Kübizm

kübizm nedir, özellikleriKübizm, somculuk da denilen bu sanat akımı, yirminci yüzyıl başlarında İspanyol ressam Picasso tarafından resimde açılmış, sonra öteki sanat kolları ile birlikte edebiyata da geçmiştir. 1980 yıllarında empresyonizme ve o güne kadarki diğer sanat anlayışlarına tepki olarak doğduğu söylenen kübizm önce bir resim akımı olarak görüldüğü1913 den sonra edebiyatın şiir türünde özellikle etkili olduğu 1930’lu yıllara kadar etkilerinin devam ettiği ifade edilir.

Dünya edebiyatında; Max Jacob (1876-1944) Guillaumme Apollinaire (1880-1918), Andre Salmon (1881-1969), Blaise Cendrars (1887-1961) Jean Cocteau (1889-1963),
şiirleriyle bu akıma örnek gösterilmiştir.

Kübizmin ortaya çıkışındaki nedenler. Kübizm, var olanı olduğu gibi anlatmak yerine sanatçının görmek istediği şeyi görmek istediği gibi anlatması olarak yorumlanır. Çetişli kübizmin orataya çıkışını anlatırken öncelikle geleneksel sanat anlayışı ve mimesisten söz eder. Esas olanı taklit etme olarak açıklanan mimesis, sanat eserinde diş dünya gerçeğini yansıtmak olarak kabul edilirken kübistlerin bu kabule karşı çıktıklarını, sanat eserinde gerçeğin benzerini yansıtmak zorunda olmadığına inandıklarını ifade eder.

Türk edebiyatında kübizm. Gözler, Türk edebiyatında bu akımın belli bir noktada belli seçkin kişilerinin olamadığı ifade eder. Fakat kitabında, noktalama işaretlerini kullanmamaları, dize kırmaları bakımından Asaf Halet Çelebi, Şahinkaya Dil, Cahit Külebi’nin şiirleri bu akımı örneklendirmek için kullanılmıştır. Türk edebiyatında, Gözler, Abdülkadir Bulut’u Türk Dili dergisinde yayınlanan şiiriyle kübizme örnek göstermiştir.

Kübizm’in belli başlı özellikleri:

– 1908’de empresyonizme ve o güne kadar olan sanat anlayışlarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Önceleri bir resim akımıyken daha sonra edebiyatı, sonra da şiiri etkilemiştir.
– Kübist olan bir ressam nesneleri üç boyutlu ve geometrik olarak yansıtmaya çalışır. Yani resimde, bir insanın sadece dış görünüşünü vermekle kalmayıp duygularını, isteklerini, hasretlerini de yansıtmaya çalışır.

– Dış dünyayı normal, geleneksel şekilde göstermek yerine söylenmemiş, gösterilmemiş gerçekler peşindedir.
– Varlığın, dış görünüşüyle birlikte iç dünyasının betimlenmesi amaçlanmıştır.
– Sanatçılar, anlatımı canlı kılmak için, yapıtlarında duygularla olayları karıştırarak yansıtmışlardır.
– Şiirin akla ve mantığa dayanmaması gerektiğini savunurlar. Söylenmemiş olanı, görünmemiş olanı söylemek için akıl değil, hayal gücü kullanılmalıdır.
– Varlığı tüm boyutlarıyla (dış ve iç görünüşü, duygusal boyutu, geçmişi, geleceği…) vermek esastır.
– Noktalama işaretlerine karşı çıkmışlar, biçimde her yeniliğe açık olmuşlardır.

Bu konuya henüz yorum yapılmamış. Düşüncelerini paylaşan ilk insan olmaya ne dersin?

Yorum yaz!

UYARI: Lütfen doğru ve güzel bir Türkçe ile hakaret etmeden yorum yapınız.
  Yukarı çık!