip ilk önce Tanin gazetesinde yazmaya başlamış ve daha sonraları birçok gazetede roman, makale, sohbet ve hikaye türlerinde eserler vermiştir. İlk romanlarında ferdi aşk temasını işlemiş, daha sonra belgeseldi ve sosyal romanlara önem vermiştir.

 

Eserleri

 

Roman

  • Heyula (1908)
  • Raik’in Annesi (1909)
  • Seviye Talip (1910)
  • Handan (1912)
  • Yeni Turan (1912)
  • Son Eseri (1913)
  • Mev’ud Hüküm (1918)
  • Ateşten Gömlek (1923)
  • Vurun Kahpeye (1923)
  • Kalp Ağrısı (1924)
  • Zeyno’nun Oğlu (1928)
  • Sinekli Bakkal (1936)
  • Yolpalas Cinayeti (1937)
  • Tatarcık (1939)
  • Sonsuz Panayır (1946)
  • Döner Ayna (1954)
  • Akile Hanım Sokağı (1958)
  • Kerim Ustanın Oğlu (1958)
  • Sevda Sokağı Komedyası (1959)
  • Çaresaz (1961)
  • Hayat Parçaları (1963)

Öykü

  • İzmir’den Bursa’ya (Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmet Asım Us ile birlikte, 1922)
  • Harap Mabetler (1911)
  • Dağa Çıkan Kurt (1922)

Oyun

  • Kenan Çobanları (1916)
  • Maske ve Ruh (1945)

Anı

Afşın Karakozanlı
Afşındır, delidir; ne yapsa, yeridir. Sevecendir, pek umursamaz; ama bir o kadar da haylaz. Derken efendim, hatır bilir, gönül sayar; ilgi alanıdır bilgisayar. Tabii, sadece bunlar olmaz kâfi; bazen neşeli bazen de kederli. Biraz ırkçıdır biraz deli; uykusuz geçmez geceleri... Art ardına dizerken dizeleri; sormayın ne kadar düşünceli. Öyle sevmez, sevemez her şeyi; o yüzden derler "ipe sapa gelmez biri". Diyen desin, söyleyen etsin, tutan yapsın; işte budur Karakozanlı Afşın.
   
Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.

*

  Yukarı çık!