Modernizm / Postmodernizm Akımı

postmodernizm nedir, özellikleriPostmodernizm, on dokuzuncu yüzyıl sonu ile yirminci yüzyılın başlarındaki modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra ortaya çıkan çeşitli üslûp ve yönelişlerin adıdır. Postmodern sözcüğünün modernizmden sonra gelen anlamı şöyle açıklanır: “Terim olarak postmodernizm ‘post’, ‘modern’ ve “-izm” gibi ön ek, kök ve son eklerden meydana gelmektedir. ‘Modern’ bu çağa ait, yeni anlamında kullanılır. Post ön eki, ‘den sonra’, ‘den kaynaklanan’, ‘den sonra gelen’ anlamları taşır”.

Dünyada, Postmodern, postmodernlik, postmodernizm ilk defa 1934’lerde duyulmaya başlamış… bir sanat akımı olarak 1950’lerden sonra kendinden söz ettirmeye başlamıştır. Postmodernizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Önceki edebi akımlarda kültürel ya da sosyal olarak sınıflandırdığımız nedenleri bu konuda teknolojik ve bilimsel nedenler olarak anlatmak post modernizmin içeriğine daha uygun olacaktır. Post modernizmin Batı dünyasındaki gelişimi üzerinde İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşananların etkisi olduğu söylenir. “Yaşanan katliamlar, dünyadaki süper güçlerin arasındaki silah yarışının yarattığı nükleer tehdit ve yok olma korkusu, endüstri devrimi ile ortaya çıkan gelişmelere duyulan inancın kaybedilmesi” postmodern düşüncenin gelişmesindeki en etkili faktörler olarak gösterilir.

Post modernizmin (modernizme buradan kast edilen teknolojinin getirdiği önü alınamaz yeniliklerdir) bir tepki olarak doğduğu ifade edilir. “Köhler ve Hassan’a göre
(1985) post modernizm terimi ilk defa Federico de Onis tarafından 1930’lı yıllarda modernizme tepkiyi ifade etmek için kullanılır. Bu tepki çoğu zaman yapı bozumculuk olarak da görülür. Kantarcıoğlu, postmodern roman hakkında şunları söyler: “postmodern roman ise, post modernizmin geçmişe aldığı ontolojik yaklaşımın ürünüdür… Postmodern roman birbirinin yapısını bozan ve yeniden yapılandıran pek çok metinden oluşmaktadır.

Postmoderniteyi genel bir değişim olarak ele alan ‘La Condition Postmoderne’ kitabından söz eden Anderson, modernizmle post modernizmin kıyaslanması için şunu
aktarır: “Mesleki, duygusal, cinsel, siyasal her türlü insansal varoluş alanında modernitenin bağlarından çok daha kullanışlı esnek, yaratıcı bağlar getiren geçici sözleşme yönündeki eğilim. Hassan, postmodernin temelindeki birliğin; ‘belirsizlik ve içkinlik oyunu’na dayandığını öne sürüyordu. Post modern sanatın üst ve alt kültür farklılıkları üzerinde duran salt anlayışlarına karşı olduğu, kültürün bir bütün olarak algılandığı için eserin her yerinde bunların birleştirilip bir arada verilebileceği ifade edilir.

Sanatı bir kurmaca olarak algılayan postmodern görüş bu sanatla gerçek hayat arasındaki bağları koparmak için tüm bu malzemeleri (Bilim kurgu, sanat eseri, polisiye, gazel, çiklet manisi, kamyon arkası yazısına kadar her şeyi) kurmaca bir sanat eserinde bir araya getirebilir. Eserlerde bütünlüğün olmaması, bölümler arası bağlantılarda görülen kopukluklar, olayların mantık silsilesi içinde gelişmemesi, birbirleriyle ilişkili olmayan kahramanlar, kahramanı olmayan romanlar/öyküler, çoğulculuk ilkesi, karşıtlıklar, karmaşık ve hetorejen yapı, grotesk, parodik ve masalsı anlatım, polisiye öğelerden yararlanma, gerilim, üst kurmaca, metinlerarasılık, imgesel anlatım postmodern bir anlatıda kullanılan öğelerdir.

Türk Edebiyatında Modernizm / Post modernizm.

