Mehmet Ali Aybar

mehmet ali aybarMehmet Ali Aybar, Ortodoks marksistlerin bir araya geldiği TİP (Türkiye İşçi Partisi) kurucularından olup partinin genel başkanıdır. M. Ali Aybar, üniversite doçentliğine kadar yükselmiş bir akademisyendir. Siyasî parti ile sosyalist devrim mücadelesini devam ettiren M. Ali Aybar, 1968’de Çekoslovakya’da Dubçek’in başını çektiği hürriyetçi sosyalizm hareketinin, Brejnev’in doktrini gereği Varşova Paktı ordularının ezilmesine karşı çıktı; “Güleryüzlü sosyalizm” anlayışını savundu. Bu sebeple yoldaşları Behice Boran ve Sadun Aren ile yolları ayrıldı. Daha sonra partiden ilgisini kesti.

Ortodoks marksistlerin esas hedefi, sosyalizme ulaşmaktı. Onlar Atatürk devrimlerini de bu açıdan yorumladılar. Osmanlı’da feodal bir düzen olduğu iddiasıyla yorumladılar. Bu feodal yorumu, Batı feodalizmi ile ters düşünce yorumlarına “Askerî, merkezi, doğu, despotik feodalizm” gibi yeni isimler taktılar. Partinin programını esas itibarıyla M. Ali Aybar yapmıştı. 1961 Anayasası’nın sosyalizme açık olduğunu savunarak partiye marksist bir hüviyet kazandırdı.

M. Ali Aybar, Türkiye’de sosyalist mücadelenin nasıl yapılacağı konusunda, Türkiye’nin özel toplum yapısını ve önemli çelişkilerin incelenmesi gerektiğine inanır. O, Türkiye’de bürokrat sınıfı ile komprador burjuvazi ve ağa sınıfının hakim sınıflar olduğunu, İttihat ve Terakkî Partisi ile CHP’nin bürokrat sınıfı temsil ettiklerini söylenirken, ona göre, Türkiye’de millî burjuva denecek bir sınıf yoktu ve dolayısıyla millî kurtuluş mücadelesinde öncü olması imkânsızdır. Aybar, küçük esnaf ve zanaatkârların ahiliğin etkisiyle sosyalizme yatkın olduklarını düşünüyor.

Türkiye’de esas mücadele Amerikancı bürokrasi ağa, komprador ile emekçiler arasında olacaktır, zira esas çelişki bunlar arasındadır. Bunun için bütün emekçiler koalisyon halinde yeni mücadeleyi başlatmalıdır. Sosyalizm, tepeden inme kazanılmaz. İstiklâl Savaşı, sosyalizme yönelmediği için, Türkiye tekrar emperyalizmin boyunduruğuna girdi. M. Ali Aybar’ın anladığı sosyalizm, demokratiktir; bunda halkın tam katılımı olacaktır. Bu sosyalizm aynı zamanda bir ahlâk anlayışıdır, merkezi somut insan olan bir hayat felsefesidir, bu sosyalizm, insan içindir. Aybar’ın sosyalizmi hürriyetçidir. Sosyalizm esas gayesi, sonunda yabancılaşma unsurlarından kurtarmaktır.

  1. 17 Haz, 2014 - 17.30 | #1

    Namdar Rahmi Karatay: Felsefe öğretmeni Namdar Rahmi Karatay (1896-1953) ile arkeolog Naci Fikret Baştak (1891-1948) tarafından 1925-1929 arasında çıkarılan “Yeni Fikir” dergisinde ortaya atılan fikirlerin etrafında meydana gelen harekete bu isim verilmiştir. Naci Fikret, Yeni Fikir dergisinin ilk sayısında bu hareketin amacını açıklıyor: “Çevrede ilmî ve felsefî bir çığır açmak.” Hareketin ilham kaynağı, Abdullah Cevdet, Gustave Le Bon, Nietszche gibi kimselerdir. Ama esas kaynak, Alman kimyageri ve düşünürü Wilhelm Oswald’ın (1854-1932) kurduğu enerjetizm akımıdır. Oswald, XIX. yy.’da yaygınlaşan maddeci izahlara karşı, maddenin enerjiye dönüştüğü ve madde diye bir şey kalmadığını ileri sürmüştü. Namdar Rahmi ve Naci Fikret, materyalizm karşıtı olarak kullanılan bu tezi, materyalizm lehine çevirdiler. Varlığı, bilgiyi, ahlâkı, dini, sanatı, kültürü, şuuru, duyguyu, hasılı herşeyi enerji ile izah ettiler.167 İzahlarının pek çoğu zorlamalı ve çelişkili idi. Meselâ gayeyi kabul etmiyorlardı, ama mefkûreyi kabul ediyorlardı. Sabırla dergiyi dört sene çıkardılar, ama umdukları alakayı bulamadılar. Hayal kırıklığı içinde derginin yayınına son verdiler. Konya Enerjetizm Felsefe Okulu, Cumhuriyet döneminin Anadolu’da orijinal bir sistem kurma iddiasıyla ortaya çıkan bir harekettir. Başarılı olmasa da bir örnek teşkil eder. Böylesi fikir hareketlerin artması lazımdır.

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!