Türk edebiyatında Tanzimat edebiyatından itibaren gelişerek yerleşen roman anlayışından sonra romana; ‘bireysel iç dünyadaki yolculuklar’(Aşk-ı Memnu), ‘öznel zaman kavramı’ (Saatleri Ayarlama Enstitüsü) ve ‘flash -back tekniği’ (Atilla İlhan’ın romanları) girerek romanın biçim ve öz ve estetik kavramında bir takım değişiklikler meydana geldiği ifade edilir. Bu değişiklikler modernizmin ilk kıvılcımları olarak anlatılır.

“Gerçek anlamda modernist ve /post modernist açılımlar, Türk edebiyatında yetmişli yıllarda kendini göstermeye başlar. Yetmişli yıllardan sonra romanlarda toplumsal sorunlara çözüm arayan bakış açısı yerine bireyin iç dünyasına ve varoluşuna yönelen romanların yazılmaya başlanmasıyla modernizmin ilk etkilerinin Türk edebiyatında görülmeye başlandığı ifade edilir.

Ecevit (2012), Türk edebiyatında modernizm ve post modernizm sürecinin batıdakinden farklı geliştiğini aralarında uzun zaman geçmediğini ifade eder. “Yetmişli yıllarda Türk romanı ilk avangart (öncü) metinlerini üretmeye başladığında, Batı avangardizmi post modern düzlemde at oynatmaya başlamıştı bile. Türk edebiyatında modernizmle postmodernist eser ve yazarların birinin birinden tam olarak ayırt edilememesinin nedeni olarak da bu gösterilebilir. Zira Ecevit’e göre “İlk avangardist Türk romanları, modern ve postmodern özellikleri aynı metinde bir arada alırlar edebiyatımıza.

Oğuz Atay, Türk edebiyatında Tutunamayanlar romanıyla modernist romanının öncüsü sayılır. 1972 yılında yayınlanan bu romanın kurgu ve biçim yönüyle getirdiği yenilikler onun avangart olarak anılmasının da nedeni olur. Yazarın eserinde postmodernist ögelerin de yer alması yazarım modernizm ve postmodernizm arasındaki belirsizliğin ve içiçe girmişliğinin iyi örneklerinden biridir. Ecevit, Atay’ın romanları için ‘Modernist öğelerin yanı sıra postmodernist öğelerin de metinlerinde yer aldığını, Atay’in ilk üst kurmaca yazarı olduğunu belirtir.

Tutunamayanlar romanının Jamaes Joyce’nin Ulysses romanından izler taşıdığını ifade eden Ecevit (2012) diğer postmodern romancılara da eser ve adlarıyla yer vermiştir. Bu isimler şunlardır: Yusuf Atılgan, Anayurt Oteli (1973), Ferid Edgü’nun Hakkari’de Bir Mevsim; Oğuz Atay’la birilikte bu iki ismi yetmişlerin içinde aynı kategoride değerlendiren Ecevit; seksen darbesinden sonraki isimlerin Batı edebiyatından yoğun şekilde yapılan çevirilerin etkisiyle bireycilik ve biçim yönünden Batı postmodernizmden etkilendiği ve sayılarının arttığını ifade eder.

Ecevit’in eserinde, seksen sonrası post modernistlere; Latife Tekin, Nazlı Eray, Bilge Karasu, Orhan Pamuk gösterilir. Orhan Pamuk’un arda arda yazdığı romanlarının hepsinde biçim denemeleri yaptığını belirtilir. Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı ile Umberto Eco’nun, İtalo Calvino’nun ve Amerika postmodernistlerin çizgisini yerel renklerle dokuyup onların geleneğinin Türk Edebiyatına taşıdığı ifade edilir. Hilmi Yavuz’un Fehmi K.’nın Acayip Serüvenleri, Pınar Kür’ün Bir Cinayet Romanı, Metin Kaçan’ın Ağır Roman ve Fındık Sekiz romanları post modernist öğelere yer verişi bakımından postmodern roman olarak adlandırılmıştır.

İhsan Oktay Anar, özelikle Osmanlıcayla Türkçeyi birbirine karıştırarak oluşturduğu değişik dil dokusuyla postmodernizm pek çok özelliğinin bir arda eserlerinde örneklendiren isim olarak gösterilmiştir. Kitab-ül Hiyel; Amat romanlarının yazarı Türk edebiyatına yeni kan olarak gösterilir. Murathan Mungan, Üç Aynalı Kırık Oda’yla post modern romana örnek gösterilir.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!